
REWŞAN DENİZ/HABER MERKEZİ
Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke, PKK yasağının daha da sıkı bir şekilde yürütüleceği ve kapsamının genişletileceği yönünde verilen mesajı, Alman hükümetinin Türk devletine boyun eğmesi olarak yorumladı. Tarihçi/yazar Nick Brauns ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın siyasi bir temsilci ve düşünür olduğuna dikkat çekerek, "Öcalan'a PKK lideri diyerek aslında onun rolünü hafifletiyorlar" dedi.
Almanya İçişleri Bakanlığı'nın 2 Mart'ta bir genelge ile bazı Kürt sembollerini yasaklamasının ardından, Kürt halkının katıldığı eylem ve etkinlikler, giderek daha çok kriminalize ediliyor. Geçtiğimiz Cumartesi yapılan 25. Kürt Kültür Festivali'nde Öcalan'ın "yasaklı sembolleri listesi"ndeki fotoğraf dışında başka fotoğrafının gösterilmesini Köln Belediyesi onayladı. Ancak festivalin ardından Türk devleti tarafından gelen saldırılar, Alman hükümeti öyle bir telaşa sokmuş olmalı ki, İçişleri Bakanlığı PKK yasağını sıkılaştıracağı anlaşılan bir açıklamada bulundu. Peki "Öcalan'a özgürlük" dilerken bile posterlerini yasaklayan zihniyetin karşısında duranlar ne düşünüyor?
Kürtler siyaset dışına itiliyor
Sol Parti (Die Linke) Federal Milletvekili Ulla Jelpke, CDU ve SPD partileri tarafından Türk devletine yönelik eleştirilerin sadece taktiksel seçim propogandası olduğunu söyledi. "Ankara'ya daha çok kim baskı yapacak" yarışına giren CDU ve SPD'nin, Almanya'da yaşayan Kürtleri hayal kırıklığına uğrattığını kaydeden Jelpke, PKK yasağının kaldırılmasını isteyen tek partinin Sol Parti olduğunu hatırlattı. Federal İçişleri Bakanlığı'nın PKK yasağının kapsamının genişletilebileceğini duyurmasını değerlendiren Jelpke, "Bu kararla Alman hükümeti Ankara'nın talepleri karşısında boyun eğmiş olur" dedi. "Sol Parti olarak Türkiye'deki barış çözümünü desteklemek için PKK yasağın kaldırılması şart" diyen Jelpke, Almanya'da yaşayan Kürtlere demokrasi yoluyla siyasette yer almaları için imkan sağlanması gerektiğini istedi.
Öcalan, Kürtlerin temsilcisi
Bazı eyaletler, yasaklı semboller kapsamında yayınlanan listede Öcalan'ın (mavi gömlek ile sarı arka plan) tek fotoğrafın yasak olduğu gerekçesiyle, tıpkı Köln'de yapılan Kürt Kültür Festivali'nde olduğu gibi Öcalan'ın diğer posterlerine müsade edilmişti. Ancak bunun daha sonra somutlaştırılarak Öcalan'ın her fotoğrafının yasaklanması hedefleniyor.
Bu tutumu eleştiren Jelpke, konuya ilişkin şu sözlere yer verdi: "Alman güvenlik makamlarının bugüne kadar Öcalan'ın fotoğraflarına yönelik yaklaşımları eleştiriliyordu. Fakat Ankara ve İçişleri Bakanlığı (Almanya) bunu daha farklı ele alıyor. Her kentin ve eyaletin belediyesinde bulunan müracaat yerinin (Versammlungsbehörde) yasaklı semboller kararı, kendi inisiyatiflerinde. Kendi kanaatlerine göre karar yetkileri var. Dolayısıyla Öcalan'ın hangi fotoğrafının yasak olacağına da kendileri karar verebilir. Bu yüzden de Kürtlerin hiçbir eylemde hukuki güvenliği bulunmuyor."
Düzeltme beklerken yanlışta ısrar
Burada makamların keyfi kararlar almamaları için bir düzeltme yapılması beklenirken, Alman hükümeti Öcalan'ın her fotoğrafı veya resmini yasaklamayı ve suç unsuru olarak yasallaştırmayı düşünüyor. Bu yanlış yolda atılmış bir adım. Milyonlarca Kürt, Öcalan'ı sadece PKK lideri olarak görmüyor. Öcalan siyasi bir temsilci ve düşünür. Alman hükümeti bunu artık kabul etmeli."
Jelpke, Belçika mahkemesinin verdiği kararın örnek olarak gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Belçika, verdiği karar ile PKK'nin 'terör örgütü' olmadığını ve uluslararası hukuk çerçevesinde Türkiye'de meşru bir parti olduğunu kabul etti" dedi.
Öcalan'ı tanıyor musunuz?
Tarihçi/yazar Dr. Nick Brauns da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hakkında düşüncelerini gazetemizle paylaştı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Alman basınında "Kürt lideri" olarak tanımlanmasının aslında ırkçılık da sayılsa, doğru bir kavram olduğunu söyledi. Brauns, "Trump için 'Amerika lideri' veya Merkel için 'Alman lideri' denilmesinden de yola çıkarak, bu kavramın ırkçı bir tanımlama olduğunu söyleyebiliriz. Ancak çok da yanlış bulmuyorum. Kelime anlamı olarak Öcalan'ın Kürtlerin lideri olduğu doğrudur. Bir kaç yıl önce çoğu Kürt olan 12 milyon kişi Öcalan'ın özgürlüğünü barış sürecin garantisi olarak gördü. Öcalan'ın düşüncelerini çok paylaşmayan, kadın özgürlüğünden çok da yana olmayan, temel demokrasi ile alakası olmayan muhafazakar Kürtler de Öcalan'ı temsilci olarak görüyor."
'Sadece PKK lideri demek rolünü küçültür'
Alman güvenlik makanlarının Öcalan'ı PKK lideri olarak tanımladığına dikkat çeken Brauns, "PKK başkanı diyerek Öcalan'ın rolü küçültülüyor. Bu tıpkı Lenin'in Rus komünist partisinin başkanı olarak görmek gibidir" dedi.
HDP siyasetçilerin de Öcalan'ı savunduklarına ve fikirlerini esas aldıklarına dikkat çeken Brauns, "PKK yasağının Almanya'da sıkılaştırılmasını onaylayan, HDP'ye yapılan baskı ve saldırıları onaylar" dedi.
Rojava ve Suriye savaşında Arap, Türkmen, Asuri, Süryani ve Ermeniler de Öcalan'ın artık tanındığı ve kabullenildiğine işaret eden Brauns, Rojava'daki "Öcalan profiline" dikkat çekti: "Rojava'ya gittiğimde Öcalan'ın fotoğrafları kamusal alanlarda asılı olduğunu gözlemledim. Suriye bölgesinde yaşayanlar için Öcalan PKK Başkanı değildir; Rojava Devrimi'nin felsefe düşünürü olarak görülüyor. DAİŞ'e karşı savaşan YPG ve YPJ'liler boşuna Öcalan'ın resmini üniformalarında taşımıyor. Bunun yanında bu savaşçılar, ABD'nin desteğini alıyor."
Brauns, herkesin Öcalan'ın Almanca çıkan kitaplarını okumayı tavsiye etti.