İsviçre Gündemi


İsviçre’de 60 yerli ve yabancı örgütün temsil edildiği en büyük platform olan 1 Mayıs Komitesi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı Zürich 1 Mayısına anakonuşmacı olarak çağırdı. Geçmiş dönemlerde de kurtuluş mücadelesi veren, dünya barışı, insan hakları ve demokrasi kahramanları Zürich 1 Mayısına davet edilmiş ve büyük ilgi görmüşlerdi. Komite Öcalan’ı da “demokrasi, özgürlük ve barış” çabalarından dolayı davet ettiğini duyurdu.
Komitenin bu kararı çok kolay almadığını, Kürt temsilcilerin, sol çevrelerin, sendikaların ve sol partilerin ısrarlı çabalarıyla kabül ettiğini biliyoruz. Bu Öcalan’ın önümüzdeki günlerde Mandelavari barış ve demokrasi kahramanı olarak daha fazla sahiplenileceği, gündemleşeceği anlamına gelmektedir.
60 ulusal ve uluslararası örgütün kararı, Öcalan’ın yerinin imralı değil, demokrasi, barış ve çözüm platformları olduğunun kabülü anlamını taşımaktadır. Bu özelliklerinden dolayı onlar için Öcalan Zürich’de olmalı ve konuşmacı olarak 1 Mayıs’ı onurlandırmalıdır. Yadırganan şey Öcalan’ın Zürich’e gelebiliyor olması değil, Zürich’e gelemiyor olmasıdır.
Dünya ve Türkiye’nin tartıştığı çözüm sürecine Kürt Halk Önderi Öcalan’ın manifestosu ve adımları damgasını vurdu. Bütün dünya ve İsviçre basını, Newroz mesajını ve Öcalan’ın Türkiye’ye sunduğu çözüm perspektiflerine yer verdi ve hala da yer vermeyi sürdürüyor. Elbette Uluslararası Öcalan’a Özgürlük Komitesinin çözüm süreci öncesinden başlattığı ama bugün anlam ve önemi daha bir anlaşılan “Öcalan’a Özgürlük İmza kampanyası“ da küçümsenmeyecek ölçüde, Öcalan ve Kürt sorununu her kesimden ve her yaştan Avrupalı ve dünyanın farklı ülkelerindeki insanlara taşıdı.
Basında bugün Öcalan ve Kürt sorunu haberlerini okuyan Avrupalılar 3 ya da 2 ay önce ne için imza attıklarını, ve imzalarının ne anlamına geldiğini fark etmeye başladılar. Öcalan’ın bu denli gündemleştiği, önemsendiği bir dönemde hem imza kampanyasının önemi anlaşıldı hem de sayısız yararları. Kampanya adeta her düzeyde bir diploması, her düzeydeki insanı Kürt ve Öcalan’la yüzleştirme aracı haline geldi.
Hafta sonu Zürich’de 10 ülkeden örgütler savaşa karşı bir eylem düzenlediler. Yoğun Kürt gençlik katılımı vardı. Etopyalı, Malili, Somalili, Kenyalı, Ortadoğulu insanların Kürt gençleriyle birlikte “Kahrolsun savaş, Kahrolsun Obama, Erdoğan”, “Bijî Serok APO” (Kürtçe söylediler) solaganları atması hayli anlamlıydı. Anlaşılıyor ki bütün ezilen halklar, barış arayanlar,  Öcalan’ı tahmin ettiğimizden de fazla izliyor ve sonuçlar çıkarıyorlar.
Özetle, Öcalan 2013 yılında 1 Mayıs’a konuşmacı olarak gelir ya da gelmez ama o adeta çoktan özgürleşmiş bir barış güvercini olarak sahipleniliyor. Bedeni içeride olsa bile milyonlarca insan onu yanında, platformlarda, konferanslarda yanı başlarında hissediyorlar.
Bunu başaran bir liderin, başarmayacağı birşey kalmamıştır. Bir gün Öcalan Zürich’e gelirse kimse şaşırmayacak artık.