Dün 15 Şubat’tı. PKK’nin kurucusu ve lideri Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirilişinin 14. Yıl dönümüydü. Öcalan, Türkiye’ye teslim edildiğinde “PKK’nin 6 ay içinde dağılacağı, Öcalan’ın da etkisiz bir konuma geleceği, Kürtlerin örgütsel yapılarının dağılacağı” hedeflenmişti. Ama öyle olmadı. Kürtler Öcalan’a daha fazla sahip çıktı. PKK dağılmadı aksine daha fazla güçlendi. Öcalan ise daha çok etkili bir konuma geldi. Dün yaşanan tabloya baktığımızda bu durumu çok daha iyi yorumlayabiliriz.
Dün Kürt illerinde kepenkler açılmadı. Gençler geceden itibaren sokaklardaydı. Kadınlar, gençler, yaşlılar ve çocuklar çeşitli eylemlerle “Öcalan’a Özgürlük” sloganları ile sokaklarda vardı. Avrupa’daki Kürtler yüzlerce kilometrelik yürüyüşlerinde aynı sloganları haykırdı. Süleymaniye ve Hewler ile Afrin, Qobani’de de Kürtler sokaklardaydı. Gerilla Kürdistan dağlarındaki mevzilerinde direnişini büyüterek sürdürüyor. Zindanlarda tutsaklar direnişteydi. BDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak ve 6 kadının süresiz, dönüşümsüz açlık grevine gidişinin ilanı; BDP ve Blok milletvekillerinin açlık grevine gitmesi ortaya büyük bir direniş fotoğrafı koyuyor. Kürt toplumunun bir bütün olarak direniş içinde olduğunun fotoğrafı.
Evet; Komplo 14. Yılına girerken Türkiye’de yaşanan krizin merkezinde de Kürt sorunu ve Öcalan var. En son MİT Krizi olarak tanımlanan ve devlet içindeki güçlerin çelişkisi olarak yorumlanan bu krizin nedeni de Öcalan. Türk devletinin kendini yeniden yapılandırma çabası da PKK hareketi ve Öcalan’ın politikalarına göre şekilleniyor. Türk devleti bütün tutuklamalara, askeri operasyonlara ve tecrite rağmen Öcalan ve PKK öncülüklü Kürt siyasal hareketini durduramıyor. Peki bunun sırrı nedir? Bu durum nasıl analiz edilebilir?
PKK hareketini kuran ve liderliğini yapan Abdullah Öcalan’ın siyasal mücadelesi yarım asra yaklaşıyor. Öcalan’ın; 15 Şubat 1999’dan itiraberen İmralı’daki direnişi ise 14. Yılına girdi. PKK’nin hangi koşullarda, nasıl mücadele ettiği herkesin malümu. 12 Eylül 1980 askeri darbesi, Diyarbakır Zindan direnişi, 15 Ağustos 1984 tarihinde başlatılan gerilla savaşı ve ardından 1990’larda ortaya çıkan Kürt serhildanları kendi başına birçok şeyi anlatıyor. PKK gibi bir harekete siyasal-askeri ve ideolojik liderlik yapmanın nasıl birşey olduğunu konuya ilgi duyan herkes bilebilir. Öcalan önderlikli PKK hareketi  NATO’nun en büyük ikinci ordusuna karşı çeyrek asırdır direniyor. ABD ve AB gibi uluslararası güçlerin PKK’ye çıkardığı engellere bir de Ortadoğu ve Kürdistan coğrafyasındaki karmaşık ilişki ve çelişkilere rağmen ayakta kalmanın ne kadar zor olduğunu günlük gelişmelerden de rahatlıkla okuyabiliriz.
Nereden ve nasıl bakarsanız bakınız; Öcalan’ın siyasal mücadelesindeki her an zorlu koşullara karşı direnişle geçmektedir. Öcalan’ın bu direnişi Kürdistan toplumunda çok büyük bir siyasal güç potansiyeli ortaya çıkardı. Kürtlerin bu siyasal potansiyeli sadece Türkiye Cumhuriyeti için değil, İran, Irak ve Suriye’yi de etkiliyor. Öcalan’ın bölgeden çıkarılması sonrasında Irak’a yapılan müdahale ile açığa çıkan gelişmelerin Öcalan ve PKK ile birebir ilgisinin olduğu ortaya çıktı. Suriye’deki değişim ve gelişmedede yine PKK dinamiği temel etkenlerden biri. Aynı durum İran için de geçerli. İran’ın katı politikalarına karşı ilkelerinden ödün vermeden direnen bir yapı PKK. Bütün bunları topladığımızda ortaya şöylesi bir sonuç çıkıyor; Öcalan duruşu ve direnişi ile Ortadoğu siyasetine yön veriyor. Peki 14 yıldır tecritte kalan bir liderin böylesine etkili hale gelmesi nasıl oluyor? Bu sorunun yanıtı da yine Öcalan’da. Hiç durmadan üreten, kendisin toplumsallaştıran, politik ve ideolojik olarak kendisini yenileyen Öcalan, Kürt toplumsallığını kendisinde somutlaştırmıştır. 
Nereden bakarsanız bakın 13 yıl boyunca en ağır tecrit koşullarında kalan bir insanın kendini ayakta tutması bir direniştir. Tek kişinin bu direnişi; bir halkın direnişine dönüşmüş durumdadır. Bütün baskılar artık geri tepmektedir. Baskılar ve zulüm direnenleri daha kitlesel ve radikal kılmaktadır. Bu özellik Öcalan’ın duruşu ile ortaya çıkmıştır.