Kürdistan’ın tüm parçalarında ve Kürtler’in yaşadığı yurtdışı sahalarında, geçen yıldan beri "Öcalan’a özgürlük" sloganıyla bir imza kampanyası yürütülmektedir. Devam eden bu imza kampanyasına katılım, sadece Kürtlerle sınırlı değildir. Kürtler’le birlikte Kürt Halk Önder’inin öncülüğünde yürütülmekte olan demokrasi ve özgürlük mücadelesine destek veren tüm toplumsal kesimlerin, değişik halklardan insanların, değişik inanç ve kültürlerden insanların destek verdiği bir kapsam kazanarak devam etmektedir. 

Değişik halklardan, inançlardan ve kültürlerden kampanyaya destek veren insanlar, sadece Kürt sorununun çözümü için destek imzası vermiyorlar. Bu sorunun çözümünde birçok toplumsal sorunun çözümünün de yattığına inanç getirdikleri için desteklemekte ve imza vermektedirler. Çünkü Kürt Halk Önderi’nin çözüm projesi, önümüzdeki yüzyılların yeni demokratik toplumsal yaşam sistemini kapsamaktadır. Önümüzdeki süreçte geçerlilik kazanıp en az birkaç yüzyıla yayılma olasılığı yüksek olan Demokratik Ulus projesini kapsamaktadır. 

Aslında bunu da aşarak, içinde bulunduğumuz çağın giderek karakterini de değiştirip demokratik kılacak bir perspektifin sahibi. Yeni bir modernite geliştirme ya da var olan moderniteyi demokratik kılmaya dönük büyük bir iddia sahibi. Demokratik kılınarak yenilenecek olan modernitenin geçerli ulus formu demokratik ulus, geçerli endüstri tarzı ekolojik endüstri, esas alınacak ekonomik sistemi ise komünaliteye dayalı bir ekonomik sistem olarak düşünülmekte. Toplumsal doğanın tarihsel taslağını oluşturan temel güçler ile güncel toplumun tüm toplumsal kesimlerini, sistem içi olup ezilen, dıştalanan, hor görülen, değersizleştirilen, iradesiz görülen, ahlaki ve politik niteliğine yabancılaştırılan ve yeterince örgütlü olmayan, yine sistemin dışına itilmiş birçok kesimi, örgütlü veya örgütsüz kalan sistem karşıtı tüm güçleri kapsamayı esas almaktadır.

Bu kadar muazzam kapsayıcı bir demokratik toplum projesinin düşüncesine, böyle bir düşüncenin sahibine elbette toplumun büyük demokratik kesimlerinin destek vermesi beklenir. Bu kampanya ile gerçekleşmesi beklenen de budur zaten. 

Yansıdığı kadarıyla Kürtler için kara gün olan uluslararası lanetli komplonun yıldönümü olan 15 Şubat’ta, "Öcalan’a Özgürlük" kampanyasında toplanan imza miktarı ve imza veren belli başlı demokratik toplum kesimlerinin temsilcileri ile imza veren tanınmış şahsiyetlerin bir kısmı açıklanacak.

Kampanyanın sonuçları hem Kürtler hem de kampanyaya katılan ve destek veren her kes tarafından çok merak ediliyor. Çünkü hem Kürtler için hem de toplumun tüm demokratik kesimleri için Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğü büyük bir hasret olmuş. Duygu anlamında bir hasret iken düşünce anlamında da büyük bir iradi davadır. Kürt Halk Önderi’inin esareti Kürtlerin olduğu kadar, demokratik toplum kesimlerinin de esareti anlamına gelmektedir. Bu anlamda bir an önce İmralı esaret koşullarının sona ermesi ve özgürlüğüne kavuşması için imza kampanyasına herkesin destek vermesi demokrasi ve özgürlük çıkarınadır. Hem Türkiye hem Avrupa’da ve diğer her yerde başta kadınlar olmak üzere kendine demokratım diyen herkesin bu tarihi kampanyaya mutlaka destek vermesi, bir bilinç ve vicdani işi olmaktadır.

Bu arada Kürt Halk Önderi’nin yaşamı boyunca, bulunduğu her türlü koşul altında özgür ve iradeli bir kişilik olduğunu da belirtmeden geçmemek gerekmektedir. Uluslararası lanetli komplo sonucu on altı yıldır tutulmakta olduğu İmralı tek kişilik kapalı cezaevinin koyu izolasyon koşullarında, tek başına ayakta yaşama ve ayakta iradeli kalma konusunda büyük bir direniş sergilemiştir. Üstelik bu koyu izolasyon ve esaret koşulları altında bu görkemli demokratik modernite projesine yoğunlaştı ve kaleme aldı. Bu irade, hayranlık uyandıran ender bir örnektir. Bu bakımdan aslında Kürt Halk Önderi aslında hiçbir zaman gerçek anlamda asla esir alınamamıştır. Esaret duvarları sadece maddi bir gerçek olmanın ötesinde, bu iradeyi asla geriletememiştir. Bu anlamda aslında Kürt Halk Önderi zihinsel ve iradi olarak sonuna kadar özgür bir insandır. Ancak bu muazzam iradenin akışı, tam on altı yıldır İmralı duvarları arkasında sınırlandırılmaya çalışılmaktadır. Bu kampanya ile kabul edilmeyen ve önü açılmak istenen, sınırlandırılmak istenmiş olan bu iradi akıştır. Bu demokrasi ve özgürlük iradesi artık bir çağlayan gibi gümbür gümbür akmayı hak etmektedir.