“Öcalan’a Özgürlük” kampanyasında sessiz kalanlara

Fehim IŞIK yazdı —

  • Bu savaşın son bulmasını isteyen herkes, Abdullah Öcalan’ın rolünü oynayabilmesi için gerekeni yapmaktan sorumludurlar. Bu herhangi bir siyasi hareket için bir zaaf değil. Esasen Kürt halkının dostlarına güç katacak bir durumdur.

10 Aralık 2023'te dünya çapında binlerce tanınmış şahsiyetin katılımıyla "Abdullah Öcalan'a Özgürlük, Kürt Sorununa Siyasi Çözüm" adıyla bir kampanya başlatıldı. Kampanyaya katılanlar arasında Kamboçya'dan Endonezya'ya, İngiltere’den Amerika'ya kadar siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler, filozoflar, Nobel Barış Ödülü sahibi kişiler, işçiler, çiftçiler, savaşçılar, kadınlar ve gençler bulunuyordu.

Bu kampanya hiç kuşku yok diplomatik çabaların bir sonucu olarak ortaya çıktı. Bu alanda yıllardır devam eden çalışmaların sonuç verdiğini ve kampanyanın başlatılmasını sağladığını belirtmek gerekir. Uzun yıllardır iğneyle kuyu kazarcasına yürütülen bir çabanın olduğunu biliyoruz. Eğer bu çaba olmasaydı bu kadar farklı düşünen insan kendiliğinden bir araya gelmez ve böyle bir kampanya başlatma kararı almazdı. Elbet Sayın Abdullah Öcalan’ın yıllardır büyük bir sabırla sürdürdüğü kararlı duruşu da, Kürt savaşçılarının ağır bedellerle yürütülen direnişi de insanlar üzerinde büyük bir etki yaratmış ve kampanyanın başlatılmasına vesile oldu.

Abdullah Öcalan son 25 yıldır İmralı zindanında esirdir ve açık belirtmek gerekir ki birileri görmese bile bu süre zarfında tüm enerjisini Kürt sorununun siyasi çözümüne harcamıştır. Öte yandan çözüm yolunun diyalog ve müzakereden geçtiğini açıkça savunan ve bu yolu açmak için büyük bir sabır ve inatla çaba harcayan biridir. Görünen o ki Abdullah Öcalan'ın bu duruşu ve siyasi çözüm yönündeki çabaları da etkili isimlerin kampanyaya katılımına önemli bir vesile olmuştur.

Kampanya başladıktan sonra, Kürtler Kurdistan’ın dört parçası başta olmak üzere dünyanın birçok kentinde bu sürece katıldılar. 10 Aralık'tan bu yana her gün bir yerde etkinlikler düzenliyorlar. PKK ve PAJK tutsakları hapishanelerde başlattıkları açlık grevleriyle kampanyada yerlerini aldılar. Onları tutsak aileleri takip etti. Tutsak aileleri de kampanyaya adalet nöbetiyle katılım sağladılar. Kısaca belirtmek gerekirse Kürt halkı ve dostları dünyanın dört bir köşesinde milyonları bulan bir katılımla "Abdullah Öcalan'a Özgürlük, Kürt Sorununa Siyasi Çözüm" kampanyasına destek verdiler, vermeye devam ediyorlar.

Ne yazık ki bu konuda ses vermeyenler bazı Kürt siyasetçileri ile Kürt siyasi hareketleri oldu. Kampanyaya destek verenler ağırlıkla PKK hareketine yakın siyasi çevreler ile Abdullah Öcalan’ın görüşüne yakın olanlar veya o görüşleri savunanlardır. Bunun dışında Türk devletinin uygulamalarına karşı olan ve yıllardır Kürt halkının özgürlüğü için mücadele eden bir kesim hala sessizler ve kör-sağırı oynuyorlar. Bunlardan birileri bazen sözlerini söyleseler bile on eleştiri yöneltip bir destek veriyorlar. Ancak böyle yapanlar bile hala "Abdullah Öcalan'a Özgürlük, Kürt Sorununa Siyasi Çözüm" kampanyasına ilişkin tek söz söylemiş değil.

Bu yazdıklarıma ilişkin bir durumu belirterek devam edeyim. Biliyorum, ne zaman PKK ya da Abdullah Öcalan’a dönük tutumlara ilişkin bazı Kürt çevrelerine eleştirisel yaklaşsam, hazır kıtaların bir kısmı hemen harekete geçip eski defterleri açıyor. Sanırım bu yazıdan sonra da birileri eski defterleri açacak. Hiç sorun değil. Bu tipler birçok kez dile doladılar, bir kez daha dolasınlar. Ancak şunu da bilsinler PSK saflarında geçirdiğim 23 yılımda da sonraki 24 yılımda da sadece Kürt halkının özgürlüğü için mücadele ettim, tüm enerjimi inanarak bu mücadeleye harcadım ve hiçbir pişmanlığım yoktur. Geçmişimde de şimdi de utanılacak bir şey yapmadım ve ardımda kötü bir iz bırakmadım. Şimdi de inanarak yazıyor ve bu temelde farklı çevrelere bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bu çevreler Sayın Abdullah Öcalan’ın sorunun çözümünde rol alabilmesi için kendilerine düşeni hiç gocunmadan yapmalılar. Yani bir anlam da onlar da rollerini oynamalılar.

Hiç unutmamak gerekir ki Abdullah Öcalan her şeyden önce bir Kürt lideridir ve 25 yıldır Türk devletinin zindanında esirdir. Daha da ötesi, PKK açık bir biçimde “Çözümün anahtarı Önder Apo’dur” diyor. Şu da çok açık: Savaşanlar devlet ile PKK güçleridir. Elbet PKK bu savaşını on yıllardır Kürt halkı adına yürütüyor ama biliyoruz ki savaşı yürütenler fiili olarak PKK gerillalarıdır. Bu savaşın son bulmasını isteyen herkes, Abdullah Öcalan’ın rolünü oynayabilmesi için gerekeni yapmaktan sorumludurlar. Bu herhangi bir siyasi hareket için bir zaaf değil. Esasen Kürt hareketine, Kürt halkının dostlarına güç katacak bir durumdur. Eğer bunu yapmaz iseler o zaman haklı olarak sormak gerekiyor; sizin Hüda-Par’dan farkınız nedir? Hüda-Par’lılar, AKP’li Kürtler, satılık korucular ve devletle birlikte adım atan, çıkarlarını devlette bulanlar şiddeti kutsayan devletle birlikte hareket ediyor, şiddet siyasetinin savunuculuğunu yapıyorlar. Bu satılık çevreler savaşın son bulması için ise sadece devlet dilini kullanıp “PKK bitmeden savaş bitmez” diyorlar. Tüm çabaları bu.

Peki, ya diğerleri? Siz ne düşünüyorsunuz? Savaşın son bulması, meselenin diyalog ve müzakere yöntemleri ile barışçıl bir biçimde çözülmesi için neyi savunuyorsunuz? Bu arada Abdullah Öcalan’ın etkisini görmüyor musunuz? Niye bu konuda üzerinize düşeni yapmazsınız?

Bir diğer doğruyu daha dile getirmekte yarar var. Devlet son birkaç yüz yıldır Kürtleri katlediyor. Devlet son 40 yılda ise saldırılarını katmerlendirerek artırdı. Ancak hepimiz gördük ki katlederek Kürtlerin sonunu getiremedi. Dikkat çekicidir; devletin baskı ve zulmü artıkça, saldırılar katmerlendikçe silahlı Kürt hareketi de büyüdü ve nitekim savaşın sonu gelmedi. Bu arada Selahattin Demirtaş’ın geçtiğimiz hafta tartışılan savunmaları da bir örnek olarak orta yerde duruyor. Erdoğan onu teslim almak, sindirmek istiyordu. Oysa o tam aksini yaptı, devleti yargıladı. Üstelik bunu yaparken açık bir biçimde Abdullah Öcalan’ın rolünün altını da çizdi.

Çok uzatmadan belirtmekte yarar var. Bu emsalsiz mücadelenin, bu bedeli büyük direnişin yanıtı mutlaka verilmeli. Devlet bir kez daha bilmeli ki önceden denenmiş yanlış yöntemlerle sonuç almak mümkün değil. Bir gerçeğin daha altını çizerek yazıyı bitireyim. Elbet herkesin özgürce siyaset yapma hakkı vardır. Kimsenin siyaset yapmak için PKK veya Abdullah Öcalan’ın görüşlerini savunması gerekmiyor. Ancak hiçbir Kürt yurtseverinin, hiçbir devrimcinin devletin değirmenine su taşıması da gerekmiyor. Devletin değirmenine su taşıyanlar ne yurtsever ne de devrimci olamaz. Bunların bazılarının kendilerine ‘Kurdperwer’ adını takması da zuldür!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.