Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik geliştirilen uluslararası komplo 19’uncu yılına girdi. 18 yıl boyunca Kürt halkı ve Önderliği büyük bir direnişle komplo gerçeğine karşı durdu. 1999 yılından bu yana Kürt halkı ve kadınlar tek bir anlarını bile mücadelesiz geçirmedi. Kürt soykırımını bu komployla tamamlayacağını düşünen güçlere Kürt halkı en büyük cevabı, Önderliğini sahiplenerek, İmralı işkence sistemini planlayanları lanetleyerek, özgürlük talebini yükselterek verdi.
Faşist Türk devleti ve komplonun destekleyicisi uluslararası güçler, İmralı işkence sistemiyle Kürt Halk Önderi’ni ve onun şahsında Kürt halkını teslim alacağını, bu yolla özgürlük taleplerinden, hakikat ve anlam arayışından uzaklaştıracağını hesapladı. Ancak Sayın Öcalan Kürt sorununa çözüm olanaklarını kurgulamak açısından İmralı adasını tam bir hakikat savaşı alanına dönüştürdü, müthiş bir bilimsel, felsefi ve düşünsel üretim içerisinde oldu.
Önder Öcalan’ın İmralı cezaevinde sergilediği bu duruş, sadece Kürt halkına değil tüm Ortadoğu halklarına ve insanlığa zulme karşı direnme cesareti, morali verdi. Hakikat ve anlam arayışında Kürt sorununun çözüm yollarını, kapitalist modernitenin içinde bulunduğu krizli gerçeğe karşı demokratik modernite çözümünü geliştirdi. Kapitalist modernitenin insanlığın nefesine oturarak soluksuz bıraktığı krizli gerçeğe demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigmasıyla nefes aldırdı. Yeniden ruh verdi ve özgürlük umudu aşıladı. Bu yaşam ve mücadele paradigmasını duyan, okuyan ve anlama çabası içerisinde olan herkes, Önder Öcalan’ın öncülüğünde geliştirdiği insanlık mücadelesine, Kürt halkının, kadınlarının mücadelesine koştu. Kürt halkının özgürlük safları, bu yüzden çok renkli, çok kültürlü, çok dilli.
Dünyanın her yerinden insanlar Önder Öcalan’a özgürlük talebiyle kilometrelerce yol yürüyor. Kendi dilinde özgürlüğü haykırıyor. Enternasyonal ve evrensel bir mücadele karakterine bürünen Kürt özgürlük mücadelesi artık Kürdistani sınırlarla kalmıyor, kıtadan kıtaya ulaşıyor. Dolayısıyla Kürt halkının özgürlük yürüyüşüne her gün farklı ulustan, inançtan ve renkten insanlar akın ediyor. Bu tablo, Önder Öcalan şahsında Kürt halkının özgürlük mücadelesini hapsedeceğini düşünen komplocu güçleri şüphesiz korkutuyor.
Bu denli acımasız bir komplo gerçeğini parçalayan bir halk ve Önderlik iradesinin, artık kendilerini İmralı işkence sistemine hapsedeceğini ve yüzyılın soykırım hesabını soracağı günün geldiğini görüyor.
Şubat ayının başından itibaren Avrupa’nın birçok ülkesinde Kürt halkı ve dostlarının omuz omuza vererek gerçekleştirdiği yürüyüşler, Türk faşist devletine ve uluslararası komplocu güçlere bu mesajı verdi. Yine Kürdistan’da gerçekleşen eylem ve etkinliklerde Kürt halkı, Kürt ulusal birliğinin ve özgürlüğünün Sayın Öcalan’ın özgürlüğüyle gerçekleşebileceğini haykırdı. Özgürlük, statü ve ulusal birlik taleplerini, Önder Öcalan’a özgürlük talebiyle bir tuttu. Kürt halkı özgürlük ve statü taleplerinin masaya yatırılacağı müzakerelere Öcalan’a özgürlük şartını koyarak ve bunu kesinleştirerek gideceği mesajını verdi. Her birinin kendi içinde farklı bir anlam ve bütünlük oluşturduğu bu eylemlerde, en fazla dikkat çeken Güney Kürdistanlı gençlerin uluslararası komplocu güçleri ve onun yerel işbirlikçilerini lanetleyen ve Öcalan’a özgürlük talep eden yürüyüşüydü. Bu makalemi kaleme aldığım gün, yürüyüş hala devam ediyordu.
Gençler ellerinde Öcalan posterleriyle, Öcalan’a ve Kürt halkına özgürlük sloganlarıyla yürüyordu. Sayıları az olsa da yol boyunca önlerinden geçen araçların desteklerini bildirmek için korna çaldığı, durdukları güzergâhlarda halk tarafından coşkuyla karşılandıkları gözden kaçmadı.
Güney Kürdistan Bölge Parlamento Başkanı’nın, birçok siyasetçi ve parti yöneticisinin, Hewler’e siyasetiyle hükmeden aktiviteler içerisinde bulunan kadın dernek ve sivil toplum kuruluşlarının kapatıldığı, Hewler sınırlarının dışına zorla çıkartıldığı gerçeğini hatırlayarak, gençlerin Hewlêr’e geçişlerine izin verilip verilmeyeceğini sormaktan da geri duramıyorum. Kürt halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’a özgürlük talep eden genç yürüyüşçülerin Hewlêr sınırlarına alınıp alınmayacağı ve burada mesajlarını vermelerine izin verilip verilmeyeceği, Hewler yönetiminin de bu konudaki tutumunu ortaya koyacaktır.
Önder Öcalan’a özgürlük, Kürt halkına statü ve ulusal birlik talep ve mesajları bu yürüyüşle de taşınacağına göre, Hewlêr yönetiminin bu konuda ortaya koyacağı olumlu veya olumsuz herhangi bir tutum, bir kez daha yer alacağı safı netleştirecektir.
İşte Güney Kürdistan’da gençlerin başlatmış olduğu yürüyüş böyle bir anlamla farkını ortaya koyuyor. Önder Öcalan’a özgürlük talebiyle birlikte ulusal birlik mesajını taşıyor. Bu mesajın nasıl karşılanacağını tüm Kürt halkı şimdi merakla bekliyor.