ÖZGÜR PAKSOY / AYDIN ATAY / MA /AMED

Öcalan’ın Üçüncü Yol stratejisinin esaslı bir çözüm olduğunu söyleyen ESP Eşbaşkanı Özlem Gümüştaş, “Türkiye’deki demokrasi mücadelesini Kürt özgürlük mücadelesiyle birleştirmeliyiz” dedi.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eşbaşkanı Özlem Gümüştaş, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Üçüncü Yol stratejisinin önemini anlattı. Türkiye’deki demokrasi sorununun seçimlere, taktiklere bağlanmaması ve esaslı bir çözümün geliştirilmesini istediğini dile getiren Gümüştaş, bu stratejin tama olarak hayata geçirilmemesinin, siyasetteki açmazların temel sorunlarından biri olduğunu söyledi.

Seçim denklemi

 Öcalan’ın yaptığı çağrıyla Türkiye’nin temel sorunlarına işaret ettiğini belirten Gümüştaş, “Merkezi siyaset, AKP’nin bitmeyen bir seçimler denklemine kilitlenmiş durumda. Son 4 yıldır AKP kendi dışında hiçbir alternatife yaşam hakkı tanımadığı için ülkeyi sürekli seçim sistemiyle yönetmeye çalışıyor. Bu nedenle parlamenter sistem ve demokrasi, sakat hale getirildi” dedi.

Demokrasi cephesi

 Türkiye’de demokrasi cephesinin örülmesine ihtiyaç olduğunun altını çizen Gümüştaş, “En temel yol; Türkiye’deki demokrasi mücadelesini, Kürt özgürlük mücadelesiyle birleştirmektir. Anlamlı bir barış mücadelesi vermektir. İmralı tecridinin sonlandırılması için anlamlı bir mücadele vermektir. Kürt halkının anayasal vatandaşlık talebinin kolektif haklarını batıdan desteklemek, demokrasi ve özgürlük için güç ortaya koyan güçleri bu çizgide birleştirmektir. Bu çizgi kazanabilir, başarabilir” şeklinde konuştu.

Taban inisiyatifleri

 Üçüncü Yol stratejisinde, Kuzey’deki belediyelerin partiler ve demokratik kurumlarla merkezi düzlemde örgütlü birleşik bir form elde ederek, taban inisiyatifini örgütlü bir hale getirmesi; Türkiye kentlerinde ise halk meclisleri ve mahalle meclisleriyle halk tabanı inisiyatifine dayanması gerektiğini kaydeden Gümüştaş, “Yeni merkezi sistem bakımından anayasal düzen tartışmaları eğer gerçekten mevcut iktidar yapısına yönelik, başkanlık rejimini sorgulayan ve halkları özgürlükler temelinde buluşturan bir politikaya dönüştürülürse halk hareketinde bir karşılığının olacağını düşünüyoruz” dedi.

HDP’nin gücü var

 Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) rolüne dikkat çeken Gümüştaş, şunları söyledi: “HDP gerçek bir emek programını Türkiye’nin gözleri önüne sermek zorunda. Bugün iktidara geri adım attırmış ve AKP karşısında birleşmiş, çok geniş bir halk kesimi var. Kürt Hareketi içerisine yaklaşma bilincinde olan Türkiyeli emekçiler de var. Onları bir formda birleştirme gücü HDP’nin elinde. Biz HDP’nin politikada özgürlük programı inşa etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Diğer partilerin tabanını daraltan, CHP’yi bir nebze de olsa özgürlük hareketine doğru çevirmek zorunda bıraktıran, AKP’yi iç krize sokan da HDP’dir.”

ESP’nin çabası

 ESP’nin ise Üçüncü Yol stratejisine uygun, çözümün inşası temelinde çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Gümüştaş, şunları paylaştı: “ESP’nin en birinci rolü; Türkiye özgürlük hareketleriyle, Kürdistan Özgürlük Hareketi arasındaki birleşik çizginin inşası ve en somut siyasal taleplerini batıya anlatmak, batıdan gelecek gerçekçi emekçi çözümü inşa etmedir. ESP’nin en önemli ve ayırt edici özelliği budur. Aynı zamanda Türkiye’deki henüz HDP formunda birleşmemiş, bu birleşik çizgide yer almamış çok değişik direniş odakları var. ESP ve ESP gibi sosyalist partilerin bu direniş odaklarıyla mutlaka buluşan ve mutlaka birleşen siyaseti inşa edenlere ihtiyaç var. Burada da kendimize bir rol biçiyoruz.”