Kürt sorununun şimdiye kadar neden çözülemediğini artık ben de anlamaya başladım. Hiçbir şey bedava olmuyor. PKK yöneticileri için hazırlandığı iddia edilen ödül yönetmeliği, bu sefer ki kararlılığı göstermeye yetiyor.
Genellikle kovboy filmlerinde Teksas’lı şeriflerin çözüm yöntemi olarak uygulandığını bildiğimiz bu güvenlik stratejisi Ankara’nın havasını da çok iyi yansıtıyor. Eskiden beri, “kişi başına düşen gelir on bin dolara çıktığında Kürt sorunu falan kalmaz” deniyordu da benim gibiler bir türlü inanmıyordu. Sonuç itibarı ile bu işin çözümünün öyle ya da böyle paradan geçtiğini herkes kabullenmişe benziyor. Çünkü iş dönüp dolaşıp para meselesine geliyor.
Yeni Türk Lirası amblemlerimizle süslenmiş, üzerinde PKK yöneticilerinin resimlerinin bulunduğu “wanted” afişlerini hazırlayıp tıpkı 12 Eylül döneminde olduğu gibi karakollara, istasyonlara vs. toplu kullanıma açık mahallere astık mı bu iş tamam sayılır.
Basına yansıyan ödül miktarı üzerine tartışmak yerine bu girişimi özendirecek muhtemel sürprizler üzerine kafa yormayı tercih ediyorum.
Mesela bu rakamın yanına Suriye’de özerk bir Kürt bölgesi, hatta Türkiye’de yeni bir anayasa paketi gibi küçük hediyeleri de eklerseniz bu işe talip olacak Kürtler bile çıkar…
Ankara’da ciddi bir psikolojik bunama süreci başlamışa benziyor. İnsanların biyolojik sağlıklarından daha belirleyici olan ruh sağlıkları üzerine özel istihbarat bilgileri yayınlanacak mı önümüzdeki haftalarda göreceğiz.
Özellikle bölgesel gelişmelerin sıkıştırdığı Ankara’da havalar ısındıkça bunalımın seviyesi de yükselecek. Çaresizliğin ortaya çıkarttığı psikoloji içinde her bakan kendince yeni bir eğitim ve sınav sistemi denediğinde kıyamet kopmaz elbette. Çocuklarımızı kobaya çeviren siyaset alışkanlıklarının gündem değiştirmekten öte bir işlevi olmadığını hepimiz öğrendik.
Yeni bir kabine kurulup yeni bir Milli Eğitim Bakanı atandığında bugünkü gerilimli tartışmaları unutup gideriz. Cezaevleri için de benzer bir tablodan söz edebiliriz. Bir taraftan tecavüz vakaları ile kokuşmuşluğun deşifre olması diğer yanda yer kalmayan cezaevlerinde yeni tutuklamalara imkan oluşturmak yeni reform paketleri.
Sırtını bize dönerek gazetelere açıklama yapan çocukları da unuturuz elbette. Kimi, kimleri unutmadık ki?
Yazımızın başındaki konuya yeniden dönelim.
2012 bütçesi görüşülürken bu “ödüllü çözüm” meselesi siyasetçilerimizin aklına mı gelmemişti yoksa bilerek bizden mi sakladılar merak ediyorum. Öyle ya, bu kadar müthiş bir planın sulandırılmadan hayata geçirilmesi için “devlet ciddiyeti” şarttır. Böyle ciddi meseleler ulu orta tartışılarak sabote edilmemeli. Bunlar vatandaşın bileceği şeyler de değil zaten!
Her ağzını açtığında “Kürt sorunu yüzünden Türkiye bilmem kaç milyar dolarını kaybetti” diye, konuya tümüyle duygusal yaklaşan siyasetçilerimiz, cari açık daha fazla büyüyüp patladığında da bunun sorumlusu olarak Kürtleri göstermeyi düşünüyorlardı. Artık böyle senaryolara, kriz yönetim planlarına da ihtiyaç kalmayacak!
Ödüllü çözümler