Suat BOZKUŞ suatbozkus@gmail.com

24 Haziran seçimleri denilse de 7 Haziran 2018 itibarıyla seçimler yurtdışında başladı bile.

AKP-MHP-BBP cephesinin devlet güçleriyle elele saldırıları da şimdiden başladı.

Aleyhteki bütün şartlara, olası komplo ve saldırılara rağmen HDP seçimlere girdiğine göre sandıklarda en yüksek oyu almak için de canla başla çalışmak zorundadır. Zaten çalışıyorlar da.

Seçim sürecine girilince herkes „HDP kilit partidir“ demeye başladı.

Bu doğrudur. Çünkü diğer partilerin anketlerin 2-3 puan altında ya da üstünde oy alması sonuçta fazla bir şey değiştirmeyecektir. HDP’nin barajı aşması ya da aşamaması ise iki farklı Türkiye tablosu ortaya çıkartacaktır. Bu gerçek sayısal olarak çok net ve herkesin anlayacağı kadar açıktır.

Ama HDP’yi kilit parti yapan esas neden olası meclis aritmetiği değil, HDP’nin yapısı, hedefleri ve programıdır.

Hala daha „HDP Türkiye partisi olamadı, vb.“ diyenlere bakın. Yasal görünümü ne olursa olsun hiç birisi gerçek anlamda „Türkiye partisi“ değildir. Çünkü hepsinde TEK TEK’çi zihniyet şöyle ya da böyle etkilidir. Türkiye’de yaşayan halkların tümünü değil bir bölümünü temsil etmekte, halkları bölüp çatıştırmayı, bir bölümü üzerinde dikta kurmayı tercih etmektedirler.

HDP ise bütün farklılıkların eşit ve özgür olarak yaşam hakkını, amasız ve fakatsız olarak savunan tek partidir. Yeni Yaşam projesi buna dayanır.

Diyebiliriz ki „Türkiye Partisi“ diye bir şey varsa o da sadece HDP’dir. Bu nedenle HDP sadece sayısal olarak değil toplumsal temeli, ideolojik-politik çerçevesi itibarıyla da kilit partidir.

İşte bu nedenle „paşaların paşası-mangal maşası“ her yerde HDP’ye saldırıyor. Onun sözlerini emir olarak gören eski çete artıkları her yerde harekete geçmiş-geçirilmiş gibi görünüyor. Yapılan linç saldırıları da bunu gösteriyor.

Bütün bunlara karşı HDP çalışmalarını daha da yoğunlaştırmalı ve tek bir oyun bile zayi olmasını engellemek için her çabayı göstermelidir.

7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde hiç utanmadan HDP’ye saldıranlar „HDP barajı aşamayacak, bütün vekiller AKP’ye kalacak, boşuna HDP’ye oy vermeyin“ diyorlardı. Ama HDP bütün bu çarpıtmaları boşa çıkardı ve halklarımızın cansiperane mücadelesiyle bir seçim zaferi kazandı. Erdoğan-Bahçeli hala ve her yöntemle bunun intikamını almaya çalışıyor.

Bu nedenle baraj fiilen sadece HDP’ye karşı var. Şimdi de bazıları „HDP’nin baraj sorunu yok“ derken Erdoğan da her yolla HDP’yi barajın altında bırakmak ve diktasını sürdürmek için saldırıyor.

Bu saldırılarla ve yalanlarla oyalanmak yerine demokrasi isteyen herkes tüm gücünü ortaya koymalı ve HDP açık bir farkla barajı parçalamalıdır.

Burada HDP’ye „ödünç oy“ lafları etmek siyasetin özüyle bağdaşmaz. Seçmenlerin oyları siyasi partilerin tapulu oyları mıdır ki, bankaya faize yatırır gibi başkasına ödünç versin?

Seçmenler, o günün şartlarına ve seçim sürecindeki gelişmelere göre bir tercih yaparlar. Bu tercihe saygı duymak gerekir. Aslında bütün seçmenlerin oyları bir dönem için verilmiş olan emanet oylardır. Siyasi partiler emanete hıyanet ederse bir daha o oyları alamaz.

HDP’ye oy veren-verecek olan seçmen niçin verdiğini bilmektedir. HDP verdiği sözleri tuttuğu sürece seçmen hiç bir yere gitmez. Ama HDP de diğerleri gibi sözünde durmazsa, halkın oyuna, onuruna, geleceğine bütün gücüyle sahip çıkmazsa elbette seçmen de vekaletini iptal eder. Hiç kimse, hiç bir gerekçeyle seçmenin oyunu gasp edemez, ambargo koyamaz. Hile ve dalavere ile seçmen iradesini saptırmaya kalkışanlar da bedelini ağır olarak öder.

Erdoğan ve AKP, oyları azaldıkça yeni saldırılarla seçim ortamını iyice zehirlemeye ve bu kargaşada sandıklara el koymaya hazırlanıyor. Uzun süre çatışma haberlerini bile gizleyen Erdoğan, şimdi de her gün yüzlerce kişilik ölüm listeleri verip övünüyor, idam tehditleri savuruyor. Erdoğan yalakaları hayali Kandil seferinin zaferini şimdiden ilan ediyorlar.

Erdoğan Kandil’e sefer yapsa ne olur? Kürdistan ve bölge halklarını susturmak ve boyun eğdirmek mümkün mü? 100 senedir askeri çözümde inat edenleri durdurmak için de 24 Haziran seçimleri bir fırsattır. Bunu kaçırmamak gerekiyor.