Almanya’dan 1 Kasım notları -8-


Ulm (Türkiyelilerin deyişiyle “Ulüm”), Almanya’nın güneyinde, 122 bin nüfuslu, çok büyük olmayan bir kent. Kenti Tuna Nehri (Donau) ikiyle bölüyor. Nehrin Bayern Eyaleti’nde kalan kısmına Neu-Ulm (Türkiyelilerin deyişiyle “Noylum”), Baden-Württemberg Eyaleti’nde kalan kısmına Ulm deniyor.

Ulm, Türkiye ve Kürdistanlıların örgütlü mücadeleleri açısından da “küçük” bir kent. Zira hiçbir göçmen örgütünün yıllardır etkili bir gücü yok. Kürt derneği, uzun yıllardır çalışmalarını sürdürüyor; en istikrarlı ve kuvvetli göçmen örgütü de o.

HDP çalışmaları, Ulm’de göçmen örgütlerini derinden dönüştürmüş. Kiminle konuşsak anlayabildiğimiz durum, son günlerde yapılan etkinliklerden de görülebiliyor. Bir süredir çoğu zaman onlarca, bazen iki yüz civarı katılımla gerçekleştirilebilen sokak eylemleri ve salon etkinlikleri, beş yüze yakın kişinin katılımıyla gerçekleştiriliyor artık.


‘Erdoğan’ın hakkını teslim’

Ulm Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nin uzun yıllardır emekçisi olan Ercan Kalkan, “Erdoğan’a hakkını teslim etmek lazım: Baskıları bizi tam olarak bir araya gelmeye zorladı. ‘Ya hep beraber ya hiçbirimiz diye bir slogan vardı ya, o gerçek oldu” diyor ve devam ediyor: “Türkiye’de yıllardır Erdoğan’ın tekçiliğine karşı HDP bir cephe. Yıllardır da özlemimiz bu. Bizim için hayati derecede önemli bir şey. HDP’de bunu görüyoruz. Herkes kendi kimliğiyle var oluyor, mücadele ediyor. Güçlerini birleştirerek faşizme karşı bir cephe oluşturuyor.”


Aleviler oyunları aştı

Kalkan’ın özellikle önemsediği ise Alevilerle Kürt Özgürlük Hareketi’nin eskiyi çok aşan bir biçimde buluşması... Diyor ki, “Tarih boyunca devlet, Kürtlerle Alevilerin birbirinden uzaklaşması için çeşitli oyunlar oynadı. İlk defa devletin tüm oyunlarına rağmen bir cephe oluşuyor ve Aleviler de bu cephede yerlerini almış bulunuyor.”


‘Kapılarını açmayanlara bile...’

Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde HDP’nin büyük bir moral yarattığını kaydeden Ercan Heval, Ulm’deki çalışmaları ise şöyle özetliyor: “7 Haziran seçimleri öncesinde gerçekten örnek bir çalışma yaptık. Oturup ilanlar dağıtarak, televizyonlara reklamlar vererek insanların bize gelmesini beklemedik. Ev ev gezdik. Bize oy vermeyenler, hatta kapılarını açmayanlarla bile sohbet ettik. Şimdi listeler oluştu. Geçen dönemde gittiklerimizin hepsinin numaraları var elimizde. Tek tek arıyoruz ve sandık için bilgiler veriyoruz. Artık elimizde bir altyapımız var. Geçenlerde yaptığımız panel de bugüne kadarki en yüksek katılımlı panel oldu. Bir ilgi var, bir rüzgar var. Önemli olan bizim bu rüzgarı Stuttgart’a yönlendirmek. Bunu da yapabileceğimizi düşünüyoruz.”

Ulm’de herkesin özellikle vurguladığı nokta, “yeni seçmene” ulaşmak konusunda sarf edilen efor. Zira HDP çalışmalarının birçok merkezde aldığı eleştiri, derneklerdeki “mevcut” çevreyle sınırlı kalması, yeni insanlara ulaşmak konusunda yetersiz olması. Ulm’de ise dernekler cenahını aşan bir seçmen kitlesine ulaşan çalışmalarla geçen seçimde sandığa 11 otobüs kaldırılmış. Bu seçimde bu sayının artacağı tahmin ediliyor.


AGİF’liden çok HDP’li

Ulm Seçim Komisyonu Eşsözcüsü, ayrıca Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu’nun (AGİF) bir üyesi olan Cem Toprak. Toprak, devrimcilikle Almanya’ya geldikten sonra tanışanlardan... Ülkeden buralara, geçim derdi nedeniyle gelmiş; Almanya’da devrimcilerle tanışmış. “Belki ülkede mücadelede değildim ama orada yıllarca mücadele edip buraya gelince hiçbir şey yapmayanlar gibi de olmadım” diyor.

Toprak, AGİF’in HDP çalışmasını en önemsediği çalışma olarak gündemine aldığını belirtiyor ve devam ediyor: “Başta kadın yoldaşlarımız olmak üzere bu çalışmaya katılmak isteyen her yoldaşımızın önünü açtık. Kimi stantlarda yer aldı, kimi ev ziyaretlerinde, kimi kahvaltı organizasyonunda, kimi sandığa taşıma işinde... Temelde tüm bileşenlerdeki arkadaşlarımız gibi biz de ayrı bir kurum olarak çalışmadık; hepimiz HDP’li olarak çalıştık. AGİF’li kimliğimizden daha çok HDP’li kimliğimizle hareket ettik.”


‘Taleplerimiz bir araya getiriyor’

HDP’nin Demokratik Güç Birliği Platformu’yla ulaşılan birliği daha da ete kemiğe büründürdüğüne dikkat çeken Toprak, “o ruhu” şöyle özetliyor: “Birbirimize karşı eksik yanlarımızı bugün, birbirimizi tamamlayarak aşıyoruz. Birbirimizi eleştirirken bile bir olgunluk oluşturdu. İdeolojik ayrımlarımız var, bu çok doğal; ama politik, örgütsel olarak yaklaştık. Birimiz sosyalist devrimi savunabiliriz, birimiz başka şeyi savunabiliriz. Ama Kürt sorununun, Alevilerin sorunlarının çözümü, Türkiye’deki demokrasi sorununun çözümü, göçmenlerin hak ve özgürlükleri gibi birçok noktada birlikte mücadele edilebilir. Bütün bu talepler bizi rengarenk bir araya getiriyor, birleştiriyor.”


Katliam sonrası kenetlenme

Ulm Seçim Komisyonu Eşsözcüsü Toprak’ı, Ankara Katliamı ardından tekrar aradık ve çalışmalarını nasıl etkilediğini sorduk, anlattı: “İnsanlar daha çok kenetlenmiş durumda. HDP’ye ve savaşa karşı barış mücadelesine artık herkes daha da fazla kilitlendi. Cumartesi, beş yüze yakın insanla eylem yaptık. ‘CHP’ye oy verecektim, bu katliam karşısında ben de HDP’ye oy vereceğim’ diyen insanlar var. Sandığa götüreceğimiz otobüs sayısını artırdık. Öfkeyle, inatla sandığa gidiyoruz, gideceğiz.”


Arnavut sosyalistin HDP heyecanı

Hüseyin Şenol, bir Arnavut. Kardeşlerin dördü Kosova’da, dördü İstanbul’da doğmuş; onun doğumu, İstanbul’a denk gelmiş. Lise yıllarında, Arnavut halkı içinde güçlendirilen antikomünist histerilere rağmen devrimcilerle ilişkilenmiş, Devrimci Liseliler (Dev-Lis) saflarında örgütlenmiş. Halen de aynı mücadele içinde; Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi üyesi. Ayrıca Merhaba Gazetesi emekçisi.

Şenol, bir Arnavut olarak kendini en rahat hissettiği mecranın HDP olduğunu söylüyor ve ekliyor: “HDP’ye ‘Kürt partisi’ diyenler fena halde yanılıyorlar. HDP içinde herkes, Kürt de, Laz da, Ermeni de, Arnavut da kendini çok rahat hissediyor.”


Hiçbir dönemde olmayan birlik

Şenol, HDP’den büyük bir heyecanla bahsediyor. Diyor ki, “HDP, yıllardır yapamadığımız çok önemli bir şeyi başardı. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da bizi bir araya getirdi. En büyük birlik HDP şu anda. Daha büyüğü yok. Yıllardır bir araya gelmeyen birçok kuruluş, her hafta, bazen hafta iki üç kere bir araya geliyoruz, birlikte iş yapıyoruz. Hiçbir dönemde bu kadar birleşmedik. Belki bazı dönemlerde bir araya geldik, bir eylem, miting örgütledik ama böyle düzenli, aylarca bir araya gelip faaliyet yürütmek ilk defa oluyor.”

Bu heyecan, Şenol’un HDP projesine yüksek inancından kaynaklanıyor. Öyle ki, Ulm’e ilk HDP bayrağı getiren de o olmuş. Eylemlerde kimse HDP bayrağı taşımazken o, tek başına HDP bayrağıyla yürümüş. “Bence HDP, Türkiye ve Kürdistan’dakiler kadar Avrupa’daki göçmen emekçilerin de kurtuluş platformu” diyor.


Ulm’ün örnek başarısı

Şenol da Ulm’deki HDP çalışmalarının aynı yönünde, “sokakta oluşuna” dikkat çekiyor. Anlatıyor: “7 Haziran’dan önce de faaldik. Sadece salonlarla sınırlı kalmadık. Almanya’da belki en az gecenin, panelin, salon etkinliğinin olduğu bölgeyiz. Biz sokağa ağırlık verdik, sokakta çoktuk. Afiş yaptık, bildiri dağıttık, ev ev gezdik, stant açtık, telefonlaştık. Hep yeni insanlara ulaşmaya çalıştık. Derneklerdekiler zaten gidiyor ama mühim olan sokakta herhangi bir Samsunluya da, İstanbulluya da ulaşmak, onlara da HDP’yi anlatabilmek... En büyük özelliğimiz bu oldu. Ulm bunu çok iyi başardı.”



KARLSRUHE: Şehitlerimizin anısına daha fazla HDP


Karlsruhe’de Almanya’nın güneyindeki küçük kentlerden biri. Burası da Ulm gibi, Türkiye ve Kürdistanlıların örgütlenmesi açısından da “küçük”. Zira hemen hiçbir derneğin bürosu bulunmuyor. Görebildiğimiz kadarıyla yalnızca bazı günlerde açılan Alevi Kültür Merkezi ve Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu’na bağlı dernek var. Diğer dernekler ve Demokratik Kürt Toplum Merkezi çalışmalarını, komisyonlarla sürdürüyor.

Karlsruhe’de ilk olarak, Seçim Komisyonu’nun toplantısına misafir olduk. İnsan Hakları Merkezi’nde DİDF’e verilen küçük bir odada yapılan toplantıya HDP ruhu hakimdi. Herkes fikrini söylüyor, planlama doğrultusunda istekle görev alıyordu. İstenen renkliliğe ulaşılabilmiş değil. Fakat sandık da kurulan kentte, bir organizasyon olgunluğu gelişmiş durumda.

HDP Seçim Komisyonu Sözcüsü Ayten Kurt, kentteki vaziyeti şöyle özetliyor: “Komisyonumuzda AGİF, DİDF ve DKTM var. Çok renkliliği yakalamış sayılmayız. Fakat halen bunun için çabalıyoruz. Burası, sandık da kurulduğu için önemli bir kent. Bu nedenle çalışmaları özenle sürdürdük. Müşahit organizasyonunu yaptık. Her gün sandıklardayız. Ayrıca sosyal medyadan ve başka yöntemlerle yeni seçmenler kazanmaya da çalışıyoruz.”


‘Geçen seçimi aştı’

7 Haziran Seçimleri öncesinde kentte kurulan sandıklarda 24 gün boyunca HDP’nin itiraza yetkili temsilciliğini üstlenen Kurt, bu seçimde de aynı görevde. Bu seçimlerde ilginin geçen seçimi biraz aştığını kaydeden Kurt, geçen seçimde bir günde en fazla 1500 oy kullanıldığını, geçtiğimiz hafta sonu ise 2500 civarı oyla bu rekorun kırıldığını söylüyor.

Ayten Kurt, Ankara Katliamı’nın etkisini ise şu sözlerle anlatıyor: “Hem geçen Cumartesi hem de Salı günü burada güçlü yürüyüşler yaptık. Çok farklı kesimlerden Alman örgütleri ve göçmen örgütleri destek verdi. Moralimiz bozuk tabii. Fakat inadına, o arkadaşlarımızın anısına daha çok, dört elle sarılacağız. Bir oy kazandırıyorsak, artık beş oy kazandıracağız.”



DİDF göçmenlerin talepleriyle...


Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Avrupa’daki göçmen örgütleri içinde en fazla “buralı“ görüntü veren örgüt... Çalışmalarını, göçmen sorunları ve talepleri ekseninde yürütüyorlar. HDP çalışmalarına da bu eksende yaklaşıyorlar.

DİDF Karlsruhe Temsilcisi Mecnun Ölmez, göçmenlerin sorunlarıyla ilgili öncelikli taleplerini, kurumsal açıklamalarına atıfta bulunarak şöyle sıralıyor:

* Yaşam merkezi Türkiye dışında olan bütün vatandaşlar zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulmalı, dövizle askerlik kaldırılmalı, vicdani red hakkı tanınmalıdır.

* Yaşadıkları ülkenin vatandaşlığına girmek isteyenlere her türlü kolaylık sağlanmalı; Türk vatandaşlığından çıkış işlemleri en kısa sürede yapılmalı ve bürokratik eziyet olmaktan çıkartılmalıdır.

* Yüksek pasaport harç uygulamasına son verilmeli, işsizlere, çocuklara ve emeklilere özel indirimler uygulanmalıdır.

* Yurtdışında yaşayan ve borçlanmayla emekli olanların yürürlükte olan ve yürürlüğe yeni giren bütün yasalar ve yönetmelikler nedeniyle karşı karşıya kaldıkları maddi zararlar devlet tarafından karşılanmalı; dövizle emeklilik başvuruları esnasında vatandaşlar konsolosluklar tarafından bütün yönleriyle bilgilendirilmeliler.

* “Kârdan pay”, “kâr ortaklığı”, “faiz ve düzenli gelir” gibi vaatlerle dolandıran vatandaşların maddi zararlarının tazmini sağlanmalı.

Türkiye’deki savaşa karşı barış mücadelesi doğrultusunda da HDP’yi önemsediklerini kaydeden Ölmez, savaştan kaynaklı bir tepki olduğunu ve bunun HDP’ye ilgiyi artırdığını da söylüyor.


‘Tavırsız kalmak olmazdı’

DİDF olarak normalde seçimlerin yurtdışına taşınmasına karşı olduklarını hatırlatan Ölmez, neden çalışmalara dahil olduklarını ise şöyle açıklıyor: “İnsanların yaşamı ağırlıklı olarak burada olduğu için ana mücadele merkezi olarak da buranın alınmasını savunuyoruz. Fakat bizden bağımsız seçimlerin yurtdışına taşınması gündeme geldikten sonra buna tavırsız kalmak olmazdı. Buradaki Türkiyelilerin gericilerin propagandasından etkilenmesini en aza indirmek gerekiyordu. Biz de burada, Türkiye’de de Emek Partisi’nin desteklediği HDP’ye, bize en yakın politik örgütlenme olduğu için destek verdik. Bölgelerde mümkün olduğu kadar beraber hareket ediyoruz.”


OSMAN OÐUZ/ULM-KARLSURE