
Adana’dan Rojava’ya giden Bedrettin Akdeniz de BÖG saflarında DAİŞ‘e karşı en önde savaştı. ‘Komutan Bedrettin’ Mayıs ayı sonunda Serêkaniyê’de DAİŞ çetelerine karşı savaşırken yaşamını yitirdi.
Anne Sabiha Akdeniz, “Bedrettin’imi anlatmakla bitiremem. Dilim döndükçe, bu can bedende durdukça, ayaklarım beni taşıdıkça, Bedrettin’imi haykıracağım, anlatacağım. Çünkü oğlum başımı dik tuttu, beni onurlandırdı, gururlandırdı“ diyerek oğlunu anlatmaya başlıyor.
‘Onun ektiği erik çekirdeği fidan tuttu’
Bedrettin’in sakin ve kimseyi incitmeyen bir kişiliği olduğunu söyleyen Anne Akdeniz gözyaşları arasında sözlerini sürdürüyor:
“Bedrettin’imin, insanı kendine çeken bir duruşu vardı. Akıllı, hayat dolu, neşeli bir çocuktu. Hocaları da onu seviyordu. Bir gün komşunun bahçesinden bir erik getirdi ve çekirdeğini bahçemize ekti. Ben ona, tutmayacağını söyledim ama o ısrarla ‘Bu erik tutacak’ dedi ve çekirdeği ekti. O erik çekirdeği fidan tuttu ve Bedrettin’in çekirdeğini bahçemizdeki toprağa ektiği erik ağacı da ondan bana bir hatıra kaldı. 27 yıl süren yaşamında ancak 12 yıl birlikte kalabildik oğlumla. İnşaatlarda çalışmak için hep gurbete gidiyordu. Zalimler yüzünden oğluma doyamadım. Ama bana yaşattığı o güzel yıllar, bana bıraktığı büyük onur ve değerler için oğluma çok şey borçluyum.”
Düşünceleri hapsedemezsiniz
Anne Sabiha Akdeniz, oğlunun Newroz kutlamasına katıldığı için 2.5 yıl cezaevinde kaldığını da hatırlatıyor. Arkasından mahkeme heyetine ders niteliğinde söylediği sözleri aktarıyor:
“Ömrünün 2.5 yılını çaldılar. Her duruşmada mahkeme başkanına sordum, ‘Oğlumun suçu nedir?’ diye ama cevap alamadım. Başbakan’a da e-posta attım ama cevabını alamadım. Oysa kendisini makarnaya, bir kaç liraya satanlara gece saat 12.00’de cevap verirler de benim oğlumun cevabını veremediler. Bir insanın bedenini hapsedebilirsiniz. Ama düşüncelerini zindanlara kapatamazsınız. İnsanın içindeki çığlığı, kini bitirebilirler mi? Bir insanı ezerek, korkutarak susturabilir misiniz? Ezilen insan daha dik olur, daha çok haykırır.
Ne mutlu bana
Hapiste iken oğluma ve yanındaki 2 arkadaşına, 40 gardiyan silah ve coplarla saldırıp korkutmak istedi. Bu olayı mahkemede anlattım ama bana olayda gardiyanların yaralandığını söylediler. Cop ve silahlarla saldıran gardiyanlar, yaralananlar gardiyanlar! Öylesine güçlü bir evlat yetiştirebildiysem ne mutlu bana. Hani ‘adalet’ diyorlar ya! Mahkeme duvarına asılan o yazıyı, ‘Adaletsizlik, adaletin temelidir’ diye değiştirsinler. Ama gün gelecek bu topraklar, dağlar, taşlar konuşacak.Bundan sonra Agitlere, Bedrettinlere, yiğitlere artık kıyılmasın. Benim oğlum, halkların özgürlüğü uğruna Kobanê’de zalimlere karşı savaşa katıldı. Benim oğlumu AKP’nin beslediği IŞİD öldürdü. Ama bunun hesabını soracağım.”
HAMDULLAH KESEN/DİHA/ADANA