
Aydın Ay, 10 Temmuz 1993 tarihinde Êlih'in (Batman) 19 Mayıs Mahallesi 21'inci Sokak'taki evlerinden sigara almaya çıktıktan sonra bir daha geri dönemedi. Onu gören komşusunun anlatımlarına göre, sivil giyimli 4 kişi tarafından silah zoruyla kaçırıldı. 73 yaşındaki annesi Raziye Ay (73) ise o günden bu yana acıyla oğlunun eve dönüşünü bekledi.
'Bu acıyla ölmek istemiyorum'
23 yıldır gözlerinin yollarda olduğunu ve yıllar süren bu acılı bekleyiş ile artık yaşlandığını dile getiren anne Raziye Ay, yıllardır yaşadığı acıyı "Evine ve ailesine bağlı, çevresine saygılı, çalışkan bir evladımdı. O günden bugüne 23 koca yıl geçti, ölü veya sağ bir haber alamadım. Bari oğlumun toprağa gömülü bir kemiği olsaydı hiç olmazsa. Başında bir Fatiha okur, mezarının yerini bilirdik. Gözyaşı dökmediğim gün kalmadı. Siz oğluma ne yaptıysanız yaptınız, artık kemiklerini getirin bana. Bu acıyla ölmek istemiyorum. Herkes oğlunun damat olduğunu görmek ister, ben de içinde oğlumun kemiklerinin olduğu bir mezar istiyorum" sözleriyle kelimelere döktü.
'Ne ayakkabısı ne de kokusu…'
Oğlunun dışarı çıktığında yine döneceği umuduyla yatağını dama serdiğini anlatan anne, oğlunun gidip bir daha geri dönemediği o geceyi şöyle anlattı:
"O gece oğlumun gitmesiyle beraber feleğin sırtımdan vuracağı hissi aklımın ucundan bile geçmemişti. O geceki karanlık bile bana olacakları önceden haber veriyor gibiydi, gökyüzünde tek bir yıldız dahi kalmamıştı. O gece yüreğime oturan huzursuzluk yatmama mani oluyordu. Seher vaktinde uyandığımda yanımda yatağı serili olan oğlumun hala gelmemiş olduğunu fark ettim, belki gelmiş de beni rahatsız etmemek için aşağıda yatmıştır diye düşündüm. Aşağıya indiğimde kapının önünde ne oğlumun ayakkabısı ne de ardından giden kokusu vardı. Eşime haber verdim. Eşim 'Aydın gitti' diye olduğu yerde yere çömeldi. Çünkü Aydın'ın eve gelmemesi imkansız gibi bir şeydi."
'Bir daha buraya gelme dediler'
Görgü tanıklarının anlatımları üzerine Batman Emniyet Müdürlüğü'ne sormaya gittiğinde ise, ondan oğlunun kimliği ve birkaç parça elbisesi istenince götürüp verdi.
13 gün boyunca yemek götürdüğü oğlu hala hayatta olduğu için içini sevinç kaplayan annenin bu sevinci çok sürmedi. Anne, sevincinin nasıl son bulduğunu şu sözlerle anlattı: "Cuma gününe denk gelen 14'üncü günde oğluma tekrardan yemek götürürken, beni emniyetin kapısında karşılayan bir polis, 'Oğlun dün getirdiğin yemekleri yememiş ve elbiseleri de masada duruyor. Elbiseleri ve yemekleri al, bir daha buraya gelme. Çünkü oğlun burada değil ve nerede olduğunu da bilmiyorum' dedi. O an gözlerim karardı, dünyam yıkıldı. Polislerin yanında yere yığılmamak için kendimiz zor tuttum."
'Ne mezarı ne kemiği kaldı'
Bundan sonra kentte oğlunu aramadıkları karakol, hastane ve polis merkezi kalmadığını söyleyen anne Ay, "Geriye oğlumun ne mezarı ne de kemiği kaldı. Her başvurumuzda eli boş olarak geri gönderiliyorduk" dedi.
"Umarım yaşadığım acıyı kendileri de yaşar" diyerek devlete isyan eden Ay, "Siz oğluma ne yaptıysanız yaptınız, o zaman kemikleri nerede? Zerre insanlık kalmadı içinizde, neden oğlumun kemiğini bana vermiyorsunuz?" diye sordu.
MAHMUT RUVANAS / DİHA/ÊLIH