
Bir hafta önce sınır hattındaki Mehser Köyü’ne gelerek nöbet eylemine katılan Koç Üniversitesi Tarihsel Sosyoloji Bölümü yüksek lisans öğrencisi Ceren Gülbudak, çadır kentlerdeki yardım çalışmalarına dahil oluyor. Kobanê direnişinin kendisi için büyük bir anlam ifade ettiğini ve bu sebeple sınır hattında olduğunu kaydeden Gülbudak, Kobanê direnişinin insanca yaşam için bir umut olduğunu söyleyerek, “Kobanê sadece Kürtlerin meselesi değil, hepimizin meselesi” dedi.
Gülbulak sınır direnişindeki yaşamın da farklı kesimleri bir araya getirdiğini vurgulayarak, şunları belirtti: “Birlikte savaşma hali ya da sınırın bu tarafında Aleviler, Kürtler, Avrupa’dan insanlar, kadınlar, İslam aleminden insanlarla buluşmamız bile oradaki gerçeği anlatıyor. Kobanê‘nin birlikte savaşması, tüm toplumsal kesimlerin bu savaşa birlikte ses çıkarması oradaki yaşamın somutluğunu, hayal olmadığını gösteriyor. Bu bakımdan çok önemli. Şu an şehir yıkılıyor olabilir. Ama Kobanê‘yi Kobanê yapan şey hala orada.’’
‘Böyle direniş görülmedi’
Sınır direnişine İsveç’ten katılan Murat Kanlıbaş ise eyleme katılım sebebini, “Kobanê’den gelen çocukların biraz da olsa yüzünde gülümseme yaratabilmek, onları yalnız bırakmamak” diye özetledi. Kobanê‘nin artık herkesin gündeminde olduğunu ve farklı kesimlerinin sınır hattına gelerek Kobanê için kenetlenmesinin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Kanlıbaş, şu çağrıda bulundu: ‘’Herkes buraya gelip görmeli destek vermeli. Buraya gelip tekrar insanların insan olduğunu hissetmesi gerekiyor. Dünya tarihinde böyle bir direniş görülmedi. Orada öyle bir direniş var ki insanlar artık Newyork gibi Kobanê’nin nerede olduğunu biliyorlar. Artık dünyanın Kürtleri kabul etmesi gerekiyor. Burası Kürdistan. Bunun kabul edilmesi gerekiyor’’
‘Kendi devrimimi savunmaya geldim’
Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü doktora öğrencisi Olcay Çelik de sınır direnişine dahil olanlardan. Ailesi Rumeli göçmeni olan Çelik, Kobanê konusundaki düşüncelerini “Kobanê’de yaşananı çaresiz insanların barbarlar tarafından uğradığı saldırı olarak görmüyorum. Acınası durumda bir halk yok, bir insanlık dramı olarak da görmüyorum. Orada bir devrim var ve devrimin savunusu olarak görüyorum. Bu hayata karşı hayatın içinden yapılmış bir devrimdir. Tüm dünyanın somut manada özgürlük ve eşitlik bilincinin gerçekleştiği bir yerdir Kobanê’’ sözleriyle özetledi. Kobanê‘nin tüm dünya için bir devrim olduğunu söyleyen Çelik, ‘’Dolayısıyla benim için de bir devrim vardır. Buraya kendi devrimimi savunmaya geldim. Bizim devrimimizi savunanlara destek olmaya geldim” diye konuştu. Kobanê’de insanlığın özgürlüğü için bir tarih yazıldığını söyleyen Çelik, ‘’Türk halkı da Kobanê’ye anlamaya çalışırsa aslında kendisini anlayacak. Eğer Rojava’da ne olduğunu merak ediyorlarsa onlar da buraya gelip gözlemleyebilirler” dedi.
‘Suruç’ta bir Kobanê yaratıldı’
Nöbet eylemine İzmir’den katılan ve ilk başladığı günden itibaren sınırdan ayrılmayan Fidan Kanlıbaş da Kobanêli çocuklar için eğitim çalışmalarının içinde yer alıyor. Ataması yapılmayan öğretmenlerden olan Fidan Kanlıbaş, “Televizyonun karşısında oturup burada yaşananları izlemek daha zordu’’ diyor. Nöbet eylemiyle birlikte çadır kentlerde de önemli bir çalışma yürütüldüğüne dikkat çeken Kanlıbaş, “Kobanê bir taraftan savaşı yaşarken, biz Suruç’ta Kobanê’yi yarattık. Bu savaş bize Kobanê kaybettirilmeye çalışılırken iki Kobanê yarattı. Devlet de bunu fark ediyor. Ve hiçbir taraftan destek vermiyor. Ne çocukların ihtiyaçları noktasında ne sağlık ihtiyaçları noktasında devletten destek yok. Hatta kendi çadır kentlerinde olan Kobanêlilerle iletişime geçtiğimiz de ciddi anlamda asimile etmeye çalıştığını görüyoruz” dedi.
Kanlıbaş, nöbet eylemi ve yardım çalışmaları için şu çağrıda bulundu: “Biz buraya birkaç saatliğine gelip, sonra giden insanları istemiyoruz. Bunun doğru anlaşılması gerekir. Birlikte hareket edebileceğimiz bu mücadeleyi birlikte duyurabileceğimiz insanların gelmesini istiyoruz” diye konuştu.
DİHA/URFA