OHAL resmen bitmiş gibi görünse de fiilen devam ediyor. KHK rejiminin getirdiği haksız ve hukuksuz ihraçlar, gözaltı, tutuklama, ev baskınları tüm dehşetiyle devam ediyor. AKP-MHP hükümetinin, 20 Temmuz 2016’da ilan ettiği OHAL, 7 kez uzatılarak, iki yıl boyunca devam etti. OHAL,  kaldırılmasına rağmen özellikle Kürt kentlerinde uygulamaları sürüyor. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevlerinden ihraç edilen kişiler tarafından kurulan İstanbul KHK’lılar Platformu, OHAL’in yıl dönümünde “KHK’lar gidecek, biz kalacağız” diyerek, Kadıköy’de Rıhtım’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyeleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mardin Milletvekili Tuma Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Şeker, Yüksel Caddesi direnişinin sembol isimlerinden Veli Saçılık, TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın yanı sıra çok sayıda kişi destek verdi. “Ne OHAL, Ne Darbe, Demokratik Türkiye” pankartının açıldığı açıklamada hazırlanan basın metnini KHK mağduru eğitimci Hüda Yıldırım okudu. OHAL’in resmen bitmiş gibi görünse de fiilen devam ettiğini belirten Yıldırım, “Darbenin üzerin olmasına rağmen KHK rejiminin getirdiği haksız ve hukuksuz ihraçlar, gözaltı, tutuklama, ev baskınları tüm dehşeti ile devam ediyor. OHAL dönemindeki KHK’lar ile yüzde 99’u üniversite ve üzeri eğitimler insanlar, işlerinden edilmek ve aileleri ile birlikte açlığa mahkum edilmek suretiyle bir biçimde sadece memuriyetten değil, adeta vatandaşlıktan ve toplumdan ihraç edilmişlerdir. KHK’lıların önemli bir kısmı evrensel hukuka aykırı olarak, hapse de atılmış ve zindanlarla da tanışmıştır” dedi. Toplam 250 bin kişinin KHK’larla işlerinden edildiğini söyleyen Yıldırım, şöyle devam etti: “Bu kişilerin yasal bir bankaya para yatırmak, çocuklarını yasal olarak açılmış okullara göndermek, yasal sendikalara üye olmak, barış bildirisine imza koymak, sol veya muhalif sendikalarda mücadele içinde olmak, kültürel haklarını savunmak dışında herhangi bir suçları yoktu. Elbette ki bunların hiçbiri de yasalarımıza ve hürriyetler kapsamındaki fillerdi. OHAL’de 500 bin kişi için adli işlem tesis edildi, 50 bin kişi tutuklandı.” KHK zulmüne dur demek için KHK’lılar Platformu olarak bir araya gelme amaçlarının ortak tutum geliştirmek ve demokratik yollarla seslerini yükseltmek olduğuna vurgu yapan Yıldırım, şunları söyledi: “OHAL ve idari komisyonlarının hukuksuz ve keyfi tutuklamalarını gözler önüne sermek ve ihraçlarla ilgili yaşanan mağduriyetlere karşı toplumsal hassasiyetin oluşmasını sağlamaktır. Demokratik çerçevede toplumsal mücadele yoluyla anti demokratik uygulamaların son bulması ve demokratik sürecinin hızlandırılmasını sağlamaktır. Amacımız dayanışma ruhuyla yan yana durarak ve birlikte hareket ederek ‘KHK zulmüne dur’ diyebilmektir KHK’lılar sadece işlerinden atılmakla kalmadı; SGK kayıtlarına düşülen fişleme kodları ile ya iş bulamadılar ya da son derece zor şartlarda sosyal güvencesiz çalışmak zorunda kaldılar.” Seçilme hakkı yasaklandı KHK’lıların özel işlerini kurma veya özel sektörde çalışma ruhsatlarının da iptal edildiğini belirten Yıldırım, “Böylece, KHK’lı öğretmen mesleğini yapamadı, KHK’lı profesör herhangi bir özel veya resmi üniversitede işini yapamadı. KHK’lı hukukçu avukatlık yapamadı. YSK seçime katılmasına izin verdiği KHK’lı adayların seçimi kazanmalarından sonra seçilme haklarına el koydu. Böylece, milli iradeye de KHK kelepçesi vuruldu. Örneğin platformumuzda yer alan arkadaşımız Hüda Yıldırım, Sancaktepe Belediyesi’ne meclis üyesi olarak seçildi. Ancak KHK’lı olduğu gerekçesiyle mazbatasına el konuldu. Böylece seçilme hakkı yasaklanmış oldu” şeklinde konuştu. Kolektif ve sistematik ayrımcılık Açıklamaya “Seçkin bilim insanları 3 yıldır bilimsel kongrelere katılamamaktadır” diye devam eden Yıldırım, “O kongrelerde konuşmacı, başkanlık ve benzeri gibi görevlerini yapamamaktadır. Haberleşme, örgütlenme, ifade ve düşünceyi yayma hürriyeti bağış sendikal üyelik, mülkiyet tasarrufları suç ve cezanın kanuniliği ilkesi gibi anayasal hak ve ilkeler KHK’lılar için ‘terör faaliyeti’ olarak işlem gördü. KHK’lılar için kolektif ve sistematik bir ayrımcılık uygulandı. OHAL mirası olan uygulamalar devam ederse tüm toplumca daha ağır ekonomik ve sosyal bedellerle de yüzleşmeye devam edeceğiz” dedi. İSTANBUL

3. yılında OHAL

24 ay boyunca devam eden OHAL kapsamında 31 adet Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayınlandı. 2016’da çıkarılan 12 KHK’nin 5’i 2016 içinde Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi ardından kanunlaştırıldı. Görüşülmeyen 7 KHK ile 2017’de çıkarılan 18 KHK ve 2018’in başında çıkarılan bir KHK, 31 Ocak-13 Şubat 2018 tarihleri arasında Meclis’te görüşülerek kanunlaştırıldı. OHAL’in kaldırılması ardından KHK’lerle getirilen kanun ve maddeler yasallaştırıldı. Yüz binlerce gözaltı OHAL boyunca resmi olmayan verilere göre 250 bini aşkın kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 17 Ekim 2016-20 Mart 2018 arasında 79 bin 301 kişi için gözaltı işlemi uygulandı. Yine aynı tarihler kapsamında “Örgüt propagandası yapmak, halkı kin, nefret ve düşmanlığa sevk etmek, devlet büyüklerine hakaretlerde bulunmak ve devletin bölünmez bütünlüğüne ve toplumun can güvenliğine kast etmek” iddiasıyla toplam 45 bin 415 sosyal medya hesabı incelenmeye alındı. Tespit edilen 17 bin 89 kişi hakkında işlem uygulandı. 228 bin tutuklama İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (İHOP) verilerine göre, 16 Temmuz 2016’dan 20 Mart 2018’e kadar, OHAL döneminde en az 228 bin 137 kişi tutuklanarak, cezaevine konuldu. 16 Temmuz 2016-31 Aralık 2016 arasında toplam 83 bin 821 kişi, 1 Ocak-31 Aralık 2017 döneminde toplam 114 bin 993 kişi, 1 Ocak - 20 Mart 2018 arasında ise en az 29 bin 323 kişi hakkında tutuklama kararı verildi. Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları Genel Müdürlüğü’nün bilgilerine göre, Türkiye’de 4 Ocak 2018 itibarıyla kapasitesi 208 bin 830 kişi olan 386 ceza infaz kurumu bulunuyor. 2016’da dönemin HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 9 milletvekilinin yanı sıra yüzlerce siyasetçi ve gazeteci, insan hakları savunucuları tutuklandı. Görevden alınması ardından yerine kayyum atanan Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) belediye eşbaşkanı yüzü aşkın kişi tutuklanarak cezaevine konuldu. Sıkıyönetim koşulları OHAL ilanıyla birlikte cezaevlerinde sıkıyönetim koşulları devreye konuldu. Cezaevlerinde, “görüşmelerin teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilmesi, görevli bulundurulması, görüşmelerin gün ve saatlerinin sınırlandırılması, belgelendirilmesi koşuluyla sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın hısımları ile vasisi veya kayyumu tarafından ziyaret etmesi, tutuklular telefonla görüşme hakkından ancak on beş günde bir ve yakınlarıyla sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere faydalanabilmesi” gibi kısıtlamalar getirildi. Bunun yanı sıra cezaevlerinde çıplak arama dayatması, işkence, cezaevleri koğuşlarına kamera takılması, ayakta sayım, kelepçeli muayene, tekmil dayatması gibi birçok uygulamamanın yanı sıra yine 696 sayılı KHK ile tek tip dayatması yasalaştırıldı, ancak uygulamaya başlanmadı. Özgür basın düşmanı OHAL ilanı ardından birçok medya kuruluşu, gazete televizyon kapatıldı. Aralarında dünyada ilk ve tek kadın haber ajansı olan JINHA’nın da bulunduğu 174 medya ve yayın kuruluşu kapatıldı. BİA Medya Gözlem Raporu’na göre, 315 gazeteci, köşe yazarı, yayın sorumlusu veya çizerin, tüm ceza ve tazminat davaları kapsamında 47 ağırlaştırılmış müebbet, bir müebbet hapis, 3 bin 34 yıl yıl 6 ay hapis, 4 milyon 40 bin TL maddi veya manevi tazminat istemiyle yargılandığı belirtildi. Yine aynı raporda, 2017 yılının tamamında ise 31’i Fethullah Gülen Cemaati’ne yakın medya kuruluşlarında, 20’si Kürt medyasında çalışan, beşi uluslararası medya temsilcisi toplam 85 gazetecinin gözaltına alındığı belirtildi. Darbe girişiminin yaşandığı, OHAL’ın uygulamaya girdiği 2016’da bu sayı 201 idi. Özgür Gazeteciler İnisiyatifi’nin (ÖGİ) Temmuz 2018’de yayınladığı rapora göre ise tutuklu gazeteci sayısı 192. Yargısız ihraçlar Bu kapsamda çıkarılan KHK’lerle en az 130 bin kişi ihraç edildi. İhraç edilen kamu emekçilerinin özel sektörde çalışmasının önüne de engel konuldu. Kamuda çalışmaya güvenlik soruşturması uygulanmaya başladı. İhraçlara karşı her hangi bir yargı yolu gösterilmedi. Daha sonra kurulan OHAL Komisyonu ise 10 yılları bulacak işlem süresi nedeniyle eleştirirken, Avrupa Komisyonu’nun (AK) bir organı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de ihraçlara karşı başvuruları kabul etmedi. Akademiye tırpan Olağanüstü Hal kapsamında ilan edilen KHK’lerle yükseköğretim kurumlarından da 6 bini aşkın akademisyen ihraç edildi. İhraç edilenler arasında “barış bildirisine” imza atan 2 bine yakın akademisyen de yer aldı. Bildiriye imza atan akademisyenlerden birçoğu hakkında davalar açılırken, bir kısmı da tutuklandı.   Kaçırma ve kaybetme OHAL ile birlikte gazetecilerin, siyasetçilerin pasaportlarına el konulurken, ihraç edilen kamu görevlilerinin ve yakınlarının da pasaportları iptal edildi. Kamu görevlileri için yurt dışına çıkarken çalıştıkları kurumdan belge alma şartı getirilirken, çok sayıda pasaporta da tahdit koyuldu. İHD’ye yapılan başvuruların ve araştırmaların sonucunda 2017’de işkence gördüğünü söyleyen 5 bin 268 kişi tespit edilirken, verilere göre çoğu Ankara’da olmak üzere 11 zorla kaçırma ve kaybetme vakası yaşandı. OHAL kalıcılaştırıldı 7 kez uzatılması ardından 18 Temmuz 2018’de kaldırılan OHAL uygulamasından geriye sansür, baskı, işkence, kapatma, cezasızlık ve ihraçlar kalırken, AKP’nin sunduğu teklifte yer alan düzenlemelerle kalıcı hale getirildi. Kaldırılmasına rağmen yasallaştırılan OHAL uygulamaları sonucunda valililere “süper yetki” verildi. Yasaya göre valiler, şüpheli gördüğü kişileri 15 gün boyunca kentte girişine yasak getirmesi, anayasal hak olan toplantı ve gösteri hakkı engelleme, kamuya açık alanlarda gece vaktinin başlamasıyla, kapalı alanlarda 00.00’dan sonra toplantıların yapılması da izne bağlandı. Bununla birlikte Anayasa değişikliği ile bakanlar hakkındaki gensoru önergesi uygulamadan kaldırılarak, bakanlar ve cumhurbaşkanı yardımcılarına ancak cumhurbaşkanının izniyle soruşturma açılabiliyor. Yine düzenlemeyle 24 saat olan gözaltı süresi, 48 saate çıkarıldı ve toplu olarak işlenen suçlarda dört gün olarak düzenleniyor. Gerek görülmesi halinde iki defa uzatılabileceği hüküm altına alınarak, 48 saatlik gözaltı süresi 6 güne, toplu olarak işlenen suçlarda ise 12 güne kadar uzatılabiliyor. OHAL kapsamında 130 bin kişinin ihraç edildiği OHAL’den sonra getirilen düzenlemeyle ihraçların süreklileştirilmesi kararlaştırıldı. Yükseköğretim kurumlarından ihraç edilenler, eski kurumlarına dönemeyeceği gibi KHK ile ya da yeni getirilen yasayla kamudan ihraç edilenler, komisyon kararıyla tekrar kamuya alınan kişiler, eski görevlerine atanamıyor. Asker ve polisler kamudan ihraç edildikten sonra geri alınsalar bile kilit görevlere atanmayacak, araştırma merkezlerinde konumlandırılacak. Düzenlemeyle OHAL sürecindeki gibi idari kararlarla ihraçlara üç yıl boyunca devam edilmesi, ihraç edilenlerin işlerinin dışında sosyal birçok hakkından mahrum kalmasının da önü açıldı. Söz konusu ihraçlar Resmi Gazete’de toplu olarak yayımlanmayacakları için de görünür olan ihraçlar kamuoyuna da yansımıyor. Hükümetin “Bir buçuk ay sürmez” dediği OHAL uygulaması, 2 yıl boyunca Kuzey Kürdistan’da en ağır şekilde uygulanırken kaldırılmasına rağmen “Süper valiler” tarafından sürdürülüyor.