- TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Mehmet Şerif Demir, OHAL'in 2018'de resmi olarak bitirildiğini, ancak fiilen sürdüğünü söyledi.
Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi, 15 Temmuz 2016'daki devlet içi çatışmanın ardından 20 Temmuz'da ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ve Kanun Hükmünde Kararname'lerin (KHK) yayınlanmasının 10. yıl dönümüne ilişkin genel merkezinde açıklama gerçekleştirdi. TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Mehmet Şerif Demir, Cumhurbaşkanlığı kararıyla çıkarılan KHK’lerle binlerce kamu emekçisinin gerekçesiz bir şekilde ihraç edildiğini anımsattı. Dr. Demir, "KHK ile ihraç edilen hekimler ve sağlık emekçileri bir gecede hastalarından, öğrencilerinden, çalışma arkadaşlarından ve mesleklerinden uzaklaştırıldı. Uzmanlık eğitimleri ve akademik çalışmaları kesintiye uğradı; çalışma, özlük ve emeklilik haklarında kayıplar yaşandı. Ataması yapılmayan, güvenlik soruşturması nedeniyle mesleğine başlayamayan ve özel sağlık kuruluşlarında dahi çalışması fiilen engellenen hekimler oldu. Birçok KHK’li hekim ve sağlık çalışanı, yurtdışında göç etmek zorunda kaldı. İhraç, yalnızca bir işten çıkarma işlemi değil; çalışma ve eğitim hakkından sosyal güvenliğe, mesleğini sürdürme olanağından toplumsal yaşama katılmaya kadar uzanan kapsamlı bir hak kaybına dönüştü. Yıllar sonra göreve dönebilenler açısından da kaybedilen zamanın ve mesleki birikimin tüm sonuçlarıyla telafisi mümkün olmadı" dedi.
Yanıt verilmeyen sorular
KHK'lerin hukuk düzenini altüst ettiğini belirten Demir, ihraçlara ilişkin sordukları soruları tekrar şu şekilde sıraladı:
* KHK’lerle kaç hekim ve sağlık emekçisi ihraç edildi? Kaçı görevine dönebildi?
* Kaç kişinin yargı süreci devam ediyor? Lehte verilen kararların kaçı zamanında ve tüm sonuçlarıyla uygulandı?
* Güvenlik soruşturması ve benzeri idari uygulamalar nedeniyle mesleğine başlayamayan kaç genç hekim var?
* Kaç hekimin ve sağlık emekçisinin çalışma, emeklilik, özlük ve akademik hakları zarar gördü?
* Kaç kişi mesleğini sürdüremediği için ülkesini terk etmek zorunda kaldı?
Toplum da bedel ödüyor
Bu soruların yalnızca ihraç edilenleri değil, toplumun sağlık hakkını da ilgilendirdiğini söyleyen Demir, şunları ifade etti: "KHK’lerin bedelini toplum da ödedi. Hekimlerin ve sağlık emekçilerinin sağlık kurumlarından uzaklaştırılması; sağlık hizmetinin sürekliliğini, niteliğini ve erişilebilirliğini etkiledi. Tıp ve sağlık eğitimi, bilimsel üretim ve kurumsal birikim zarar gördü. Bugün sağlık sisteminin içinde bulunduğu ağır tabloyu konuşurken KHK'lerle başlayan bu sürecin yarattığı tahribat görmezden gelinemez. Artan iş yükü, uzun çalışma süreleri, güvencesizlik, özel sağlık kuruluşlarında ucuz emek gücü, sağlık hizmetine erişimde yaşanan sorunlar, nitelikli sağlık hizmeti sunmanın giderek zorlaşması; sağlık emekçilerini değersizleştiren, kamusal sağlık hizmetini zayıflatan ve sağlık hakkını aşındıran politikaların sonucudur" ifadelerini kullandı.
Göreve iade yetmez
İhraç edilen emekçilerin görevlerine iade edilmesi talebinde de bulunan Demir, hak kayıplarının boyutlarını ortaya koyan güncel verilerin açıklanmasını istedi. OHAL'in 2018'de resmi olarak bitirildiğini ancak fiilen sürdüğünü kaydeden Demir, şunları ekledi: "Yıllar sonra verilen göreve iade kararlarının gecikmeli veya eksik uygulanması ve geçen on yılın kayıplarının telafi edilmemesi, bu sürecin sonuçlarının hâlâ devam ettiğini gösteriyor. 10 yıl sonra göreve iade yetmez; Tüm hak kayıpları giderilmelidir KHK’lerle haksız ve hukuka aykırı biçimde ihraç edilen hekimler ve sağlık emekçileri görevlerine iade edilmelidir." ANKARA