Darbe girişimin ardından ilan edilen OHAL, toplumun tümünü hedeflediği gibi ilk olarak kadınlara yönelmeye başladı. Sokağa salınan grupların saldırdığı ve cinsiyetçi söylemlerle hedef aldığı kadınlar, OHAL ile birlikte yeni bir cendereye alındı. Şort giyen, dövmeli kadınlar darp edilip tacize uğradı. 

Yaptıkları bir basın açıklamasıyla yaşanan darbe girişimi ve sonrasında ilan edilen OHAL'e tepki gösteren Ankara Feminist Kolektif, Ankara Kadın Platformu, Ankara Kadın Platformu Bileşenleri, bunun kadınlar açısından bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Tüm kadınları erkek şiddetine karşı ses çıkarmaya çağıran kadınlar, darbeye ve diktatörlüğe karşı durmak için en geniş Barış ve Demokrasi Cephesinin kurulması çağrısını yaptı.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi kadın avukatlar ve KJA'lı kadınlar da, OHAL'e karşı kadınların örgütlü bir öz savunma gücü oluşturması gerektiğini vurguladı.


Kadınlar tehlikede

ÖHD'li Nuray Özdoğan, darbe girişimi sonrasında sokağa salınan grupların daha çok cinsiyetçi söylemler ile kadınları hedef aldığını ve OHAL ile birlikte kadınların büyük bir tehlike altında olduğunu söyledi. Özdoğan, "Darbeler toplumsal muhalefetin susturulamadığı, yönetenlerin yönetemediği kriz durumlarında ortaya çıkar ve her zaman toplumsal özgürleşme mücadelesinde en direngen olan kadınları hedef alarak faşizmi toplumun tüm hücrelerinde nüfuz ettirir. Darbe girişimi karşısında sokağa çıkan unsurların kadın karşıtı cinsiyetçi söylemleri, dinci gericiliğin iktidarın en önemli yönetme aracı olduğunu göstermektedir ve yaşam düşmanlığı kadın düşmanlığında kendini var etmektedir" dedi.


Zorlu bir sürecin işareti

Türkiye'nin tamamının büyük bir cezaevine dönüştürülmesi ve sokağa dökülen gerici unsurların kadınların daha yoğun saldırıya uğrayacağının göstergesi olduğunun altını çizen Özdoğan, "Kadınlar sokaktaki faşist ve gerici unsurları gördükçe dışarı çıktığında ne giyeceğini düşünür hale gelmiştir. Mevcut iktidar şimdiye kadarki pratikleri ile iktidarın konsoline etmek istediği IŞİD'vari unsurların sokakta görünür hale gelmesi ve cezasızlık zırhı ile mükafatlandırılmış olmaları kadın mücadelesi açısından zorlu bir sürecin işaretidir" dedi.


Kadın dayanışması büyütülmeli

OHAL'e karşı kadınların sokakta haklarını savunmaya devam etmesi, öz savunma haklarını korumalarının ve dünyadaki kadın özgürlük hareketleri ile dayanışmanın büyütülmesinin şart olduğunu belirten Özdoğan, "Savaş karşıtı barış mücadelesi, kadın mücadelesi ile ortak yürümek zorunda. Kadın özgürlük hareketini dikkate almayan hiçbir toplumsal hareket barış ve demokrasi getiremez, bu tarihsel bir gerçekliktir. Bugün Kobanê'deki başarının en büyük mimarı kadın özgürlük savaşçılarıdır" şeklinde konuştu.


Sokaklar kadınsızlaştırılmak isteniyor

ÖHD avukatlarından Oya Aydın, sokağa çıkma yasaklarının başlangıcında bir kadın cesedinin çıplak biçimde dolaştırılmasını hatırlatarak, bugün polisin 10 aylık bebeğe tecavüz tehdidi, Trabzonspor Yönetim Kurulu üyesinin darbeci askerlerin eşlerine dair sözlerinin de bir rastlantı olmadığını, kadınların her zaman hedefte olduğunu gösterdiğini söyledi. 

Darbeye direndiği söylenen halkın sadece saldırgan erkeklerden oluştuğunu ve son derece sorunlu olduğu belirten Aydın, "Halk sokakta demek için erkeklerin yanında kadınların da olması gerekirdi. Ama kadınlar yok. Böylece arzu edilen sokakların ve kamusal alanın kadınsızlaştırılması emeline de ulaşılmış oluyor" dedi. 


Sokaklar boş bırakılmamalı

Kadınların cinsiyetçi söylemlere karşı sokağı boş bırakmaması gerektiğini vurgulayan Aydın, "Kadınlar, kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın taciz, tecavüz uygulamalarına, insanlık suçu olan işkenceye karşı seslerini daha fazla yükseltmeliler. Hiçbir politik gerekçe insanlık onurunun karşısına konamaz" dedi.

Kongreya Jinên Azad (KJA) aktivisti Reyhan Kumru, 90'lı yıllardan bu yana Kürdistan bölgesinde OHAL'in mevcut olduğunu dile getirerek, bedeni teşhir edilen YJA STAR gerillası Ekin Wan'ı (Kevser Eltürk) hatırlattı. Böylesi koşullarda kadınların seslerini daha gür bir şekilde çıkarması gerektiğini söyleyen Kumru, "OHAL demek kadınların özgürlüklerinin engellenmesi demektir. Bu yüzden biz kadınların çok daha fazla örgütlü çalışmamız ve mücadele etmemiz gerekiyor" dedi.


Örgütlü öz savunma gücü oluşturulmalı

Yeryüzü Kadınları üyesi Sultan Eylem Keleş ise, sokakların demokrasi iddiasıyla erkekler tarafından adeta kuşatıldığını, bunun kadınlar için çok büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. OHAL'in kadınların gündelik yaşantıda yaşadıkları baskıların artması anlamına geldiğini belirten Keleş, tüm bu saldırılara karşı örgütlü bir öz savunma gücü oluşturması gerektiğini vurguladı. 


DİHA/ANKARA-İZMİR