İktidarlar, egemenler, devletler kısmen de olsa diyalog ve konuşma ile çözüm arayabiliyor. Ancak söz konusu ötekiler ise yani olmayanlar, yani var olanda ama olmasalar daha iyi olanlar, yani varlığı rahatsızlık yaratanlar; hele hele öteki olup da bir şeyler istemeyi öğrenenler…
İşte onların anlayabileceği tek dil, şiddet oluveriyor. Ölüm oluyor, ölüleri dirilerinden daha kıymetli oluyor.
Geçen hafta İran; Kürt siyasetçilerinin ölü bedenleri üzerinden Kürdistan üzerindeki pay sahiplerine -aslında ortaklarına demek de yerini bulur- mesaj gönderdi. ‘Kim Kürt’ü çok öldürürse ortaklığını güçlendirir’ bilinciyle gencecik bedenler üzerinden Türkiye’ye, Esad’a ve uluslararası güçlere niyet beyanında bulundu. Ne kadar karşılık aldığı bilinmez ama bu dille Ortadoğu’da siyaset yapan bütün güçler aşinadır. Kısa süreli sonuç alınsa da uzun süreli kendilerinin mesaj haline geldikleri çokça yaşanmıştır. Kürtlerin ve bütün ötekilerin ölü bedenleri üzerinden siyaset yapanların tarihin çöplüğünden kurtulmadıkları da bilinmektedir.
Türkiye’nin Kürtler, azınlıklar ve bütün ötekiler üzerinde uyguladığı ölü beden siyasetinin sonuç almadığını en iyi bilenler bölge ülkeleridir.
Saddam yıllarca Kürtleri katlettikten sonra Irak’ın dağılışını kendi eliyle gerçekleştirdi. Yine Esad, Kürt karşıtlığına oturttuğu bölge siyasetinde kardeş belledikleri tarafından vuruldu ve halen vurulmaya devam ediyor. Bölgenin dört ülkesi Kürdistan ve Kürtler üzerinde pay sahibi olduğundan siyasetlerini de Kürtlerin ölü bedenleri üzerinden yürütüyorlar. Hem bölgenin tümü, hem de Kürtler bu siyaset diline alıştırıldığından, dünyanın her köşesinden gelen mesaj; aynı renkten ve tondan oluyor neredeyse.
Burada irdelenmesi gereken diğer konu; buna alışmak... Alışmak; çaresizlik ve sindirilmişliğin bir sonucu olarak Kürdistan’da hüküm sürdü yıllarca. Ancak Kürtler ve tüm ötekiler için artık mevsim diri bedenlerin konuşarak, yaşayarak ve yaşatarak siyaset dilini hakim kılma mevsimi. Artık özgürlük bilinci daha da olgunlaşmış durumda. Şimdi ortaya çıkan yaşama ve yaşatma alışkanlığı olabilir ancak.
Diğer konu ise ortak olmak… Ölü beden siyasetine ortaklık kültürünün çok önemli bir kısmı ortadan kalmış olsa da iktidarın göz kamaştıran cazibesi altında kim olduğunu, ne yaptığını ve yapacağını kestiremeyenlerin halen tutunduğu bir konu olabiliyor ne yazık ki. Kürdistan’da şu veya bu düzeyde bir kısım paravan oluşumlar dönemsel ortaya çıkarak büyük abilerinin bir dönemini kurtarmasına yine Kürtlerin ölü bedenleri üzerinden yardım etmişlerdi.
Kürtler arasında ölü beden siyaseti hemen hemen bitse de; ancak bunun yarattığı alışkanlıkların sürdüğünü söylemek yanlış olmaz.
Eğer durum bu değilse, Kürt Ulusal Kongresi'nin aylardır yapılamamasını nasıl izah etmek gerekir acaba? "Kürt Ulusal Kongresi ertelendi" haberi tüm sıcaklığını korurken "sürpriz Erdoğan Barzani görüşmesi" haberi ajanslara düştü. Acaba bu da geçen dönem alışkanlıkları ve ölü bendenler üzerinden yürütülen siyasetin bir izdüşümü mü?
Kürtler için son derece önemli olan Ulusal Kongre ve Kürtlerin demokratik birliğini ekonomik anlaşmalar engelleye bilir mi? Bölgede yaşanan gelişmeler dikkate alındığında Kürtler için çok daha büyük ekonomik yatırımlara kapı aralandığı kesin. O halde kongrenin ertelenmesi kararı ardından ekonomik görüşme yapılacağı haberinin inandırıcı olması beklenebilir mi?
Acaba bu görüşmede Rojava, Kuzey Kürdistan’daki çözüm süreci nasıl yer alacak? Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani, Kürtlerin kazanımlarının bu denli imkanlar dahilinde olduğu bir dönemde hangi öncelikler üzerinden hareket edecek?
Ölü bedenler…
Siyasetin dili şiddet olunca ölümün nereden geldiği belli olmuyor. Ortadoğu’nun kaderi haline gelmiş olan bu siyaset dili, kanla besleniyor. Siyasetçiler birbirine kanla mesaj gönderiyor. İnsanların ölü bedenleri diri bedenlerinden daha fazla mesaj içerikli. Konuşmasına, diline, kimliğine, kültürüne ket vurulanlara reva görülen siyaset dili ölüm oluyor.