Türkiye’nin halleri deyince yarı utangaç bir halle üstü örtülmüş bir gülücük süsler yüzümüzü. Kendimizi en acayip hallere hazırlayarak dinleriz sözün devamını. Zaman zaman utancımızı bastırabilmek için olsa gerek, işte “tipik Türk” gibi sözcükler atarız ortaya. Yani “yuuh bee!” dememek için tepkinin yumuşatılmış halidir bu.
Şimdi, Türkiye toplumunu, devletini, siyasetini tanıyan birisine desem ki Türkiye’de bir kasabanın kaymakamının “ben çökeceğini bekliyordum” dediği köprü çöktüyse, ve 15 kişi bu çöküntüde öldüyse, ve aradan geçen bunca zamana kadar 15 cesedin sadece birkaçı ancak bulunabildiyse… Tamam bütün bunlar siyasetin düzenbazlığı falan diye yorumlanabilir.
Ama bütün bunlara rağmen, 15 canını kaybetmiş bir toplumun ah vah’dan başka ses çıkarmadan bir koyun sürüsü gibi “Allah devletimize zeval vermesin” diyerek acısını yüreğine gömdüğünü görünce, insani olmayan bu davranışı “işte tipik Türk” diye tanımlamak ve yarı utangaç bir gülücükle reaksiyon göstermekten başka bir şey yapamıyoruz ne yazık ki! Artık aklın sınırlarının ötesindeyiz! Bu tür olaylarda gülümsememiz, akli dengemizin çöktüğünün işaretidir.
***
Ölüm oruçları yaşamsal tehlike aşamasına çoktan girdi. Tık yok bu toplumda!
Özgürlük, demokrasi, hak, hukuk gibi sorunlarda hep kendini öne atan bildik seslerden başka toplumdan tık yok. Tık yok ve biliyorum ki buna rağmen bu ülkede görünenden bilinenden çok daha fazla vicdan sahibi insan var. Ama eğer bir ülkenin vicdanını oluşturan haber kanalları işgal edilmiş, TV’leri alem-i farikası köpek olan sahibinin sesi’nden de fazla sahibinin sesi olmuş ise... Bu ülkede artık vicdanda tık yok, ahlakta tık yok, onurda tık yok demektir. Yani bu ülkede vicdan tükenmiş, değerler kokuşmuş, insan çürümüş demektir.
Bu hayra alamet değildir, tarihten biliriz bunun hayra alamet olmadığını.
Bir toplum batarken yayılır böylesine irin kokuları.
Bir toplum çürürken, bir toplum şuurunu kaybederken sergilenir bu sendrom.
Pompei son günlerini mi yaşıyor?
***
"Sizler bizi ‘devrimci’ olarak fişlediniz... Tarih sizi ‘hain’ olarak fişleyecek... Farkımız bu" demiş, 12 Eylül darbesini eleştirirken sinema oyuncusu Tarık Akın.
Gerçekle oyun oynuyor, insanla oynuyor, ahlakla oynuyor, siyaseten “rol yapıyor” bu ülkenin bildik sanatçısı ya da bildik “aydını”. Türkiye’de cezaevlerinde binlerce insan barışın önünü açmak için bedenini ölüme yatırmış dönüşümlü dönüşümsüz. Sanatçıda tık yok! Devrimden söz ediyor kendince, ucuz onurların peşinde pahalı köşelere aday. Türkiye’de binlerce Kürt siyasetçi tutuklanmış. Tık yok! Onlar cezaevlerinde yata yata ölürler, ötekinde eylem adına tık yok, devrim nutukları atar. Barışın yolu tıkanmış, sayın Öcalan tek kişilik hücrede 13 yıldır. Özgürlük, demokrasi, hak, hukuk gibi sorunlarda hep kendini öne atan bildik sanatçı seslerinden, bildik aydın yüzlerinden başkasında tık yok.
***
Ben söyledim, “tehdit” dediler, tehdit değildi sözlerim. Tamam bunca düşmüşlüğüne rağmen, bu ülke bile daha fazla zulmü kaldıramaz. Kürt Özgürlük hareketi yapılanı artık affetmez dedim. Tehdit dediniz!
Değildi!
İşte bir okur mektubu! Al gözüm, seyreyle Salih!
***
“12 Eylül faşizminin ölüm magandası Esat Oktay'a meydan okurcasına bedenlerini ölüme yatıran Kemal Pir ve yoldaşları şahsında ölüm - zulüm çağı olarak tarihe geçen zindan vahşetti mahkum edilebildi.
Türk Devleti 12 Eylül’ü mumla aratan katliamları tırmandırırken halkımız üzerinde; yine 80 dönemlerinin zindan direnişçilerinden Fuat Kav ve beraberinde 14 can, Kürdistan’da ise binlerce neferimiz aynı yöntemle faşizmi boğma kavgasında bedenlerini ölüme yatırmış bulunmaktalar. Ölüm, zulüm ve daha bin bir türlü gayri insani yöntemle bitiremediği Kürdün bu eylemine karşın talepleri karşılamaya dönük tek bir adım dahi atmadı, atacağı da yok…
Fuat Kav şahsında bu onurlu direnişi saygıyla karşılıyor, sahipleniyor ve bu onur abidesi neferlerimiz önünde saygıyla eğiliyoruz. Ancak ölümlerini bekleyemeyeceğimizi belirtmek istiyoruz.” (Arslanoğlu ve Karacan)
***
Ölüm orucundaki barışın sesinin giderek zayıfladığı duyulmuyor mu? Barışın ses tellerinden birinin bile kopması ya da yaralanması halinde tıkınız kalır mı?
Hızlı davranmak gerekir bu soruyu yanıtlamak için. Abartısız söylüyorum.
Yarın çok geç olacaktır, zira zaman kalbi sıkıştıracak kadar daraldı.
Bilinsin.
Ölül Orucu Değil Barışın Sesi