
Türk cezaevlerindeki Kürt tutsakların, devlet terörünün cezaevlerine tecrit, işkence, sürgün ve hak gaspı olarak yansımasına karşı başlattıkları açlık grevine, rehin tutulan HDP ve DBP Eşbaşkanları ile 5 vekil de dünden itibaren dahil oldu. HDP Milletvekili Önder, "Demirtaş ve milletvekili arkadaşlarımız, uygulamaları görünür kılmak için açlık grevine başladılar. Bu durum eğer demokrasiye inanıyorsanız utanç vericidir" dedi. HDP Milletvekili Özkan ise açlık grevinin kritik aşamaya geldiğini belirterek, tutsakların kalıcı hasarlar ve hatta ölümlerle yüz yüze olduğu uyarısı yaptı. Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi ise dün Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde taleplerin kabul edilmesi çağrısı yaptı.
Dün açlık grevine başlayan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, rehin tutulduğu Edirne Cezaevi’nden mesaj gönderdi. Demirtaş'ın avukatları aracılığıyla gönderdiği mesaj şöyle:
"Şahsımız için hiçbir talebimiz yoktur...
Adli ve siyasi ayrımsız bütün tutuklu ve hükümlüler insani muamele görme hakkına sahiptir.
Türkiye cezaevlerinde yaşanan hukuk dışı, gayri insani ve keyfi uygulamalara dikkat çekmek istiyoruz. Bu sorunlardan kaynaklı birçok cezaevinde 40 günü aşkındır devam eden açlık grevleri vardır.
Adalet Bakanlığı'nın kendi sorumluluk alanındaki bu ciddi meselelere duyarsız kalmasını kabul etmemiz mümkün değildir.
Bizim milletvekilleri olarak şahsımız için hiçbir talebimiz yoktur. Açlık grevine ve cezaevlerindeki sorunlara dikkat çekmek, Adalet Bakanlığı'nın sorumluluğunu hatırlatmak ve özel olarak da Edirne Cezaevi Müdürü'nün keyfi uygulamalarını protesto etmek için açlık grevi yapıyoruz."
Yüzümüzü cezaevlerine dönelim!
HDP Cezaevi Komisyonu Sözcüsü ve Muş Milletvekili Burcu Çelik ile HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine ilişkin dün Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Önder, şunları söyledi: "Bir ülkede düşünün ki, 10 binlerce siyaseten tutuklanmış, özgürlüğü gasp edilmiş insan var. Orada kriminal değil sosyolojik bir olgudan bahsetmek durumundayız. Son bir buçuk yılın bilançosu da 5 bini aşkın partilimizin tutuklanması. Demirtaş ve milletvekili arkadaşlarımız, tüm mahkumlara dönük adaletsiz uygulamaları görünür kılmak için açlık grevine başladılar. Bu durum eğer demokrasiye inanıyorsanız, utanç vericidir. Bu ülkenin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanı ve milletvekilleri cezaevlerindeki hukuksuz uygulamaları görünür kılmak için bedenlerini açlığa yatırdılar. Siyaseti yargı eliyle dizayn edemezsiniz. Demokrasi siciline çıkmaz bir leke olarak geçer. Geçmişte buna tevessül edenler bugün insan içine çıkamıyorlar. Buradan çağrıda bulunuyoruz; söz konusu olan insan onuru ve cezaevleri bunun en kritik yerleri. Tüm kurum ve kuruluşlardan yüksek bir duyarlılık beklediğimizin bilinmesini istiyorum."
Önder, konuya ilişkin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'la Pazartesi günü görüşeceklerini bildirdi.
Özkan: Kötü haberler gelebilir!
Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi ve HDP Cezaevi Sözcüsü Muş Milletvekili Burcu Çelik Özkan ise şunları söyledi: "Açlık grevleri bir sonuç olarak ortaya çıktı. Bugün artık çözümü konuşmamız gerekiyor. Bu sürece nasıl gelindiğini hem bakanlık hem bizler çok iyi biliyoruz. OHAL sonrası çıkartılan ilk KHK’lerin yansıması ve sonucudur bugün yaşadığımız kriz. Elindeki mevzuata ve KHK’lere dayanan keyfi tutumun sonucudur bugün yaşadıklarımız. Bir an önce yüzümüzü cezaevlerine çevirmeli ve KHK’lere ilişkin yeniden bir düzenleme sağlanmalıdır.
Tüm cezaevleri dönüşümlü ya da dönüşümsüz grevlere dahil oldular. Kritik noktalardayız. Şayet bu süreci sağlıklı biçimde çözüme kavuşturamazsak vücutta kalıcı hasarlar, sonunda da hiç istemediğimiz ve bunun olmaması için çabaladığımız ölüm haberlerini duyabiliriz. Şakran Cezaevinde tutsaklara sadece şeker, tuz ve limon verildiğini duyduk. Sadece bunlarla beslenen tutsakların sağlık durumlarının ciddi bir noktaya geldiğini söylemek mümkün.”
Bu sese kulak verin
Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi, tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla dün Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Cezaevi kapısında yapılan açıklamada ilk sözü HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit aldı. Siyasi tutsaklara gözünü kulağını tıkayan bir siyasi iktidar ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Koçyiğit, “Demokratik talepleri görmezden gelen iktidara karşı bedenini açlık grevine yatıran tutsaklar için, onların haklı ve onurlu mücadelelerine ses olmak için buradayız” diye konuştu. Hükümete seslenen Koçyiğit, “Size düşen içeridekileri yaşatmaktır, cezaevine koyduğunuz insanların yaşam hakkını güvenliğini korumaktır. Ölümler gerçekleşmeden bu sese kulak verin” dedi.
Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi Eş Sözcüsü Arif Yılmaz ise basın metnini okuyarak, cezaevlerinde yaşatılan hak ihlalleri üzerinden Türkiye toplumuna bir korku yayılmak istendiğini belirtti. Yılmaz, cezaevlerinde hak ihlallerinin her gün arttığını söyledi. Açıklamanın ardından beş dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.
Dayanışmayı büyütelim

Tutsakların durumuna dikkat çeken çalışmaları ile bilinen Görülmüştür ekibinden Adil Okay, cezaevlerinde yaşananların dışarıda şikayet edilen koşullardan kat be kat daha kötü olduğunu söyledi.
Ülkenin yarı açık cezaevine döndüğüne dikkat çeken Okay, “Evet, dışarıda AKP devletinin karanlığı gün be gün zifirileşiyor. Evet, her gün yeni bir hak ihlali, sansür, kapatma, karartma ile karşılaşıyoruz. Evet, korku ikliminde yaşıyoruz. Muhalif sesler sansür ve oto-sansür yoluyla kısılmaya çalışılıyor. Parti yöneticileri, belediye başkanları tutuklanarak demokratik muhalefet engellenmeye çalışılıyor. Tutuklanmayan, dışarıda olan milletvekillerinin açıklamalarını da adına basın denilen paçavralar yayınlamıyor. Ama içeride yani zindanda koşullar çok daha kötü. Özgürlüğünden mahrum bırakılan politik tutsaklar her geçen gün daha da daralan hücrelerde dik durmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
Tutsakların iradelerini kırmak için “her yol serbest” diyerek sanki gizli bir genelge varmış gibi “zindan zebanilerinin saldırıya geçtiğini” kaydeden Okay, şunlara dikkat çekti:
* İstisnai durumlar için öngörülen ‘çıplak arama’ şimdi tüm politik tutsaklara dayatılıyor.
* Doktor muayenesinde kelepçe çıkarılmıyor. Bu suça kimi doktorlar da Hipokrat yeminini unutarak ortak oluyor.
* Yasal kitaplar verilmiyor.
* Hücre baskınları talana dönüşüyor.
* Bebek anneden, anne bebekten koparılıyor.
* Hasta tutsaklar zor koşullarda diğer tutsakların yardımıyla hayatta kalmaya çalışıyor.
* Sayımlarda askeri nizam, tek sıra, komut dayatılıyor. Bunlara itiraz edenler de saldırıya uğruyor.
* Her gün yeni bir kaburga, kol, bacak kırılma olayı duyuluyor.
* Sürgünler hız kesmiyor. Tutsaklar aileleriyle görüşemesin diye fizana sürülüyor.
* Ring araçlarıyla hastaneye gitmek bile eziyet dönerken 500-1000 kilometre uzaklara sürgüne ring aracıyla tutsaklar taşınıyor.
* İzole edilmiş halde, tecrit içinde tecridi yaşıyorlar.
* Psikolojik şiddete de uğruyorlar.
* Yasal talepleri yanıt bulmuyor.
Ölüme yatıyorlar
45 gündür devam eden açlık grevlerini de sadece cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile birlikte değerlendirmemek gerektiğini söyleyen Okay, tutuklular sadece yaşadığı hak ihlallerine karşı değil aynı zamanda demokratik bir ülke ve barış koşullarının sağlanması için de bedenlerini ölüme yatırdıklarını vurgulayarak, dışarıda olan insanların onların sesini daha çok duyurması gerektiğini aksi takdirde geçmişte de yaşandığı gibi cezaevlerinin birer ölüm evine döneceğini ifade etti.
Cezaevi haberleri makaslıyor
Sincan Cezaevi’nde, Özgürlükçü Demokrasi gazetesi, “cezaevlerindeki hak ihlalleri ve açlık grevini” konu alan haberlerin yer aldığı sayfalar kesildikten sonra tutsaklara teslim ediliyor.
Sincan 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlü Eğitim Kurulu Başkanlığı, ilginç hak ihlali uygulamalarına bir yenisini ekledi. Cezaevi aldığı kararla cezaevine giden Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 13, 15, 16, 18 ve 20 Mart tarihli sayılarının kimi sayfalarını kestikten sonra teslim etti. Söz konusu sayılarda kesilen sayfaların “cezaevlerindeki hak ihlalleri ve açlık grevi ile ilgili” olması dikkat çekti.
ANKARA/İSTANBUL