İran’daki zindanlarda nelerin yaşandığını en iyi anlatan kaynak Ferzad Kemanger’in mektuplarıdır. Dersim Oremar tarafından hazırlanan ve Aram Yayınevince basılan “Avabûna Stêrkan Mizgîna Hilatina Rojê ye” adlı kitapta Kemanger yaşanan vahşete ışık tutuyor.


İran’ın ölüm koridorları

Ölüm Koridor’u kavramı idam cezasına çarptırılan tutsakların idamı beklediği günlere denir.  Ölüm Koridorunda beklemek ölmekten daha iyidir. Sözüm ona İslam Cumhuriyeti olan ve Aleviler/ Şiî’ler tarafında kutsal olarak kabul edilen Hz. Ali’nin “Zülfikar’ı” İran zindanlarında işkence aletine verilen addır.Bugün İran’da ki zindanlarda neler yaşanılıyor bilmiyoruz. Politik tutsakların en yakın akrabalarına bile yeterince bilgi verilmiyor.  Şu anda politik tutsakların neler yaşadığına ilişkin en önemli belge niteliğinde olan “Avabûna Stêrkan Mizgîna Hilatina Rojê ye” adlı kitabı yeniden okumak, anlamak ve anlatmak gerekir.

İdam edilenlerin mektupları

 Kitap, sadece Kemanger’in mektuplarında oluşmuyor. Kemanger ile birlikte idam edilen Ferhad Wekîlî, Elî Heyderiyan, Şîrîn Elemhulî ve Mehdî Îslamiyan’ın mektupları da yer alıyor. İdam edilen kadın tutsak Şîrîn Elemhulî mektubunda “ bana yaptığınız işkence, benim gecelerimin kabusu oldu. İşkencede başıma aldığım darbelerden dolayı başım ağrıyor ve bazen etrafında neler oluyor farkına bile varmıyorum. Bu işkencelerin bir başka hediyesi de giderek görmemeye başlayan gözlerim oldu. Gözaltında bana her türden işkence yaptılar, elektrik verdiler, kamçıladılar, vücudum artık acıyı hissedemez oldu. Bayıldığımda soğuk suya koyarak beni ayıltıyorlardı.  Her saat işkence hayatımın bir parçası oldu” diye yazmış.Bugün “Ölüm Koridoru’nda”  bekleyen onlarca tutsakta bu vahşi işkencenin altındadır. İşkence sadece sorgu esnasında yaşanmıyor. İran’da ki zindanların her anı bir işkencedir. Politik tutsakları idealleri her işkencenin üzerindedir. Kemanger yazdığı bir mektubunda şunu söylüyor: “ Ben aylardır zindandayım. İstiyorlardı ki ben irademi onlara teslim edeyim. Sizin zindanlarınızın duvarı benimle halkım arasında engel olamaz. Benim halkıma olan sevgime bent olamaz. Karar vermişlerdi ki zindanın karanlığıyla güneşi ve güneşin ışıklarını anlamsızlaştıracaklar. Bugün, benim canımı almak istiyorlar. Ben kendi özgür iradem ile karar verdim. Kendi ölümümle beraber kalbimi kalp bekleyen birine bağışlamak istiyorum. Kalbimi içindeki aşk ve güçle bir çocuğa hediye etmek istiyorum. Fark etmiyor o çocuğun nerede ve kim olduğu. Sadece gökyüzünde yıldızları seyrederken ihanette uzak bir yaşam yaşasın yeter bana. Bırakın beni yüreğim bir başkasının yüreğinde çarpsın. Sorun değil, hangi dilde konuştuğu, derisinin hangi renkte olduğu... Bırakın yüreğim bir çocuğun göğsünde atsın olur ki yarın onun ağzında, onun anadilinde haykırayım. Bir rüzgâr olmak istiyorum. İnsanların aşkını ve gücünü bütün cihana yayayım”

Çığlıklara ses vermek

İnsanlık adına sesimizi yükseltmemiz gerekir.24 Kasım 2010’da Kelareş’te yıldızlaşan “Canlı Kalkan sözcüsü Senar METE ( Haki Şiyar)’ı saygı ve minnetle anıyor, anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Yine şahadet haberini yeni aldığım Sevgili Hasret Birsel’in kardeşi Ceyda Zengin ( Umut Zeryan) için Sayın Hasret Birsel’e, Zengin ailesine, bütün halkımıza başsağlığı diliyor. Umut Zeryan’ın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.


ERDOÐAN ZAMUR