Türk cezaevlerinde 135 gündür açlık grevini sürdüren tutsaklardan 15’i bugün ölüm orucuna başlıyor.

PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına ölüm orucunu kamuoyuyla başlayan Deniz Kaya, devletin açlık grevlerini görmezden geldiğini, Türkiye’deki demokratik muhalefetin de yeterince sahiplenmediğini belirterek, vazgeçmeden devam edeceklerini söyledi.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 174. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 136, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 135, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 126. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 119, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 116. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 105. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 161; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 111; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 66 gündür eylemde.

Tahliye onlar bırakmadı

Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesinin ardından eylemini Batman’daki evinde 114. gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Amed’de HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra evlerinde sürdürüyor.

8 direnişçi şehit oldu

 Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat’ta mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta şehit düştü. Zülküf Gezen (33), 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde; Ayten Beçet (24), 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Zehra Sağlam (23), 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Medya Çınar (24), 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Yonca Akici, 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde şehadete ulaştı.

Direnişçilerin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

Bugünden itibaren ölüm orucu

PKK ve PAJK’lı tutsaklar, tecridin kırılması amacıyla sürdürdükleri açlık grevini bir üst aşamaya çıkararak, bugünden  itibaren ‘ölüm orucu’na başlayacak. Tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, ‘Tecridi Kıralım, Faşizmi Yıkalım ve Kürdistan’ı Özgürleştirelim’ direniş hamlesi kapsamındaki açlık grevi eyleminin 14 Temmuz çizgisinde kararlıkla süreceğine vurgu yaptı.

Devlet görmezden geliyor muhalifler de susuyor

 “Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzlemde belirlediği yasalara aykırı hareket etmesi meşruluğunu yitirmesi anlamına gelmektedir” diyen Kaya, şunları ifade etti: “Tek adam rejimine kurban edilen ülke beka derdine düştüğü söylenilirken, aslında iktidarın beka derdi güttüğü çok net bir şekilde görülmektedir. Bu minvalde devlet erkanı bakanlar ve TBMM Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü yönünde samimi olduklarını kabul ediyorlarsa öncelikle Önderliğimiz üzerindeki tecridin kaldırılması ve özgür yaşar çalışma koşullarının oluşturulması gerekir. Ancak gelinen aşamada binlerce insanın zindanlarda açlık grevi eyleminde olmasına rağmen Adalet Bakanı’nın bir tek söz söylememesi adaleti sarsmış, TBMM Başkanı’nın Hakkari Milletvekili olan Leyla Güven ile bir temas kurmaması milletin iradesini ve milleti tanımamıştır. Ülke içerisinde kendine sol-sosyalist diyen aynı zamanda demokrat, aydın, yazar, çizer diyen kurum, parti ve kişilerin açıkladığımız deklarasyan maddelerinin anayasal düzlemde yeri olmasına rağmen ses çıkarıp sahiplenmemeleri toplumsal olan insanı derinden yaralamıştır.”

Tüm mihraklara karşı

 Deniz Kaya, ölüm orucu kararını şöyle duyuruldu: “Bu gerçeklik ışığında bizler başlatmış olduğumuz açlık grevi eylemimizi böylesine duyarsız ve insana saygısı kalmamış tüm mihraklara karşı eylemimizi bir üst aşamaya çıkararak 30 Nisan’da ÖLÜM ORUCU’na başlayacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.”

Açlık grevi devam edecek

 “14 Temmuz ölüm orucu direnişi ardılları olarak ve onlara layık bir duruş sergileme adına ölüm orucu eylemimizi daha koordineli, bilinçli ve örgütlü yürüteceğiz” diyen Kaya, şöyle devam etti: “Bu bağlamda aşağıda belirleyeceğimiz ve ölüm orucu eyleminde yerini alan isimler dışında süresiz-dönüşümsüz eylemliliklerimiz devam edecektir. Türkiye zindanlarında olan biz PKK ve PAJK’lı tutsaklar kamuoyuna sunduğumuz deklarasyon maddelerinin hayata geçmesi halinde ve bunun sürekliliğinin sağlanması temelinde açlık grevimizi sonlandıracağımızı belirtmiştik. Bu anlamda direnişimizin kararlılığını kimsenin sınamasına izin vermeyeceğimiz bilinmelidir. Bu nedenle hayata geçeceğine ve tecridin önündeki engellerin kaldıracağına dönük gerçekten samimi adımlar atılacaksa buradaki muhatabın zindanlarda direnen bizler ve direnişimizin ilk öncüsü olan değerli vekilimiz Leyla Güven olduğu bilinmelidir.”

Ölüm orucuna girecek tutsaklar

  “Ölüm orucuna girecek olanlar dışında süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemimiz devam ederken, kesinlikle fevri, bireysel çıkışlardan uzak olduğumuz ve örgütsel tarzda hareket edeceğimiz bilinmelidir” vurgusu yapan Kaya, 30 Nisan’dan itibaren ölüm orucuna girecek olan 15 tutsağın isimlerini bildirdi:

  • Bakırköy Kadın Kapalı Zindanı: Nesrin Akgül, Şükran Aydın ve Zozan Çiçek.
  • Gebze Kadın Kapalı Zindanı: Ardıl Çeşme, Aslı Doğan.
  • Van Yüksek Güvenlikli Zindanı: Ahmet Anığı, Özhan Ceyhan, Vedat Özağar, İhsan Bulut ve Erol Çelik.
  • Diyarbakır D Tipi Zindanı: Ergin Akhan, Enver Durmaz, Ahmet Topkaya, A. Haluk Kaplan ve Ferhat Turgay.

Asla vazgeçmeyeceğiz

 Deniz Kaya, açıklamasını şöyle tamamladı: “Gelinen aşamada faşizmin tüm dayatmalarına karşı direnmekten asla vazgeçmeyeceğimiz bilinmelidir. Bizler içerde direniyoruz, direneceğiz ve direnişin kazandırdığına olan tüm inancımızla bedenimizi ortaya koyuyoruz. Başkalarının zorla yaptığını, bizler büyük bir aşkla yapıyoruz. Demokratik ve özgür bir yaşamın anahtarı Önder Apo olduğuna tüm kalbimizle inanıyoruz. Bu sebeple tüm halkımızı Önderliğine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Tüm aydın, yazar, demokrat ve akademisyenleri faşizme karşı direnmeye davet ediyoruz. Yükselen direniş çığlıklarımızı duymayanlar ve görmeyenler bir an olsun kendi insanlığını sorgulamalıdır. Direnişimizi zaferle taçlandıracağız ve mutlaka kazanacağız.”

AMED


Nesrin Akgül 106 gündür eylemde

Tecride karşı bugünden itibaren ölüm orucuna girecek olan Nesrin Akgül, 106 gündür açlık grevinde. Öcalan, 11 yıldır cezaevinde olan Akgül’e gönderdiği mektupta, “Umarım çözüm süreci bedenen de hepimizi yakınlaştırır” demişti.

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Nesrin Akgül, Muş’un Varto ilçesinden. Akgül, 2008’de Azadiya Welat gazetesinin Van bürosuna yapılan baskın sonucu gözaltına alındı. Tutuklu olarak yargılanan Akgül’e, “örgüt üyesi” olduğu iddiasıyla 18 yıl hapis cezası verildi. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, 8 Nisan’da yaptığı açıklamada, “Baş ağrısı, tansiyon, nabız ve şekerinin düşük olması ve uyku uyuyamama durumlarından ötürü avukat görüşe çıkamamıştır. Nesrin Akgül’e ilişkin bilgi aynı koğuşta bulunan başka bir mahpus tarafından verilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Öcalan yanıt vermişti

Akgül, ‘Çözüm Süreci’nin devam ettiği 2014’te kaldığı Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nden Öcalan’a tutuklu kadınlar adına mektup yazmıştı. Akgül’ün mektubu, İmralı Heyeti aracılığıyla Öcalan’a iletilmişti. Öcalan da Akgül’ün mektubuna şöyle yanıt vermişti: “Sevgili Nesrin Akgül, en son alanınızdan 5’li çekilmiş iki farklı fotoğrafla birlikte ilettiğiniz mesajları aldım. Hepinize cevap veremediğim için umarım kadın yoldaşlar beni mazur görür. Tüm cezaevlerinden başta kadın yoldaşların mektup mesajları olmak üzere tüm yapıdaki yoldaşların mektupları benim için son derece anlamlı ve mutlaka çok arzu ettikleri yanıtları vermem gerekirdi. Ama 15 yıl önce bunu denedim. Başarılı olamadığımı görünce kestim.

Şahsi mektuplarınızı özenle okudum, hatta hasret bile kaldım. Diğer çok sayıda kadın yoldaşın ki gibi size ilişkin genel yanıt kabilinde bir kaç hususa değineceğim. Birincisi benimle 24 saat yaşama metaforuna ilişkindi. Buna yanıtlarınızı hep anlamlı buldum. Doğru yaklaştığınız kanısındayım. Ne kadar derinlisiniz, orasını bilemem… Kürtler için aşkın imkansızlığından bahsetmiştim. Buna vereceğim şu yaşanan süreçteki yanıt; özgürlük bilincine ve eylemine kalkışan Kürtlerin ve dostlarının aşkı ancak kolektif ve sizlerin de değinmeye çalıştığınız gibi platonik olarak yaşanabileceğidir. Benim yaşta birisi için bile aşkın özelleşebileceği, tekilleşebileceği konusunda son derece ihtiyatlıyım ve bir türlü olumlu cevap veremiyorum. Umarım çözüm süreci bedenen de hepimizi yakınlaştırır.

Genel yapınız için, önümüzdeki dönemde etik ve estetiğe yoğunlaşmalarını önermiştim. Özellikle tarihsel toplumumuza özgü bu mesajı tüm yoldaşlarla paylaşırsınız.”


Bir an önce adım atmalı

ÖHD Eşbaşkanı Ayşe Acinikli, hukuki talep karşısında kör sağır kalınmasının, geri dönüşü olmayan durumların yaşanmasına neden olduğunu belirterek, “Tek çözüm, iktidarın bir adım atması” dedi.

 Açlık Grevleri İzleme Komisyonu’nda yer alan ve açlık grevlerine ilişkin siyasi partilerle yapılan görüşmelere katılan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eşbaşkanı Ayşe Acinikli, iktidar tarafından bir adım atılmadığı müddetçe durumun daha da kötüleştiğini ifade etti. Acinikli, “Ölüm orucu safhası bizim hiç düşünmek istemediğimiz, kabul de etmediğimiz bir durum aslında ama bu konuda tutsakların iradesi var. Müdahale etme durumumuz yok. Tek çözüm noktası iktidarın bir adım atması. İktidar bırakın bir adım atmayı bu konuda bir açıklama dahi yapmadı. Biz Meclis’te AKP Grup Başkanvekiliyle de görüştük. Konuyla ilgilenileceğini, gerekli yerlere iletileceği söylendi. Gelinen aşamada en ufak bir yumuşama bile görmüyoruz” dedi.

Sadece ölüm orucuna doğru gidildiği için değil açlık grevlerinin geldiği aşama nedeniyle de zaten ciddi anlamda bir şeylerin yapılması gerektiğini dile getiren Acinikli, şunları söyledi: “Bu kadar hukuki bir talep karşısında, bu kadar kör sağır kalınması ancak geri dönüşü olmayan durumların yaşanmasına neden olur. Bizim buradaki tavrımız bir an önce iktidarın bir adım atmasıdır. Hem hukuk örgütleri hem de sivil toplum örgütleri olarak çağrılar yapmaya ve müvekkillerimizin sesinin duyurmaya çalışıyoruz. Açlık grevcilerinin sesini duyurmak için çalışmalarımızı yapmaya devam edeceğiz. Ölüm orucu hiçbirimizin düşünemeyeceği, düşünmek istemeyeceği bir durumdur. Ciddi anlamda artık çok geç olmadan hükümet tarafında bir adımın atılması gerekiyor.”