BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, 2013 bütçesinin bir savaş bütçesi olmasını "Kaynakların önemli bir kısmı, iç ve dış güvenlik adı altındaki harcamalara ayrılmış durumdadır. Maliye ve Hazine gibi kurumlar dışında en fazla kaynak askeri harcamalara, polise ve cezaevi hizmetlerine ayrılmıştır" şeklinde izah etti.
2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı hakkında konuşan BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, kapitalist uygarlık karşıtı bir pencereden baktıklarını belirterek, eleştirilerinin bu çerçevede doğru anlaşılmasını istedi. Neoliberal döneme nasıl gelindiğini özetleyen Kışanak, bunun AKP özelinde Türkiye yansımalarını anlattı. Sistemin son üç yıldır krizde olduğunu. 2010’dan itibaren kemer sıkmaya yönelindiğini anımsatan Kışanak, Türkiye'de ücret artışları ile vergi ve ürün zamlarını karşılaştırdı.
Kapitalizmin krizinin çok önemli politik sonuçları da olduğunu kaydeden Kışanak, burjuva demokrasilerinin giderek önemini yitirmeye başlamasına paralel olarak Türkiye gibi ülkelerde otoriter yönetim anlayışlarının gelişmeye başladığını söyledi.
Derinleşen krizin Türkiye’yi de daha fazla etkisi altına alacağının görüldüğüne işaret eden Kışanak, "Durum böyle olunca, sistemin egemenleri için geriye askeri yönelimlerle yıkıcı güçlerini harekete geçirme seçeneği kalıyor" dedi. Küresel kapitalizmin çöküşü hızlandıkça egemen güçlerin ve devletlerin saldırganlığının da arttığını belirten Kışanak, Ortadoğu’da bölgesel bir savaşın eşiğine gelindiğinin altını çizdi.

İktidarın kurtuluş arayışı

Bu gelişmelerin tam da odağında olan Türkiye ekonomisinin ciddi bir durgunluğa doğru yol aldığını kaydeden Kışanak, "Türkiye ekonomisi geçen yılın üçüncü çeyreğinden beri reel anlamda hiç büyümedi" dedi. Bu durumda iktidarların kendilerini yaşatmak için iki yol denediğini kaydeden Kışanak, şöyle sıraladı:
l Emeğin gücünün verimliliğini artırarak yani mevcut emeğin daha da yoğun sömürülmesiyle büyümeyi sürdürmektir. Bunun için bir yandan yeni Sendikalar Yasası ile emek örgütlenmesi baskı altına alınmak istendi; 4+4 düzenlemesi, ulusal istihdam stratejisi ve Çıraklık Kanunu gibi değişikliklerle bu sürecin yasal hazırlıkları yapıldı; böylece de geleceğin, bu koşullara itiraz etmeyen suskun işçileri yaratılarak Türkiye komple bir modern kölelik rejimine sürükleniyor.
l İçerideki kirli savaşı değişik biçim ve alanlarda sürdürürken dışarıda da savaş kışkırtıcılığı yapmaktır. Bugün, AKP iktidarı tam da bu yolu deniyor. Demokratik hak ve özgürlükler, her türlü muhalif örgütlenme, grev, gösteri ve miting hakkı yasaklanarak ortadan kaldırılıyor. Savaş kışkırtıcılığı ile aynı zamanda milliyetçilik, şovenizm ve ırkçılık da azgınlaştırılıyor.

Kürtlerin yoksulluğu

Gelir dağılımındaki adaletsizlik ve bölgeler arası kalkınmışlık farkının giderek arttığını vurgulayan Kışanak, Kürtlerin savaş koşullarının ağır ve yıkıcı yükünün yanı sıra yoksullukla da baş etmeye çalıştığını söyledi. Bölgeler arası kalkınmışlık farkını gösteren grafiklerdeki son 16 kentin  Diyarbakır, Batman, Urfa, Ardahan, Iğdır, Kars, Siirt, Mardin, Bingöl, Van, Bitlis, Şırnak, Hakkâri, Ağrı ve Muş olduğuna dikkat çeken Kışanak, bu çarpıcı sonucu harita üzerinde de gösterdi.

Savaş ve krizi bütçesi

2013 merkezi yönetim bütçesinin, yüzünü sermayeye, sırtını halka ve emekçilere dönmüş bir savaş ve kriz bütçesi olduğunu vurgulayan Kışanak, "Bu bütçede yoksula, emekçiye, kadına, Kürtlere hayır gelecek hiçbir düzenleme yoktur" dedi.

Niye savaş bütçesidir?

Kışanak, 2013 bütçesinin bir savaş bütçesi olmasını şöyle izah etti: "Kaynakların önemli bir kısmı, iç ve dış güvenlik adı altındaki harcamalara ayrılmış durumdadır. Maliye ve Hazine gibi kurumlar dışında en fazla kaynak askeri harcamalara, polise ve cezaevi hizmetlerine ayrılmıştır. Eğitime ayrılan bütçenin yüzde 81’i ise personel maaşlarına ayrılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığına ayrılan 4,6 milyar liralık ödenek, Kültür ve Turizm, Ekonomi, Dışişleri, Kalkınma gibi birçok bakanlığın bütçesinden fazladır. Köylüye ve yoksullara yapılan doğrudan yardım, bütçenin toplamının sadece yüzde 2’sini oluşturuyor."

Gelir yönünden de adaletsiz

2013 bütçesinin gelir yönünden de son derece adaletsiz bir bütçe olduğunu ifade eden Gültan Kışanak, "En tepede gelir elde edenlere uygulanan vergi yüzde 45’ten yüzde 20’ye kadar düşürüldü. Buna karşın asgari ücretli net gelirinin yüzde 70’i oranında vergi ve prim yükü altındadır. Bankaların efektif yükü yüzde 5, dev holdinglerinki ise yüzde 4’ü aşmamaktadır. KDV ve ÖTV’yle birlikte bu tüketim vergisi de ağırlıklı olarak emekçi sınıfların sırtındadır" diye konuştu. 
Vergiler daha çok da savaş harcamalarına, güvenlik giderlerine harcanarak emekçilere, yoksullara ikinci bir mağduriyet yaşatıldığını belirten BDP Eşbaşkanı Kışanak, "Bu vergiler savaş politikası; ölüm ve zulüm olarak geri dönüyor" dedi.

İnsan odaklı değil

2013 bütçesinin insan odaklı bir bütçe olmaktan da uzak olduğunu kaydeden Kışanak, "Çünkü bu bütçe yasalarda yer alan; katılımcılık, şeffaflık, hesap verilebilirlik gibi temel kriterlerin tamamı göz ardı edilerek hazırlanmıştır" dedi. Denetim ve hesap verebilirlikten sözedilemeyeceğini kaydeden Kışanak, bu otoriter iktidar anlayışının topladığının da vergi değil, haraç olduğunu söyledi.

Örtülü ödenek

AKP döneminde giderek yükselen, son iki yılda ise pik yapan bir grafiği gösteren Kışanak, "AKP Hükûmeti döneminde hızla yükselen, istikrarlı bir şekilde artan bir tek şey vardır, o da örtülü ödenek harcamalarıdır. Örtülü ödenek demek bu ülkede yönetimin 'rutin dışı'na çıkması demektir" şeklinde konuştu.

Eğitim ve sağlık

Ülkelerin yaşam kalitesi açısından eğitim ve sağlık hizmetlerinin iki temel parametre olduğunu hatırlatan BDP Eşbaşkanı, bilimsel, demokratik, eşitlikçi, nitelikli, erişilebilir eğitim hizmetlerinden bahsedemeyeceğini belirterek, anadilde eğitim konusuna dikkat çekti: "Anadilde eğitim talebi; en demokratik, en insancıl, çağa, demokratik değerlere en uygun taleptir. Anadilde eğitim hakkına karşı çıkmak bir insanlık suçu olan asimilasyon politikasını savunmaktır."

Kürt çocukları

İş cinayetleri ve çocuk işçiliği ile mevsimlik işçilerin dramını anlatan Kışanak, çözülemeyen Kürt sorunu nedeniyle çocuklara ödettirilen faturaya işaret etti: "AKP döneminde son on yılda tam 183 çocuk… Bunların her birinin tek tek adı, soyadı, olayın yaşandığı yer kayıtlı bir şekilde insan hakları kuruluşlarının elinde vardır. Tam 183 çocuk ya güvenlik kuvvetlerinin hedefi olmuştur ya da askeri mühimmatın kurbanı olmuştur. 183 çocuk, 183 Kürt çocuğu AKP Hükümeti döneminde yaşamını yitirmiştir ve bunlarla ilgili hiçbir hukuki, yasal süreç de işletilmemiş, adaletin tecelli etmesi için de kasıtlı davranış içerisinde olan ya da ihmal içerisinde bulunan herhangi bir kamu görevlisine ceza verilmemiştir. Pozantı Cezaevi'ni anlatmaya dilimiz bile varmıyor."

Dış politika çıkmazı
Türk dış politikasını Ortadoğu ve AB ilişkileri ışığında değerlendiren BDP Eşbaşkanı Kışanak, özellikle Suriye üzerinde durdu. Kışanak, AKP Hükümeti'nin açıkça oradaki birtakım çete faaliyetlerinin destekçisi durumuna düştüğünü, ayrıca demokratik bir Suriye geleceğine dair de hiçbir işaret, hiçbir siyasi söylem göremediklerini söyledi. Kışanak, şöyle devam etti: "AKP Hükümeti başından beri politikasını bir Kürt karşıtlığı üzerine kurdu. Kürtlerin demokratik muhalefet içerisinde temsil edilmesinin imkanlarını ortadan kaldırmaya çalıştı."
Kışanak, AB hedefinin de çöpe attılğını belirtti.
İçerideki durumun vehametine dikkat çeken Kışanak, tam dört yıldır kesintisiz bir şekilde demokratik siyaseti engellemek için siyasi darbe operasyonu yürütüldüğünü söyledi. Dokunulmazlıklar konusuna değinen Kışanak, "Demokrasinin birinci dersi, halkın verdiği görevi sadece ve sadece halk alır. Birinci dersten sınıfta çakanlar hiçbir sınıfı geçemezler. Halkın verdiği yetkiyi siz almak isterseniz halkın yetkilerini ve halkın iradesini gasbetmiş olursunuz, bunun adı da faşizmdir. Faşizmden medet uman varsa buyursun yoluna devam etsin. O yolda yürürlerse görecekler ki yine de kazanan barış, demokrasi ve çözüm olacak, kaybeden de kendileri olacak" şeklinde konuştu.

İki fotoğraf

"Bu yönetimin kaybettiğini gösteren bir fotoğraf da budur" diyerek Roboskî'de katledilen Kürtlerin dizilmiş cenazelerinin fotoğrafını gösteren Kışanak, "Türkiye savaş uçaklarıyla katledilen 34 sivil Kürt köylünün fotoğrafı. Daha bu fotoğrafın hesabını vermeden BDP’nin dokunulmazlığını tartışmaya açmak tam bir aymazlıktır. 'Ben vururum, öldürürüm, katlederim, hesabını da vermem, özür de dileme, para verir üstünü kapatmaya çalışırım' anlayışı bir yıldır iflas etti, bu katliamları yaşayanlar sizin paranıza tenezzül etmedi" dedi.
Bir de, vicdanın bittiği fotoğrafı göstermek istediğini söyleyen Kışanak, şöyle bitirdi: "Bu da AKP Hükümeti'nin yöneticilerinin bir cenazeye reva gördüğü uygulamadır. Bizim vergilerimizle panzerler, TOMA’lar cenazelerin üzerine tazyikli su sıkıyorlar, bu da vicdanların bittiğinin 2’nci fotoğrafıdır. Bu nedenle, bizimle uğraşacağınıza vicdanınızla baş başa kalın daha iyi olur diyorum."

Rakamların çıplak gerçeği

- MİT bütçesindeki artış yüzde 32. MİT Müsteşarlığı’na 995 milyon lira.
- Emniyet Genel Müdürlüğü’ne 14 milyar 777 milyon.
-  Jandarma Genel Komutanlığı’na 5 milyar 843 milyon.
- Sahil Güvenlik Komutanlığı’na 432 milyon lira.
- Milli Savunma Bakanlığı’nın 2012 yılında 18 milyar 229 milyon lira olan bütçesi, 2013 yılında 20 milyar 359 milyon liraya çıkarıldı.
- Örtülü ödenek harcamaları rekor artış göstererek 2012 yılının ilk 8 ayında 587 milyon lira olarak gerçekleşmişti. Örtülü ödenek harcamalarının 2011 yılında 391 milyon, 2010 yılında  383 milyon, 2009 yılında 341 milyon, 2008 yılında 290 milyon lira olduğu anımsanırsa, son 5 yılda dikkat çekecek bir hızla arttığı görülüyor.
-  En yüksek oransal artış yüzde 18.3’le Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Avrupa Bakanlığı bütçelerinden daha büyük.


ANKARA