• AKP-MHP’nin infaz düzenlemesine dair kanun teklifi, keyfi ‘terör’ tanımıyla ölümcül ayrımcılığı dayatarak, siyasi tutsaklara ‘toplu infaz’ı öngörüyor. Toplumsal muhalefet tepkili.

MHP lideri Bahçeli’nin ‘ülkücü mafya’nın salınması için hazırladığı af tasarısı raftan indirilerek, önce buna uygun cezaevi yönetmeliği, ardından da kanun teklifi hazırlandı ve dün itibarıyla Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşüldü. 70 maddelik düzenleme, Meclis Adalet Komisyonu’ndan kabul edildi. Düzenlemede siyasi tutuklular kapsam dışı bırakıldı. İnsan hakları savunucuları, sivil toplum örgütleri ile birlikte demokratik muhalefet infazda adalet talebini tekrarlıyor. Bu teklife göre; basit bir gösteri yürüyüşünde katılımcı olan, haber yapan, kitap yazan, düşünce beyanı olan, bir bildiride imzacı olan ya da sosyal medyada paylaşımda bulunan bir kişi yararlanamayacaktır. Buna karşın ihaleye fesat karıştırma, zimmet, rüşvet, dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı gibi birçok kamu görevlisinin ya da kamu ile iş yapanların işlediği suçlar indirimlerden yararlanacak. Bu hususun, mevcut anti demokratik Anayasa’da bile yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu vurgulanıyor.

AKP-MHP tarafından koronavirüs salgını sonrasında hızlandırılan ve Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülen 70 maddelik “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 18 saatlik mesainin ardından kabul edildi. Düzenleme, siyasi tutsakları; Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında tutuklanan ve cezaevlerinde bulunan gazeteciler, siyasetçiler, insan hakları savunucuları kapsam dışı bırakıyor.

Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu’nun (MED TUHAD-FED), Meclis’e sunulan infaz yasası düzenlenmesinde siyasi tutsakların devre dışı bırakılmasına karşı 64 kurum ve kuruluşla birlikte başlattığı “İnfazda eşitlik istiyoruz, Herkes için adalet” kampanyası devam ediyor.

Kürtleri infaza dönüşüyor

TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Doğan Hatun, hükümetin eşit ve adil bir adım atmayacağı kaygısıyla imza kampanyası başlatıldığını söyledi. Cezaevlerinde hijyen ve temel besin ihtiyaçlarının karşılanmadığını belirten Hatun, virüsün cezaevlerine bulaşmasıyla birlikte hızlı ölümlere sebebiyet verebileceğine dikkat çekti. İmza kampanyasını en üst düzeyde örgütlemeye çalıştıklarını dile getiren Hatun, sosyal medya üzerinden bütün illerde çalışma yürüttüklerin ifade etti. İnfaz yasası düzenlemesine işaret eden Hatun, ülkelerde ayrım gösterilmeden cezaevlerinin boşaltılmasının, virüsün ne kadar tehlike arz ettiğinin bilincine varmak olduğunu söyledi. Hatun, “Dünya virüs için mücadele ederken, Türkiye Kürtlerle uğraşmaya devam ediyor. Siyasi tutukluları kapsamayan infaz yasası, Kürtleri infaz etmekten başka bir şey değil. Derhal siyasi tutuklular tahliye edilmelidir. Eşit bir şekilde tüm tutuklular serbest bırakılmalıdır” dedi.

Adil bir düzenleme olmalı

DTO Yönetim Kurulu Üyesi Elif Turan ise salgından kaynaklı sosyal mesafeyi korumak adına ancak sosyal medya, yazılı ve görsel medya aracılığıyla ulusal ve uluslararası kamuoyuna ulaşmaya çalıştıklarını belirterek, şunları söyledi: “Devlet ayrım yapmaksızın tüm tutuklu ve hükümlülerin sağlığa erişim ve yaşam hakkını korumakla yükümlüdür. Ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde yaşam hakkı ve eşitlik ilkesi gözetilerek adil bir infaz yasası tasarlanmalıdır. Eğer insan yaşamını esas alan bir düzenleme yapılmazsa ölümler yaşanacaktır.”

 

‘Terör’ tanımı sorunlu

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Av. Hüsnü Öndül ise adil olmayan yargılamalar sonucu birçok kişinin cezaevinde olduğunu ve salgının göz önünde bulundurularak yasal düzenlemenin yapılması gerektiğini hatırlattı. Öndül, “Mevcut yasa önerisi bu ihtiyaçlara cevap verecek nitelikte değil. Yasalarında ‘terör’ tanımı çok geniş olduğu için düşüncelerini açıklayan insanlar ‘terörist’ muamelesi görüyor. TMK’nın muhatabı oluyor. İnfazda da bu durum gözetilmeksizin eşitlik ilkesine aykırı olarak bir düzenleme yapılmak isteniyor” dedi.

Toplu ölümler yaşanacak

Cezaevlerinde 300 bin tutuklu ve hükümlünün olduğunu anımsatan Öndül, salgının cezaevlerine sıçraması halinde toplu ölümlerin yaşanacağı uyarısında bulundu. Öndül, “Düzenleme, yaşadığımız olağanüstü sürece cevap olacak bir düzenleme değil. Böyle açık ve yakın bir tehlike altında bulunan bir kesimi tahliye etmiyor ve yasal düzenlemenin koruyuculuğunun dışında bırakıyorsunuz. Bu bilinçli bir politika. Tüm mahpusların tahliye olması gereken bir dönemden geçiyoruz” diye konuştu.

Anayasa’ya bile aykırı

Adana Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Av. Nurettin Tanış ise kanun teklifinin kısmi ve yetersiz olduğunu, salgın nedeniyle yapılan değişikliklerin Anayasa’nın 10. Maddesi’nde düzenlenen eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu dile getirdi. Tanış, “Yaşam hakkı açısından insanlar arasında ayırım yapılamaz, ayırıma gidilmesi halinde meydana gelecek ölümlerde; yaşam hakkının devlet eliyle ihlal edileceği çok açıktır. Siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılması, düşman hukukunun devreye girmesi anlamına gelir” dedi.

Tanış, öncelikle TMK olmak üzere birçok kanunun, özgürlükçü ve evrensel hukuk kuralları kapsamında değiştirilmesi gerektiğini kaydederek, şunları ekledi: “Toplumsal şiddetin çözümlenmesi iktidarın işine yaramayacağı için Ceza İnfaz Kanunundaki değişiklikler özellikle sınırlı tutulmaktadır. Bu tutum cezaevinde bulunan hükümlü ve tutuklular için ne yazık ki ölüm fermanı niteliği taşımaktadır.”

 

Tasarı genişletilmeli

İHD Kars Şube Başkanı Güldane Kılıç da yasa teklifi çalışmalarının, infazda eşitlik ilkesi, infaz sürelerinin kısaltılması ve dezavantajlı grupların mağduriyetleri göz önünde bulundurularak yapılmadığını hatırlatarak, “Fakatsız amasız topluma karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere yasa tasarısı genişletilerek yasallaştırılmalıdır” dedi.

Toplumsal travmaya neden olur

Türk cezaevlerinde tespit edilebildiği kadarıyla halen 590’ı ağır hasta olmak üzere toplam bin 564 hasta tutsak bulunduğunu hatırlatan Kılıç, şunların altını çizdi: “Oluşturulan infaz yasası insan haklarına, anayasaya, uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Bu düzenlemenin yasalaşması toplumsal travmaya sebebiyet verecektir.” diye belirtti.

Ölümcül bir ayrımcılıktır

Çok sayıda muhalif gazeteci, akademisyen, aydın, milletvekili, belediye başkanı, avukat, öğrenci, sendika yöneticisi/üyesinin tutuklu olduğunu hatırlatan Kılıç, şöyle devam etti: “Herhangi bir şiddet eylemine bulaşmamış binlerce kişi keyfi, belirsiz ve geniş ‘terör’ tanımı nedeniyle halen cezaevlerinde bulunmaktadır. Bu gerçekliği görmeyen, es geçen bir düzenleme ölümcül bir ayrımcılık olacaktır. Ayrımcılık ise anayasal bir suçtur.”

 

Türk: Çok tehlikeli bir nokta

Ahmet Türk, Celal Doğan, Kezban Hatemi, Nesrin Nas, Oya Baydar, Rıza Türmen ve Tarhan Erdem'i temsilen Zülfü Livaneli imzasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup gönderilerek, infaz yasasının cezaevindeki siyasetçiler, gazeteciler ve hak savunucularını da kapsaması çağrısı yapıldı. Gönderilen mektupta imzası bulunan siyasetçilerden, yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbakanı Ahmet Türk,  cezaevlerinin çok tehlikeli bir noktada olduğuna işaret etti. İnfaz düzenlemesinin salgın nedeniyle hızlıca gündeme girdiğini dile getiren Türk, “Düşüncelerini, fikirlerini söylemiş insanlar; siyasiler, akademisyenler, gazeteciler ise fikirlerini söyledikleri, işlerini yaptıkları için bundan yararlanamıyor. Kadına, çocuğa, insanlığa zarar vermiş insanlar ise bu kapsama alınıyor. Bu yanlıştır. Adil eşit bir düzenleme yapılması gerekiyor” dedi.

12 Eylül Anayasası’na bile aykırı

“Beğenmediğimiz 12 Eylül Anayasası’nda bile herkes kanun önünde eşittir” diyen Türk, şöyle devam etti: “Salgınla en büyük mücadele toplumsal barışı sağlamaktır. Çok ciddi bir dönem. Ortak aklın ortaya konulması gereken bir zaman. Tüm kesimlerle; siyasi partilerle, sivil toplum örgütleri ile diyalog geliştirilmeli ve onların fikirlerini düşüncelerini esas alacak değer verecek bir yaklaşımın ortaya çıkması lazım.”

 

AKP-MHP itirazları dinlemedi

Hiçbir itirazı dikkate almayan AKP-MHP koalisyonu, düzenlemeyi istedikleri gibi komisyondan geçirdi.

Kanun teklifine göre, İnfaz Hakimliği Kanunu'nda değişiklik yapılarak, infaz hakimliğinin mevcut görevleri arasına cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikayetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gereken tüm kararları vermek ve işleri yapmak görevleri de verildi.

İnfaz Hakimliği Kanunu’nun amacı, yapılan düzenlemeye uyum sağlaması adına, "Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara yönelik şikayetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hakimliklerine ilişkin hükümleri kapsar" diye değiştirildi.

İnfaz Hakimliği Kanunu ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak, belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) olumlu görüşü alınarak, Adalet Bakanlığı’nca infaz hakimliği kurulacak. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla infaz hakimliği kurulabilecek. Bu durumda infaz hakimlikleri numaralandırılacak. Müstakilen infaz hakimliğine atanan hakimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemeyecek. İnfaz hakimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılacak. İnfaz hakimliğinin yargı çevresi, kuruldukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırları olacak.

İnfaz hakimliğinin yetkisi, hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenecek. Ceza infaz kurumlan ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında idarece yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin yapılan şikayetler bakımından işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yerde infaz hakimliği yetkili olacak. İnfaz hakimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel bulunacak.

Öte yandan infaz hakimleri, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hallerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları alacak ve işleri yapacak.

1 Eylül’den itibaren uygulanacak

İnfaz hakiminin kararlarına karşı şikayetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren yedi gün içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilecek. Kanunlarda infaz hakiminin onayına tabi olduğu belirtilen hususlarda da bu hüküm uygulanacak.

İnfaz Hakimliği Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda infaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler veya infaz hakimliğine yeni görevler veren düzenlemeler, 1 Eylül 2020’den itibaren uygulanacak. Bu tarihe kadar mevcut hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

İnfaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler nedeniyle olağan veya olağanüstü kanun yolu incelemesinde bozma kararı verilemeyecek.

Yarı oranında artırılan ceza

Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılamayacak.

Kasten yaralama suçunun, üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanılarak silahla işlenmesi halinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılırken, canavarca hisle işlenmesi halinde ise ceza bir kat oranında yükseltilecek. Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse yukarıdaki hallerde 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Hamileler için adli kontrol

Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilecek.

Hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması halinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol veya tutuklama kararı verebilecek.

Açık veya kapalı yaraları

Düzenlemede, hükümlüler hakkında verilen cezaların doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilme şartları şöyle sıralandı: “ Terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar ile ikinci defa mükerrer olanlar ve koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hariç olmak üzere, kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olanlar, taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum olanlar, adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler, İcra ve İflas Kanunu gereğince tazyik hapsine tabi tutulanlar.”

  • Hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanması halinde yapılan değerlendirme sonucunda karar verilecek.
  • Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkum olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararları, infaz hakiminin onayından sonra uygulanacak.
  • Doğrudan açık ceza infaz kurumuna alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan hükümlülerden firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler, idare ve gözlem kurulu kararıyla kapalı ceza infaz kurumuna gönderilecekler.
  • Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar idare ve gözlem kurulu kararıyla kapalı ceza infaz kurumuna gönderilecekler.
  • Açık ceza infaz kurumu şartlarına veya çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar idare ve gözlem kurulunun kararı ve infaz hakiminin onayıyla kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilecekler.
  • Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilecek.
  • Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikle, hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren 1 yıl 6 ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılacak.
  • Hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkansız hale gelmesi veya hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hallerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerde hapis cezasının infazına ara verilebilecek. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamayacak.
  • Hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun arama kararına ilişkin hükümleri uygulanacak. Hakim tarafından verilecek arama kararları sulh ceza hakimi tarafından verilecek.
  • Açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler, ceza infaz kurumu görevlilerinin denetiminde, kamu kurum ve kuruluşlarının iş alanlarında, geceleyin bu kurum ve kuruluşlar tarafından barındırılmak suretiyle çalıştırılabilecek. Bu şekilde çalıştırılan süre, azami süre sınırına bakılmaksızın denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilecek süreye ilave edilecek.

Cezaevi dışına da disiplin

  • Düzenlemeyle, hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak ceza infaz kurumu dışında bulunduğu yerler de ‘kurum’ olarak kabul edilecek. Hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak ceza infaz kurumu dışında bulunduğu yerlerde gerçekleştirdiği disipline aykırı eylem ve sözleri nedeniyle de disiplin yaptırımları uygulanabilecek.
  • Ceza infaz kurumlarında haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası gerektiren eylemler arasına ‘Kurum idaresine bildirilen telefon numarası aracılığıyla ya da teknik müdahale ile başka bir hatta yönlendirme yapmak suretiyle görüşme hakkı olmayan kişilerle görüşmek’ de eklendi.
  • Bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler arasına, kuruma alkol sokmak, kurumda alkol bulundurmak veya kullanmak gibi durumlar da eklendi. MA/JINNEWS