Kazancakis’in kahramanı Zorba; “Ölme yanık bir kaleden başka bir şey bırakmayın” der. Yani yaşayın elinizden kayıp giden dünya için ağlamayın ancak bunu yaptığınız zaman özgür bir ruh olursunuz. Onun için Kazancakis, mezar taşına hayata karşı duruşunu ifade eden şöyle bir yazı yazılmasını istemiştir: “Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm.”
Ölüme böyle bir meydan okuma sanırım çok azımızın göze alabileceği bir durum olsa gerek. 21. Yüzyılda Anadolu ve Mezopotamya topraklarında Kazancakis’in Zorbası Kürtler ve onların politik ve kültürel değer mücadelesine destek veren dostlarıdır. Büyük İskender’in ve Roma’nın arkaik ruhunda yatan Grek tragedyası onları mücadele ederek kaderlerini yenmesini sağlamıştı. Bugün Kürtler’de yazgılarını yenmek için Grek ve Roma’dan kalan tragedya ruhu ile “Ölüme yanık bir kale bırakmamak için” var güçleriyle mücadele ediyorlar.
Peki, Kürtler bunu niçin yapıyor? Niye gidip evlerinde oturup yazın tatil merkezlerine, kışın şömine karşısına geçip, sokaklarında sıcak şarap kazanları kaynatıp dans edip halay çekmiyorlar? Ya da Qırıx’ları Diyarbakır surları kenarında pejmürde kıyafetleri ile köpekleri ile birlikte bira içip Diyojen gibi fıçı içinde bir hayatı seçmiyorlar? Kürtlerin böyle seçenekleri olmasına rağmen niye başkaldırıyorlar? Yoksa bunlar deli mi?
Kürtler bunları yapmıyor çünkü onlar çağdaş yaşamın arkaik yapısını tragedyaya ihanet etmiyorlar onlar Anadolu’yu, Mezopotamya’yı ve özgür iradelerinin elinden alınmasına tahammül etmiyorlar. Onlar Markus Brutus gibi Roma’yı Sezar’dan daha çok seviyorlar. Onun için başkaldırıp, insanlığın ortak trajik kültürüne ait bağlılıklarını dile getiriyorlar. Geçmişle ilişkilerini gelecekle bağlarını koparan ve kendine yabancılaşan sürekli endişe duyan insan istemiyorlar.
Bunu yapmaları aynı zamanda çağdaş insanın ve sosyal devletin temel değerleri olan; laiklik, özgürlük, irade, eşitlik, adalet gibi erdemlere sadakatle bağlı oldukları içindir. Çünkü daha önce Vahhabi ve Selefi anlayışın yıktığı İskenderiye kültürü bugün Antik Grek ve Kadim Mezopotamya kültürünü yıkmaya geliyor. İşte Kürtler aynı zamanda bu barbarlara dur demek için ölüme meydan okuyarak başkaldırıyor.
Ne yazık ki geldiğimiz yer Türk İslam, Türk Turan ve Türk Ulusal anlayışı için tam bir akıl tutulması, bunun en iyi belirtisi ise TBMM’de oylanan dokunulmazlıklar. Ve ne yazık ki tarih tekerrür etmiştir. Kürtlerin ve sistem karşıtlarının kendi iradeleri ile verdiği oylar yok sayılmıştır. Bununla da kesinlikle milletvekillerine dokunulmamış onları kendi temsilcileri olarak seçen beş milyonun üzerindeki (5.145.688) kişinin dokunulmazlığı kaldırılmış ve aslında bu insanlara dokunulmuştur.
Bugün itibarıyla o altı milyon kişinin onurlarına dokunulmuş onların özgür iradeleri yok sayılmıştır. O altı milyon kişi bugünden sonra kaygı ile sokağa çıkacak ve konuşurken sözcüklerini de öyle seçecektir. Diğer taraftan da bu durumu; diktatörlüğün meclis eli oylanması olarak tarihe geçecek. Yani anlayacağınız 22 yıl öncesine geri döndük. Akıl tutulması yaşayan 376 şahsiyet altı milyon kişiyi temsil edenlerden bazılarını zindanlara yolladı ve o zindanlar yeni misafirlerini bekliyor.