
Komünista Partisi'nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği Fete Humanite'de (İnsanlık Şenliği), bu yıl da müzik, sinema, sergi gösterimi gibi birçok sanatsal etkinliğin yanı sıra, politik sunum ve tartışmalar gerçekleştirildi. Kurumsal ilişkilerin geliştirilmesinde de önemli bir rol oynayan festivalde kültürler buluştu.
Paris'te düzenlenen festivale katılan ve Fransa'da sol örgüt ve partiler içerisinde yer alan genç kadınlar, sosyal, siyasal ve ekonomik yaşamda kadınların erkeklere göre dezavantajlı konumda olduğunu söylüyor. Kadının kendi kimliği ile mücadelesini ve hayatın her alanına katılımını tek kurtuluş yolu olarak görüyorlar.
Lea Boudoin ve Helene Duong (Wimoov Derneği çalışanları): Gelecek her açıdan gençler için çok zor. Özellikle kadınlar açısından... Kadın olması gereken yerde değil halen. Bu nedenle genç kadınlar politik ortamlarda zorluk yaşıyor. Erkeklerin sürekli kendilerini politik anlamda kadınlardan üstün görmesi eşitsizliği derinleştiriyor. Ama kadınların bütün bunlara karşı direnmesi gerekiyor.
Helene Cillieres (Fransız Komünist Parti ve Belediye Meclis üyesi): Fransa'nın güncel durumu kolay değil. Çok zor bir süreç geçiriyoruz. Sanki gelecek yokmuş gibi bir ortam oluştu. Hümanite Şenliği bizim için bir buluşma, aynı zamanda nefes alma alanı. Bu ümidimizi büyütüyor. Ben bir kadın olarak Parti Komünist içerisinde kendime yer buluyorum. Bu, bütün partiler için geçerli değil. Çünkü herkes yerini bir kadına kaptırmak istemiyor. Fransa'daki hayat koşulları kadınların hayatını iki kat zorlaştırıyor. Bu nedenle kadınlar istediği gibi siyaset ortamında yer alamıyor. Bu çalışma yaşamı için de aynı şekilde işliyor. Bazı kurum ve partiler de kadınları dahil etmek için çaba harcıyor ama bu anlamda halen bir sistem oturmuş değil. Kadınlar için asıl zorluk, yaşamın kendisinden doğru gelen sorunlar.
Ben Kürtleri "Ez Kurd im" filmiyle tanıdım. Kürtler çok cesaretli bir halk. Fransa, Kürtler için oynaması gereken rolü tam anlamıyla oynamıyor. Ortadoğu'da yaşanan her şeye karşı Fransa sessizliğini koruyor. Türkiye ikili oynuyor. Biz DAİŞ'i vuruyoruz diyerek Kürtlere saldırıyorlar. Bence Kürtlerin artık statüsü tanınmalı ve hakları verilmelidir. Yüzyıllardır hep acı çekiyorlar. Şimdi de DAİŞ'e karşı savaşıyorlar. Bunun öncülüğünü de tabii Kürt kadınları yapıyor. Bugünün görevi bu direniş içerisinde olanlarla dayanışmaktır. Bugün Kürt sorunu Filistin sorunundan daha güncel ve yakıcı bir sorundur.
Morgane Fievete (Komünist Parti gençlik üyesi): Genç bir komünist olarak bugün buradayım. Fransa'daki aktüel durum giderek kötüye gidiyor. Sol hareketi Fransa'da giderek zayıflıyor. Oysa güçlenmesi gereken bir süreç. Partiler içerisinde gençlerin sayısı azalıyor. Fransız Komünist Parti içerisinde genç kadınlar olarak yer alabiliyoruz ama Fransa'daki diğer politik aktörler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kadınlar olarak partilerde olsak da, üstelik üst düzeylerde de yer alsak hep erkek egemenliği psikolojisi altında eziliyoruz. Bu psikoloji sürekli kadınları sınırlıyor.
Elisabette Concalves (Sol Parti): Fransa'da durum çok vahim. Ben de bir göçmen çocuğuyum. Fransa'da şu an işsizlik, ev, barınma, çalışma ve daha birçok temel sorun var. Gençlerin yaşamını kolaylaştıracak hiçbir şey yok. Olanaklar olamaz mı? Ama bunun için öncelikle mücadele etmek gerekiyor. Gençler Fransa'yı temsil edebilir. Ama onlara verilmesi gereken birçok şey var. Kadınlara dönük sürekli baskı mevcut. Problemin kaynağı ekonomi değil. Genç kadınlar kendi mücadelesine sarılırsa bir şeyleri değiştirebiliriz. Genç kadınlar hayat içerisinde kendi yerini tam olarak bulamıyor. Kadın erkek eşitliği yok. Erkekler toplum içerisinde sürekli kadınların önündeler. Örneğin Fransa'da üniversite mezunu kadınların ücreti bile erkeklere göre daha düşüktür. İş alanında sürekli kadınlara çocukları ve yaşı soruluyor. Çünkü çocuklar onların iş yaşamında engel olarak görülüyor. Anne olmak Fransa'da artık büyük bir sorun.
Şu an büyük bir savaş var. İnsanlar artık neye inanacağını bilmiyor. Artık savaşların olmasını istemiyoruz. Fransa da bu durum karşısında görevlerini yerine getirmiyor. Halk birçok şeyi kaybetmiş ya da onlardan birçok şey gizleniyor. Yine de dünyanın birçok yerine göre Fransa'da yaşam daha iyi diyebiliriz.
Remadno Nadia (Fransız Kadın Hareketi aktivisti): Fransa son noktada bir krizi yaşıyor. Sol artık çok geri bir noktada. Çünkü solun politikasının merkezinde artık insan yok. Bugün 2015'teyiz ve öyle bir noktaya geldik ki kime oy vereceğimizi bilmiyoruz. Çünkü önümüzde bir alternatif yok.
Kadınlara gelince zaten siyasetin asıl hedeflerinden biriyiz. Yokuz gibi. Kendi yerimizi bulmak için yeterli mücadelemiz yok. Ama diğer toplumsal konulara baktığımızda iki kat daha mücadele vermemiz gerekiyor. Siyasetin içerisinde olan kadınlara baktığımızda erkeklerin diliyle konuşuyorlar. Kadın kimliği yok. Kendi özgürlüklerini savunamıyorlarsa biz onlara siyaset yapıyorlar diyemeyiz. Erkeklerin manipülasyonlarını artık kadınlar bize aktarıyor. Örneğin, Ortadoğu'da büyük bir savaş var. Fransa'nın da bu savaşta büyük bir aktör olduğunu biliyoruz. Bu hükümetin içerisinde kadınlar da var. Fransa ikili bir siyaset oynuyor. Ama Fransız halkının da bu savaşta katkısı var. 'DAİŞ'e karşıyız' diyorlar ama Türkiye gibi DAİŞ'i destekleyen bir ülkeye tatile gidiyorlar. Bu da Fransızların ikiyüzlülüğü. Diğer taraftan Kürt kadınlarına baktığımızda onların cesaretleri karşısında eğiliyoruz. Onlar bu direnişin öncüsü. Bu kadınların acıları büyük. Ama bu acıyı kimse görmüyor. Ortadoğu'daki kadınların, bölgede bulunan bütün halkların kadınları ile birlikte bir mücadele hattı oluşturması gerekiyor.
SELMA AKKAYA/PARİS