Almanya Gündemi


Ukrayna ile Rusya arasındaki kriz, İsrail’in atılan roketlere karşı öz savunma iddiasıyla Filistin’e olan saldırıları, IŞİD’in Ortadoğu’daki terörü... Nereye baksak anlamsız bir savaş ve bilanço olarak binlerce, on binlerce sivil insan ölümü... Bunlardan öte süper güç ülkelerin mevcut savaş açıklamaları.  Hatırlayacağımız üzere İsrail ve Filistin arasındaki çatışmaları değerlendiren ABD, İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu açıklamış, Almanya da Merkel şahsında bu açıklamaya destek vermişti. Dikkat edilirse silah ticareti sıralamasında; ABD birinci olmak üzere, Almanya üçüncü sırada yer alıyor. Burada konuyu dağıtmadan direk Almanya’nın silah ticareti konusuna devam edelim. Yine geçen haftalarda Almanya’nın silah ihracatı raporunun verilerini burada paylaşmıştık. Kısaca hatırlarsak; Almanya’da 2013 yılında izin verilen silah satışı değeri 5 milyar 845 milyon Euro. İsrail’e de 267 milyon Euro değerinde silah satışı yapılmış.
Şu anki SPD’li Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel döneminde de önceki yıla nazaran 128 milyon Euro dolayında bir artış söz konusu, ki iktidara gelmeden önce seçmenlerine daha az silah ihracı sözü de vermişti.
Bu konuyu tekrar hatırlatmamızın nedeni geçen hafta tekrar gündeme gelen ve hafta sonu hararetli bir şekilde tartışılan silah ticareti konusu. Fakat bu defa tartışmalar diğer tartışmaların tam aksi bir istikamette. Bakan olduğu dönem boyunca silah ticaretinin hala artış göstermesine rağmen, Bakan Gabriel’in silah ticaretini kısıtlayacakları yönündeki açıklamaları tartışma yarattı, ki Gabriel Avrupa ve NATO ülkeleri dışındaki yerlere silah satışının kısıtlanmasından bahsediyordu.
Gabriel silah ticaretinde kısıtlamaya yönelik açıklamaları CSU Başkanı Horst Seehofer tarafından sert bir dille eleştirildi. Seehofer silah ticaretindeki kısıtlanması ile ilgili kararlar alınırken ulusal güvenlik ve ekonomik çıkarların göz önünde tutulması gerektiğini ve herhangi bir konsept ve pusula belirlemeden atılacak adımların savunma sanayisinin sorunlarını daha da büyüteceğini ve böyle bir adımı desteklemeyeceğini söyledi. Silah ticaretinin durdurulması halinde silah şirketlerinin uğrayacağı zarar ile bu sektörde çalışan işçilerin istihdam sorunu en önemli tartışma konularından. Tabii ki şirketlerin çıkarları burada daha ön planda, kimsenin işçilerin durumunu düşündüğü yok. Bu, tartışmaları yumuşatmak açısından kullanılan bir enstrüman sadece.
Sigmar Gabriel hafta sonu Alman birinci kanalında katıldığı bir programda konuyla ilgili açıklamalar yaptı. Gabriel’in şu sözleri çok ilginç: "Dikkat etmez ve özen göstermezseniz silah ihracatı bir anda ölüm ticaretine dönüşür. Dikkat edilmediği takdirde, silah ihraç ettiğimiz yerlere birkaç yıl sonra barış sağlamaları için Alman askeri göndermek zorunda kalabiliriz. Aksi halde Alman askeri Alman silahıyla karşı karşıya kalır". Sözlerinin devamında Gabriel, silah ticaretinin ‘özünde’ ekonominin bir enstrümanı değil, dış ve güvenlik politikalarının bir aracı olduğunu söyledi.
Sol Partisi cephesinden daha çok istihdam ve insan hakları sorunları dile getirilirken, CDU cephesindeki itirazlardan biride bu kısıtlamaya gidildiği takdirde sadece istihdam değil aynı zamanda güvenlik kaygısının ortaya çıkacağı. Zira Alman silah şirketleri silah ihraç etmezlerse, ABD ve Rusya’ya bağımlı kalınacağı korkusu var. Görüldüğü gibi tartışmalarda ana çerçeve, silah şirketlerinin kapanması durumunda, işsiz kalacak binlerce insanın istihdam sorunu değil, silah ticaretinde dünyadaki yerini kaybetme korkusu, ki ülkelerin kazançları insan haklarının da üzerinde geliyor.
Her ne kadar savaşa karşı olduğunu söyleyip, barış için arabuluculuğa soyunsa da ABD ve Avrupa ülkeleri maalesef savaş olan ülkelere silah ihraç ediyor. Yine geçtiğimiz günlerde Fransa ve İngiltere’nin Ukrayna ile çatışma halinde olan Rusya’ya silah satışı yapması tepkileri gündemdeydi. AB Dışişleri Bakanları Avrupa’nın ortak çıkarları doğrultusunda Rusya’ya yaptırım uygulayarak silah ticaretinde ambargo kararı almıştı. Fakat ortak tutum açısından Fransa ve İngiltere  kendini dışarda tutarak, savaş envanterleri ticaretine devam etti, devam edeceğinin sinyallerini verdi. Gabriel katıldığı programda Fransa ve İngiltere’nin bu tutumunu eleştirdi. Fakat hatırlarsak geçen aylarda El Kaide bağlantılı El Nusra çetelerinin Alman-Fransız ortak yapımı ‘Milan’ markalı roketleri kullandıkları haberleri büyük tartışma yaratmıştı.
Zaten Gabriel’in silah ticaretini kısıtlama sözlerinin arkasında güçlü bir plan da gözükmüyor. Sadece silah ticaretinin azaltılması tartışmalarının gündeme sokulmasından başka bir şey yok. Kaldı ki Gabriel’in açıklamaları; savaşlara destek sunup, daha sonra barıştan bahsetmek, ambargo kararı alıp, el altından silah satışı yapmak pratiği ile çelişiyor. Bu da, ölümü gösterip sıtmaya razı etmekten başka bir şey değil.