Babamın katledilmesi, kız kardeşimin hala kayıp olması ve 4 çocuğumun PKK saflarına katılmasının tek sebebi devlettir. O nedenle bir gün ölürsem cenazemin devlete karşı dik bir şekilde taşınmasını istiyorum. Ölümüm bile bu devlete bir mesaj vermelidir.

SEMRA TURAN / MA / DERSIM

Dersim Katliamı’ndan hemen sonra dünyaya gelen ve babası askerde öldürülen Gaye Yurttaş’ın 1938’le başlayan, günümüze kadar süren yaşam hikayesi Türkiye’nin fotoğrafını özetliyor.

Dersim Katliamı üzerinden 81 yıl geçse de acıları ve yarım bıraktığı yaşamların izi hala canlı. Binlerce insanın katledildiği, sürgün edildiği ve çocukları evlatlık verildiği katliamdan geriye kalanların yarası kanamaya devam ediyor. Yaşı 80 olarak tahmin edilen Gaye Yurttaş’ın hikayesi de o dönemde yaşananların günümüze kadar nasıl sirayet ettiğini gösteriyor. Katliamdan sonra dünyaya gelen Gaye Yurttaş’ın babası İbrahim Aktuğ, zorla askere götürülerek, Dersimli olduğu için 3 arkadaşıyla birlikte sopalarla katledilmiş. Gaye Yurttaş, babasının cenazesine bugüne kadar ulaşabilmiş değil.

Kardeşiyle birlikte evlatlık verildi

 Gaye’nin acılarla dolu hikayesi yıllar sonra farklı gelişmelerle sürüyor. Ne yaşını ne de babasının ne zaman katledildiğini bilmeyen Gaye’nin kendisinden küçük bir de Hatice adında  kayıp bir kız kardeşi var. Babası katledildiğinde annesi, ailesi tarafından başka biriyle evlendiriliyor. Kendileri de baba tarafına bırakılıyor. Gaye’nin babaannesi yaşadığı sürece onunla birlikte yaşıyorlar. Öldükten sonra çocukları, amcaları tarafından Xarpêt’te çocukları olmayan yaşlı çifte evlatlık veriliyor. Gaye Yurttaş, o sıralarda kendisinin 5, kardeşinin ise 3 yaşlarında olduğunu tahmin ediyor.

Kız kardeşi hala kayıp

 Gaye Yurttaş, evlatlık verildiği Xarpêt’teki aile hakkında pek bilgi sahibi olmadığını ancak kendilerini gerçek çocukları gibi sevdiğini söylüyor. Yurttaş, 13 yaşında annesinin eşi tarafından kabul edilerek, Dersim’e yeniden getiriliyor. Ancak kız kardeşi Hatice Xarpêtli ailede kalıyor. O günden bugüne kız kardeşi Hatice’den herhangi bir bilgi almayan Gaye Yurttaş’ın arayışı sürüyor. Yurttaş, sadece Amedli biriyle evlendiği bilgisine ulaşabiliyor.

4 çocuğu PKK’ye katıldı

 Gaye Yurttaş, yetişkin genç bir kadın olduğunda ise, Dersimli biriyle evlendiriliyor. Evliliğinde 13 çocuğu olan Yurttaş’ın ilk çocuğu Kazım Yurttaş 19 yaşında PKK’ye katılıyor, 1985’te Siirt Newala Qesaba kırsalında çıkan bir çatışmada yaşamını yitiriyor. Kazım’ın cenazesinin alınmasına dahi izin verilmemiş. Sonrasında da aileye yönelik baskılar devam ediyor. Çocukları sürekli gözaltına alınıp işkenceden geçiriliyor. Kazım’dan sonra Nazimiye ilçesinde aşçılık yapan oğlu Aydın da gözaltına alınıp işkence ediliyor. Aydın da baskılara karşı gelerek 1993’de PKK saflarına katılıyor. 1997’de Sêwaz Koçgirî kırsalında çatışmada yaşamını yitiriyor. Baskılar sürdükçe aynı yıl içerisinde oğlu Hüseyin de PKK’ye katılıyor. 1999’daki bir operasyonda yakalanan Hüseyin tutuklanıyor. Hüseyin 20 yıldır cezaevinde müebbetle yargılanıyor. Gaye’nin bir oğlu daha 20 yıl önce PKK’ye katılmış, ancak o günden bu yana kendisinden hiç haber alınamamış. Akıbetine dair hiçbir iz bulamadıklarını söylüyor.

Yurttaş, bir oğlunun da baskılardan kaynaklı sürgünde yaşamak zorunda kaldığını dile getiriyor. Çocuklarından sonra Dersim’deki bütün eylem ve etkinliklere katılarak barış talebini dillendirdiğini belirten Yurttaş, yaşı ilerlemesinden kaynaklı son 2 yıldır tek başına dışarı dahi  artık çıkamadığını ve bir şeyler yapamadığı için üzgün olduğunu dile getirdi.

‘Devlet gözümde hep düşman’

 Yurttaş, önce babası ve kız kardeşi, sonra da çocuklarını kendisinden koparan devletle hiçbir zaman barışmadığını ve hep “düşman” olarak gördüğünü söylüyor. Yurttaş, bunca zaman geçmesine rağmen devlete olan öfkesinin hiçbir zaman dinmediğini ifade ederek, devletin önce kendisini annesiz babasız bıraktığını, sonra da sürdürdüğü baskıcı politikalarından kaynaklı çocuklarına da aynı şeyleri yaşattığını belirtti.

‘Bu süreç böyle gitmez’

Gaye Yurttaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Babamın katledilmesi, kız kardeşimin hala kayıp olması ve 4 çocuğumun PKK saflarına katılmasının tek sebebi devlettir. Gözaltına alınıp tutuklanmayan çocuğum kalmadı. Devletin baskısı ve şiddeti her zaman üzerimizdeydi. O nedenle bir gün ölürsem cenazemi devlete karşı dik bir şekilde taşınmasını istiyorum. Ölümüm bile bu devlete bir mesaj vermelidir. Ölürsem bile başım dik ölmek istiyorum. Yaşlandım artık, doğru düzgün bir şey de hatırlamıyorum. Ama yine de tek isteğim barışın artık bu topraklarda sağlanmasıdır. Bu süreç artık böyle gitmez. Bir gün mutlaka bu savaş, bu düşmanlık politikası son bulacak. Son isteğim çocuğum ve babamın cenazesini bulmak, kız kardeşim ve oğlum hayattaysa görmektir.”