
Cizre’de direniş 45’inci gününe, bir bodrum katında mahsur kalan onlarca yaralının ölüm kalım savaşı ise 5. gününe girdi. Biri yaralılardan olmak üzere ilçede 2 kişi daha katledildi, bir kişinin de cenazesi bulundu. Yaralılardan bazıları kangren olurken, aileler kendi canları pahasına çocuklarının hayatını kurtarmak için kurşunların altında yollara düşüyor.
Cizre’de 23 Ocak Cumartesi günü düzenlenen saldırılarda yaralanan ve 5 gündür Cudi Mahallesi’nde hastaneye kaldırılmayı bekleyen yaralılardan biri daha yaşamını yitirdi.
Bacağından kurşunla yaralanan Selami Yılmaz kan kaybı nedeniyle son nefesini verdi. Böylelikle üniversite öğrencisi Cihan Karaman da dahil, yaralılardan biri kadın 4 kişi hastaneye kaldırılamadığı için yaşamını yitirmiş oldu.
HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız yaralılardan Sultan Irmak’ın da ölmek üzere olduğunu bildirdi.
Pansuman dahi yapılamıyor
Cudi Mahallesi Bostancı Sokak’ta bulunan bodrum katında yaralılar su ve gıdaya ulaşamıyor. Su ihtiyacı binada bulunan kazan vb. araçların içinde kalan sulardan karşılanmaya çalışılırken, bu su ise yaralılarda başka hastalıklara sebep oluyor. Hiçbir tıbbi malzeme ve sağlık görevlisi bulunmadığı için yaralılara müdahale de edilemiyor. Yaralıların kanamalarını yastıklardan çıkardıkları pamuklarla durdurmaya çalıştıklarını söyleyen Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç, artık yaralılara pansuman dahi yapamadıklarını aktardı. Yaralılar, Cihan Karaman ve diğer 3 kişinin cenazeleriyle birlikte kalıyor.
1 kişi daha katledildi
HDP’li Faysal Sarıyıldız, mahallede başka ölü ve yaralılar olduğunu söyledi. Sarıyıldız, twitter hesabından Cudi Mahallesi’nde Selim Turay isimli bir gencin katledildiğini duyurdu. Cudi Mahallesi taziye evi civarında da henüz kimliği belirlenemeyen bir erkeğe ait cenaze bulundu. Cenaze, belediye çalışanları tarafından alınarak Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Ev toplarla dövülüyor
Yaralıların bulunduğu binaya saldırılar dün de gün boyu devam etti. Önceki günkü saldırılarda binanın 2 ve 3’üncü katlarının yıkıldığını ve bulundukları bodrumun camlarının da molozlarla kapandığını belirten Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç, içeride artık nefes dahi alınamadığını söyledi. Tunç, bulundukları alanın yaşanmayacak hale geldiğini ve geçen her saatin yaralıların ölümüne sebep vereceğini dile getirdi.
Yaralılar konuştu
Evde bulunan yaralılardan konuşabilenler televizyonlara katılarak durumları hakkında bilgi verdi.
Med Nuçe’ye konuşan DBP PM üyesi Mehmet Yavuzer, yaralıların içinde çocukların, KJA ve DEM GENÇ aktivistlerinin bulunduğunu belirterek, şunları söyledi: “Şu an 13 yaşında bir çocuk var. Yarası çok ağır ve sürekli bağırıyor. Bizim tek çağrımız bu çocukların, KJA’lıların buradan çıkarılması. Tüm insanlar böyle tarihi bir süreçte direnişlerini bu çocukların çığlığıyla birleştirerek bu vahşetten bu çocukları çıkarabilirlerse tarih yazacaktır.
Bu çığlıklara kulak verin
Yoksa bu çocukların çığlıklarını kimse yazamaz. Bunu yazacak kimse bile bulunmaz belki. Bir an önce ne pahasına olursa olsun herkes Cizre’ye akın etmeli. Burada küçük çocukların ağıtları, çığlıkları var. Eğer biraz insanlık değerlerinden taşıyorlarsa bu vahşete dur demeliler. Bu eğer bir medet umma olarak görülüyorsa varsın ölelim. Ölümden öte bir şey mi var?”
Yavuzer, havan sesleri altında yaptığı konuşmada havan atışları nedeniyle basıncın çok fazla olduğunu ve bunun da yaralıları zorladığını ifade etti.
İnsanlık katlediliyor
Med Nuçe’ye konuşan yaralılardan Azadiya Welat Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Rohat Aktaş, yaralıları almayarak devletin katliam yapmak istediğini belirterek, şunları aktardı: “Bina bombardımana tabi tutuluyor. Yıkılmaya çalışılıyor. 4 arkadaş pansumanı yapılmadığı için yaşamını kaybetti. Elektrik, su yok. Katliam yapmak istiyorlar. Halkın gelmesine izin verilmiyor. İnsanlık katlediliyor, devlet katliam yapmak istiyor. Kürt halkının ayağa kalkması gerekir.”
İMC TV’ye konuşan yaralı bir kadın da, “Sınırlar artık daha zorlanıyor. Bugün bir yaralının daha ayağı kangren oldu. Dünya buna sessiz” diyerek, tepki gösterdi.
Katil devletin temsilcisi
HDP’li milletvekilleri ise günlerdir yaralıların alınması için girişimde bulunurken, devlet güçleri oyalarak ölüm fermanını yazıyor. HDP’li vekillerin Ankara’da İçişleri Bakanlığı‘yla yaptığı görüşmelerde yaralıların Cizre Belediyesi çalışanları tarafından uygun yere taşınarak hastaneye kaldırılması sözü verilse de, diğer taraftan Valilik eliyle yaralıların alınması engellendi.
Yaralılar kendisi gidecekmiş!
Şırnak Valisi Ali İhsan Su, Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’la yaptığı görüşmede, ateşin kesilerek belediye ambulansının yaralıların bulunduğu binaya gitmesi, yaralıları aldıktan sonra ise İpekyolu’nda 112 acil servis ambulanslarına taşınması önerisini reddetti. Vali, durumu ağır olan yaralıların ateş altında yürüyerek ambulansa kendi çabaları ile ulaşmalarını söyledi.
Durum hakkında konuşan Sarıyıldız, “Zaten Vali’nin emrindeki kolluk kuvvetlerinin saldırıları nedeniyle yaralıların bulunduğu bina yıkıldı. Belediyenin ambulansının girişine de izin verilmiyor. İçlerinde çok ağır yaralı olan insanlar için ‘Sokağa çıkıp gelsin’ deniliyor. Zaten Vali’nin talimatıyla hareket eden kolluk ateş açmazsa bu insanlar ölmez, yaralanmaz” diyerek, duruma tepki gösterdi.
Yüzyılın acısını yaşatmak istiyor
Cizre’den tüm saldırılara rağmen boyun eğmediği için intikam alındığını belirten Faysal Sarıyıldız, “Yüzyılın en büyük vahşetini, acısını yaşatmak istiyor bu devlet. Çılgınlığın son aşaması yaşanıyor. Onlar Cizre’nin öfkelerini büyük bir acıyla bastırmayı düşünüyor. Cizre onlara boyun eğmediği için bu vahşeti öngörüyor” diye konuştu.
Aileler engellendi
Şırnak Valiliği’nin tutumu üzerine Sarıyıldız’la birlikte yaralı ve yaşamını yitirenlerin ailelerinden 15 kadın Cizre Belediyesi’ne yürüdü. “Vali sorumluluk almıyorsa biz sorumluluk alıp çocuklarımızı almak istiyoruz” diyen 15 kadın ve Sarıyıldız, mahalleye yürümek istedi. Ancak ailelerin mahalleye geçişi emniyet tarafından engellendi. Engelleme üzerine Sarıyıldız, “Eğer yaralılar alınmazsa yarın (bugün) ne olursa olsun o mahalleye gideceğiz” dedi. Sarıyıldız, “İnsanlığımızı sorgular hale geldik. Arkadaşlarımızın katledilmesine seyirci kalmaktansa onlarla birlikte ölelim” diye konuştu.
ŞIRNAK
Onlarca kişi işkence gördü
İHD Şırnak Şubesi, Cizre ve Silopi’de gözaltında işkence gören 24 kişi için Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı‘na suç duyurusunda bulundu.
Aralarında DİHA muhabiri Nedim Oruç’un da bulunduğu 24 kişi tutuldukları Şırnak T Tipi Cezaevi’nden, gördükleri işkencelerin anlatıldığı mektupları İHD Şırnak Şubesi’ne göndererek suç duyurusu için yardım talebinde bulundu.
İşkence görenlerden 5 çocuk babası Kadir Azma, 5 gün boyunca işkence gördüğünü, hiçbir şekilde tedavi edilmediğini ve yarasına copla vurulduğunu, okuma, yazması olmadığı halde ne olduğunu bilmediği bir kağıdın zorla kendisine imzalattırıldığını belirtti. Murat Davulci, Yenişehir Spor Salonu’ndan alındıktan sonra Emniyet’te yaşadıklarını “Ellerimi arkadan kelepçeleyip diz üstü çökmemizi istediler. Bu esnada orada görevli bir polis ‘burası İsrail duvarlarıdır. Burada hepinizi öldürürüz’ deyip, kafalarımızı duvarlara vurup tekmelerle sırtımıza vurdular. Yüz üstü yatırıp ayaklarıyla sırtımızın üstüne çıktılar. Ağır hakaretler ve küfürler savurdular. 9-10 saat diz üstü çöktüğümüz durumda bu uygulamalara maruz kaldım” diye anlatırken, Ramazan Durmaz mektubunda “Gözaltında ‘90’ları aratmayan bir muamele ile başıma siyah bir torba geçiriliyor ve şiddete uğruyordum. Yine başımda torba varken; hala bile ne olduğunu bilmediğim kağıtlar şiddet, hakaret ve tehditlerle zorla bana imzalatılıyordu” dedi.
Cizre’de bomba atar mermisinin isabet etmesi sonucu yaralanan ve yaralı halde gözaltına alınarak tutuklanan Kahraman Çaba ise, ameliyatlı olmasına rağmen 3 gün boyunca, ağır kokulu, soğuk ve pis olan nezarethanede tutulduğunu söyledi.