Kürt açılımından 'milli birlik ve kardeşlik projesi'ne yol alırken kılıcını çekip muharebe meydanına inen AKP’nin Kürt politikası ölüm doğurmaya devam ediyor.
AKP, Bitlis ve Hakkari’de yaşanan çatışmalarda verilen büyük kayıplara rağmen, ölürler "olur biter" anlayışıyla kılıcını kanla bilemekte kararlı. Cumhurbaşkanı ve başbakan misliyle intikam almaktan söz ediyorlar. Bırakın Kürt sorununu ya da savaşın gerilla ve sivil kayıplarından söz etmeyi, barış isteyenler bile açıkça suçlanıyor ve tehdit ediliyorlar.
Oysa şiddetin artarak devam ediyor olmasının da, asker ölümlerinin de, gerilla ve sivil ölümlerinin de asıl sorumlusu, başta AKP olmak üzere savaş politikalarının destekçilerinden başkası değil. Siyasal, sosyal, kültürel, tarihsel bir sorun olan Kürt sorununa çözümün, devletin güvenlik ve istihbarat birimi MİT’e havale edilmiş olması da, iktidarın anlayışına ve yapacaklarına yeterince açıklık getiriyor zaten.
İktidarın saldırganlıklarına tavan yaptırması da, intikam naraları atması da suçluluğunu gizlemek gayesini taşıyor. Öyle ki; başbakanla görüşmek isteyen gazi ve şehit ailelerine dahi şiddet uygulamaktan kaçınmıyorlar. Yanlışlıkla değil elbette, sadece korkuyor AKP. Kürtlere, aydınlara terörist yakıştırması tutuyor ama ya gazi ve şehit ailelerine ne yakıştıracak?  Kolunun, bacağının, güvenlik önlemleri alınmadığı için ya da işkence ile öldürülen silah arkadaşlarının hesabını sorarlarsa ne diyecekler. Her gün göz göre göre on on, yirmi yirmi ölüme göndermekten vaz geçerlerse. Savaşı, ölmeyi, öldürmeyi  istemiyoruz derlerse ne olacak? Nasıl verilir bu hesap, nasıl döner bu değirmen?
Saldırganlığın, öldürmenin haklı nedeni olmaz elbet, ancak intikam naraları atan iktidarın şiddetine maruz kalanların diğer yanaklarını uzatmalarını beklemek de, fazlasıyla hayal olmaz mı? Varsayalım hayal gerçek oldu, buradan halklar için özgürlük, eşitlik, demokrasi, adalet çıkar mı? Çıkmazsa insanca ve onurlu bir yaşamdan söz edilebilir mi?
Hakkari’de yaşanan çatışma haberleri sonrasında Meclis'te AKP dışında herkes sakindi esasında. MHP sakin sakin olağanüstü hal uygulaması önerdi. Kılıçdaroğlu, ısrarla AKP’yi suçladı. 'Hükümet istifa etmeyi düşünmeli' dedi, Meclisi göreve çağırdı. Birkaç gün evvel bir televizyon programından kulağıma takılan erken seçim tartışmasını da eklersek, Kürt sorununu vesile ederek planlanan başka bir tezgah mı var diye düşünülüyor ister istemez.
AKP’nin, ne olursa olsun demokratikleşme ve yeni anayasa çalışması devam edecek söylemlerinden, halka itidal çağrılarından, istifa ya da erken seçim tartışmalarından kaçmak istediği açıklıkla görülüyor. AKP iktidarı kaybetmesinin sonuçlarından korkuyor. Öyle ya, elindeki kanlı kılıcın üzerine düşmesi de olası.
Fakat en önemlisi, bu bir şeyler olurken insanlar öldürülmeye, ırkçılık yükselmeye devam ediyor. Her bir çocuk, kadın, asker, gerilla hatta hayvanlar, bitkiler, ağaçlar ölürken, insanlığımız da ölüyor. İnsanca ve onurlu bir yaşam için mücadelenin önünü kapatabilecek hiçbir güç yoksa da, kan gölüne düşmemek için bir şansımız varsa bile son saniyelerini yaşadığımız aşikar.