Sömürgeci, bir halkın, bir yurdun yeraltı ve yerüstü varlıklarını, tarihi ve kültürel zenginliklerini talan ederken, bir işgal ve denetim programı geliştirirken buna direnen, doğalında rıza göstermeyen yerli halk üzerinde çok yoğun ve çıplak bir şiddet uygular. Uyguladığı şiddet sadece direnişi kırmaya, direnenleri cezalandırmaya dönük değildir. Sömürgecinin geliştirdiği işgal ve denetimin süreklileşmesi, benimsenmesi ve içselleştirilmesi için beyinlerin ve ruhların iğfal edilmesi sömürgeleştirilmesi gerekir.
Kolonileştirme ve kolonileştirmenin psikopatolojisi konusunda 20. yüzyılın belli başlı düşünürlerinden olan Frantz Fanon, sömürgeciliğin sadece ekonomik ve politik bir boyuta sahip olmadığını; sömürgecilerin, sömürge insanının psikolojisini tahrip ettiğini, onu kendi diline, kültürüne, yaşam tarzına yabancılaştırarak sömürge politikalarına gönüllü hizmet eder hale getirdiğini söyler. Sömürge insanın en tipik özelliği kendini ruhsal ve düşünsel olarak sömürge kültüründen aşağıda görme, kendini sömürgeciye beğendirme, ondan onay alma kaygısı içinde olma, onun gibi olma ve onun gibi yaşama özlemi taşımasıdır.
Sömürge sanatçısı da sömürge insanının bu tipik özellikleriyle maluldür. Hatta bu maluliyet sömürge sanatçısında normal insandan birkaç kat daha fazla zuhur eder. Kendini sömürgeci kültürden aşağıda görme, gelişmişlik düzeyini, beğenisini, üretimini sürekli sömürgeci kültürle kıyaslama ve onu ölçü alma sömürge sanatçısının en belirgin özellikleridir. Sömürgeci kültürün sanat otoriteleri tarafından beğenilmek ve ondan ürettiği sanatsal ürün ile ilgili onay almak sömürge sanatçısının temel üretim ve kendini var etme motivasyonudur. Sömürgeci kültür tarafından onaylamanın ve beğenilmenin en temel kıstası ise üretilen sanatsal ürünün kendi kültürüne ne kadar yabancılaştığı, sömürgeci kültüre ne kadar benzeştiğidir.
Bugün, geride kalan yüzyılın ve içinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük direniş ve kendi olarak var olma mücadelesini veren ve bir sömürge halk olan Kürtler için sömürge kişiliğinden kurtulmak verdiği mücadelenin en temel yanını oluşturmaktadır. İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle dirilişini gerçekleştiren Kürt halkı, sömürgeciye karşı verdiği mücadeleyi kat be kat aşan bir mücadeleyi, bünyesinde kanserli bir ur gibi zuhur eden sömürgeci kişilik özelliklerine karşı yürütmek zorundadır. Sömürgeci kişilikten kurtulmak, sömürgeciden kurtulmaktan bin kat daha meşakkatlidir. Sömürgecilikten kurtuluş için sadece ulusal bağımsızlığı sağlamak yeterli gelmez. Bu kurtuluş için mutlak surette yeni insan tipini ortaya çıkarmak gereklidir. Bu insan tipinin öncülüğünü ise şüphesiz estetik bir motivasyonla kültürel üretim içinde olan sanatçının yapması gerekmektedir.
Anti sömürgeci zihniyetle kendini donatmış sanatçı, sömürgeci kültürün tek bir kırıntısıyla bile asla uzlaşmayan, kendi halkı ve çevre, komşu halkların cevheri değerleri üzerinde yükselen bir üretimi kendine esas almalıdır. Yine sömürgeci metropollerden, ödül ve destek dağıtan sömürgeci sanat otoriteleri ve organizasyonlarından kendini uzak tutan, sanatsal ürünlerini bu sanat zigguratlarında sanat rahiplerinin beğenisine sunmayı kendine zul sayan, temel paylaşım mekanlarını halkın emeğiyle yaşamı ürettiği yerlerden seçen bir yaklaşım içerisinde olmak sömürgeci kültüre karşı zafer kazanmanın olmazsa olmazıdır. Yazdığı bir dize şiirle, çektiği filmin bir karesiyle bir annenin yüreğinin evlat yangınına bir parmak merhem olmak, bir çocuğun gözlerinde bir gülümseyiş olmak bu sanat tapınaklarında verilen altınlı ödüllerden bin kat daha değerli bir ödüldür.
Bu mücadelede sanatçının en büyük motivasyonu sömürgeci kültüre ve zihniyete duyduğu büyük kin ve öfkedir. Bu kin ve öfke muhafaza edilmeden bu büyük mücadele sürdürülemez. Kin ve öfkenin bir dirhem azaldığı yer sömürgeci kültürle uzlaşmanın başladığı yerdir. Stephane Hessel’in "öfkelenin" adlı devrimci eylem makalesinde dediği gibi "Direnişin ilk aşaması öfkelenmek, yaşanan haysiyetsizliklere kayıtsız kalmamak, infial duymaksa, ikinci aşaması eyleme geçmektir." Önce öfkelenin!
Önce öfkelenin
"Sömürgecilik ne düşünen bir makine ne de muhakeme yeteneği olan bir bedendir. Sömürgecilik çıplak şiddettir ve ancak daha büyük bir şiddetle karşılaştığında boyun eğer." Frantz FANON