Bir 2014 yılını tekrar yaşar oldum. Duygularım beni 3 Ağustos 2014 Şengal Katliamı’na götürdü. Katledilen, esir alınan ve kendi himayesine alınan binlerce insanı bugün tekrar gördüm yaşadım ve hissettim. Yüreğim buruklaştı. Buruklaştıkça tazelendi şahit olduklarım. Gözlerim tekrardan tanıklık etti yaşananlara... Açlığa, susuzluğa, yardım bekleyen ve çaresiz bakan gözlere. Yüreğim tekrar tanık oldu o masum ve acı ile bakan bakışlara.

Şengal’i katliama maruz bırakanlardı onlar ve şimdi de Maxmur’u katliama maruz bıraktılar. İhanetin en yoğun olduğu zamanları yaşıyor bu halk ve hiç hakketmediği bir şekilde. Bir halkın yaşamı bu kadar basit olmamalıydı. Gördükçe gözlerim bunları öfkem, hırsım ve kızgınlığım daha çok artıyor, bu halkı bu hale getirenlere. Bugün ise binlerce insanın kendi varını yoğunu bırakarak kaçtıklarını gördüm. Farklı değildi yaşadıkları. Kimileri DAİŞ çetelerinden kaçıyordu, kimileri de Heşdi Şabi güçlerinden kaçıyordu. Tekrar maruz kalmıştı bu halk. Çare var mıydı, çaresizlik miydi. Çarenin en çok baskın olduğu yerde kaçışı kabullendiler. Kaçtılar yüreklerindeki acıyla. Bıraktılar yıllarca kan-ter döktükleri yerlerini. Binlerce araba arka arkaya vermiş gidiyorlardı. Onları bu kaçışa zorlayan kimlerdi. Onları bu kaçışa, bu katliama zorlayan; bu halkı savunacağını belirten Barzani değil miydi. Peki şimdi neredeydi. Bu topraklarda emek harcayan ve ömürlerini bu topraklarda geçiren bu halkı gözü kırpmadan Heşd-i Şabi güçlerine sattı. Şimdi nerelerdeydi?



Asıl şimdi ne olacaktı?

Bu halk başka nerelerde ihanete uğrayacaktı. Nerelerde iktidarın zulmüne maruz kalacaktı. Ne kadar daha kaderini belirleyecekti iktidar. Peki şimdi soruyorum iktidar olanlara, hiç mi yüreğiniz sızlamadı. Bu bakışlar hiç mi sizleri incitmedi... Asıl cevap da bu soruda saklı değil midir? Kendileri en güzel yerlerde kralların yaşadığı bir yaşam sürdürüyorlar. Yürek sızıntısı iktidarlar ve egemenler için geçerli değildir ki.

Evet. Her şeyi bırakıp kaçan Maxmur halkından bahsediyorum. Kaçış onlar için kurtuluş değil. Çünkü tekrar bir yerlerde ihanete uğrayacaklarını gözlerinde ne kadar içtenlikle dile getiriyorlardı. Minnacık yürekler şimdiden kaçışa şahitlik ettiler. Beşikleri arabaların üzerinde, tozun-toprağın açılmamış gözlerini daha da kapattırdı. O çocuklar gözleri kaçışa, ihanete, zulme, korkuya, vb. her şeye burada tanıklık etti. Burada düşman gerçekliğinin farkına vardılar…