AKP-MHP iktidarı, önce Leyla Güven için yapılacak bütün eylem ve etkinlikleri bir aylığına yasakladı, ardından da Diyarbakır Cezaevi yönetimi marifetiyle bir aylık ‘disiplin cezası’ verdi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük tecride karşı açlık grevine giren DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven hakkında disiplin soruşturması başlatan cezaevi idaresi, “1 ay süre ile ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma” cezası verdi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, rehin tutulduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 16. gününe girdi.
Güven hakkında rehin tutulduğu Diyarbakır E Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’nce disiplin soruşturması başlatılmıştı. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri İnfazı Hakkında Kanun’un 47’nci maddesi doğrultusunda başlatılan soruşturma kapsamında Güven’in savunması alındı.
Güven, savunmasında, en temel ve köklü sorunlardan olan Kürt sorununun, demokratik ve barışçıl yollarla çözümünü sağlamak için çaba sahibi olan Öcalan’ın uzun süredir ağır tecrit koşulları altında tutulduğunu hatırlattı. Bu durumun, mevcut çatışmalı ortamı derinleştirdiği kadar, halkların ortak yaşam koşullarını da tehlikeye attığını söyleyen Güven, “Halk tarafından seçilen bir milletvekili olarak, toplumsal barışa bir katkıda bulunmak ve halkımızın bana vermiş olduğu sorumluluk gereği, Sayın Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin kaldırılarak, çatışmalı ortamın sona ermesi için koşullarının bir an önce iyileştirilmesi, ailesi veya avukatlarıyla görüşmesi gerektiğini belirtiyorum. Halk tarafından seçilmiş bir vekil olarak yukarıda belirttiğim hususlardan kaynaklı özgür irademle açlık grevine başladım. Bunun da son derece insani ve ahlaki bir görev olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu eylemin cezaevi idaresine ve kamuoyuna hiçbir zararı olmadığını ve suç teşkil etmediğini belirtmek istiyorum” dedi.
‘Disiplin cezası’ verildi
Cezaevi Müdürlüğü ise “açlık grevi ile kurum asayiş ve güvenliğinin zafiyete uğrayacağı” gerekçesiyle 5275 sayılı Kanun’un 40. Maddesi’nin 2. fıkrasının (g) bendi olan “açlık grevi yapmak” maddesine dayanarak Güven’e 1 aydan 3 aya kadar bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası verdi. Ancak Güven’in aynı yönde henüz uygulanmamış bir disiplin cezası bulunmasından kaynaklı bir üst ceza olan “1 ay süre ile ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma” cezası verildi.
Av. Yalçındağ: Hukuk ayıbıdır
Avukat Reyhan Yalçındağ, müvekkili hakkında açlık grevi nedeniyle disiplin cezası verilmesini değerlendirdi. Açlık grevleri ve koğuşlarda şarkı söylemek gibi gerekçelerle birçok cezaevlerinde tutuklulara disiplin cezaları verildiğini hatırlatan Yalçındağ, bu cezaların; aile görüş yasağından sosyal etkinliklere çıkma yasağı gibi belli başlı diğer maddelere de başvurmak suretiyle bir takım ihlallere neden olduğunu söyledi.
Güven bakımından da son verilen disiplin cezası kararının, ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geldiğini kaydeden Yalçındağ, şöyle devam etti: “Çünkü açlık grevi, bir disiplinsizlik davranışı değil. Cezaevinde ortak yaşam kurallarına aykırı bir sonuç doğurmuyor. Açlık grevi, insanların kendi kişisel iradeleriyle aldıkları kararlardan biri. Bazen sözlü bazen de şiddet içermeyen bir tutumunuzla düşüncenizi ifade edersiniz. Bu sebeple öngörülen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu son derece açıktır. Başvurulan madde de biraz düşündürücü. Cezaevlerinde ücretsiz işler de yaptırılabiliyor mahkumlara. Yasama dokunulmazlığı devam eden bir milletvekiline kalkıp cezaevinde ücretli bir işe tabi tutulmayacağına dair bir disiplin cezası kararı verilmesi her şeyden evvel bir hukuk ayıbıdır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Dolayısıyla; karara karşı itiraz hakkımızı kullanacağız.”
AMED