Xezal Ana’nın Nisêbîn’den Almanya’ya uzanan hikayesi, sistemin kimlik, inanç ve cinsiyet baskısına karşı kendisini var etme mücadelesi.

MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG

Sekiz çocuk annesi Xezal Yalçın (çevresinde Xezal Ana olarak biliniyor), 32 yıldır Bremen Eyaleti Achim kentinde yaşıyor. Nisêbîn’in Efşê köyünde doğan Xezal Ana, Almanya’ya gelmek zorunda kalan anne ve babasının ardından hasretlerine dayanamayıp kardeşiyle birlikte arkalarından geldiklerini söylüyor. Küçüklüğünden beri okumayı sevdiğini, bunun yanı sıra müzik besteleri de yaptığını belirtiyor.

Êzîdî inancına mensup 52 yaşındaki Xezal Ana ile sohbetimizden oldukça zorlu ama bir o kadar da onurlu bir hayatı olduğu sonucunu çıkarıyorum.

‘Gerillalara havlamıyor diye köpekleri katlettiler’

Ömrü boyunca erkek egemen anlayışa ve faşizme karşı mücadele ettiğini söylüyor Xezal Ana. Uzun yıllar ailesinin yaşadığı devlet zulmünü şöyle anlatıyor: “7 çocuklu ailenin tek kızıydım. Asker korkusunu küçüklüğümüzde yaşadık. Kürdistan’da yaşıyorsan, Kürt’sen, hele de Êzîdî inancına mensupsan askerlerle ilgili hatıraların hep acı, travma ve gözyaşıyla doludur. Kürt kimliğinden dolayı akrabalarımızın, tanıdıklarımızın Amed Zindanı’nda tutsak edilmesine anlam veremiyordum. Babam köyün muhtarıydı. Gerillaya yardım ediyor diye köy meydanında her zulme maruz kaldı. Tüm bunlar gözümün önünde cereyan etti. Devlet kendisini bir zulüm aracı olarak hayatımıza yerleştirmişti. Ben bu zulme çocuk yaşta tanık oldum. Hiç unutmam; ‘askerler geldiğinde havlıyor, gerilla geldiğinde ise havlamıyor’ diyerek köyümüzden ve çevre köylerden 50-60 köpeği katletmişlerdi. Böyle bir zulüm işte.”

‘İniltileri hala kulağımda’

Küçüklüğünde yaşadığı travmayı yeniden yaşıyormuş gibi suskunlaşıyor, ardından devam ediyor: “Köpeklerin iniltisi bugün bile kulağımda. Köpeğe bu zulmü yapan insana neler yapmazdı ki! Babam ve annem devletin zulmü karşısında kurtuluşu topraklarını terkedip Almanya’ya yerleşmekte buldu. Çocuktuk ve onları çok özlüyorduk. Hasretlerine dayanamayınca biz de geldik.”

‘Hakikatle tanıştıkça özgüvenim gelişti’

Gelir gelmez okula yazıldığını ve bunun yanı sıra birçok işte çalışmaya başladığını ifade ediyor. 17 yaşında evlendirildiğini ancak okumaya karşı hep bir heves taşıdığını şu sözlerle dile getiriyor: “Köydeyken gerillaların getirdiği dergiler aracılığıyla hem halkımın hem de kadın hakikatiyle tanıştım. Arayışlarım o günden sonra hep devam etti. Okudukça çok şey keşfettim. Kadının hiç de anlatıldığı gibi güçsüz olmadığını gördükçe özgüvenim arttı. Önderliği okudukça karşı koyuşlarım gelişti. Örneğin, babamın anneme yaptığı şiddete aynı şiddetle karşı çıktım. Annem bunu bir kader olarak kabul etse de ben kabul etmiyordum. Bu bir kader olamazdı. Olsa olsa bunun adı erkek şiddeti olurdu. Kadınları dövüp öldürseler dahi bizden bunu bir kader, toplumsal bir yasa olarak kabul etmemizi istiyorlardı. Ben yaşamım boyunca bu kuşatmayı kırmaya çalıştım.”

‘Çevremi kendime benzettim’

Gücünün farkına varan Xezal ana, siyasi örgütleme çalışmalarına başlıyor. 12 yıldır bu işte aktif. Ancak ilk başlarda ailesi ve çevresi, bir kadının erkeklerle çalışmasını istemediğini, yoldaşlık ilişkilerine anlam veremediklerini ancak özgürlük hareketine iman eden bir insan olarak kendi doğrularından taviz vermediğini söylüyor. Xezal Ana bu inadında başarmış olacak ki, “Onlara benzemektense zamanla onları kendime benzettim. Annem ve babam yıllar sonra benim haklı olduğuma kanaat getirmiş olacaklar ki benimle gurur duyduklarını ifade ettiler” diyor.

‘Doğrularımızda ısrarcı olalım’

Kendisini en çok öfkelendiren konuları sorduğumuz Xezal Ana, “Çaresizliği kabul eden kadınlar ve kadın cinayetleri” diye cevap veriyor ve ekliyor: “Önderliğin bunca çözümlemesi ortadayken bir kadının çaresizliğe sığınmasını asla kabul etmiyorum. Her kadının bu aynaya bakarak kendini güçlendirmesi ve irade sahibi olması gerekiyor. Toplumun özgür olmadığı bir yerde erkek ne kadar özgür olabilir ki? Özgür olmayan erkek, bütün hıncını kadından alıyor. İnsan yaşam bulduğu bedene nasıl ihanet edebilir, onu nasıl ortadan kaldırmak ister? Erkeğin gücü bizim güçsüzlüğümüzden geliyor aslında. Bizler irade sahibi olduğumuz zaman tüm bunların önüne geçebiliriz. Kendimizi bilinçlendirerek toplumsal kölelik zincirlerini kırabiliriz. Ne olursa olsun kendi doğrularımızda ısrarcı olmalıyız.”

“Önderliğin felsefesinde, verdiği perspektiflerde hayat buluyorum, öğreniyorum, tatmin oluyorum” diyen Xezal Ana, yaşamı boyunca hakikatin bir takipçisi olacağına dair kararlılığını dile getiriyor.