Medya Savunma Alanları’nda 1-4 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen KONGRA GEL 10. Genel Kurulu ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik açıklama yapıldı. 

Öcalan’ın 17 yılı aşkındır insanlık dışı koşullarda esaret altında tutulduğu belirtilen açıklamada, "Önder Apo'nun çizgisindeki özgürlük mücadelesi ve direniş etkili hale gelip yayıldıkça AKP ve ittifak kurduğu faşist güçler, 5 Nisan 2015ten beri hiçbir dönemle kıyaslanmayacak şekilde ağır tecrit, baskı politikasını devreye koymuştur. Halkımıza ve demokrasi güçlerine soykırımcı faşist savaş, Önderliğimizin yanındaki arkadaşların sürgün edilmesi, ailesiyle ve avukatlarıyla görüşmesinin yasaklanmasıyla başlamıştır. Böylece Önderliğimize karşı baskı ve zulüm; halkımıza, demokrasi güçlerine baskı ve zulüm anlamına gelmiştir" denildi. 


AKP’den bağımsız değil 

"Bir yılı aşkındır hiçbir şekilde haber alamadığımız Önderliğimizin can güvenliği, özgürlüğü ve sağlığıyla ilgili endişemiz 15 Temmuz'daki darbe girişimiyle birlikte artmıştır" ifadelerine yer verilen açıklamada şunlar belirtildi: "AKP döneminde çeşitli zamanlarda Önderliğimize tehdit mektuplarının gönderildiğini, 'İmralı'da 150 metre yakınındayız' denilerek ölümle tehdit edildiğini biliyoruz. Bu konuda Önderliğimizin açık uyarıları olmuştur. AKP de bunu iyi bilmektedir. Çünkü bunlar AKP'nin halkımıza yönelik baskı ve savaş politikalarını devreye koyduğu dönemlerde artmıştır. Bu durumla, bu uygulamaların AKP'den bağımsız olmadığı görülmektedir.


AKP’nin itibarı yok

İmralı Cezaevi’nin bağlı olduğu Mudanya Ordu Komutanı’nın darbeci güçlerden olduğu iddiasıyla tutuklanması, Önderliğimizin aldığı ölüm tehditlerinin ne kadar ciddiye alındığını göstermektedir. Bu nedenle AKP yetkililerinin 'Abdullah Öcalan iyidir, bir sorun yoktur' tarzındaki açıklamalarının bizim nazarımızda ciddiyeti ve itibarı yoktur.


Kaos ortamı doğrudan tehdittir 

Önderliğimize fiziki zor uygulayanlar, zehirleme girişiminde bulunanların AKP'nin özel savaş politikalarıyla direkt bağı vardır. Bu açıdan darbeyle ortaya çıkan kaosun Önderliğimiz açısından doğrudan bir tehdit durumu yarattığı açıktır. Her şeye hakim olduğunu söyleyen AKP, Önderliğimizin sağlık ve güvenliğinden de sorumludur. AKP'nin hegemonik iktidarını pekiştirmek, sürdürmek için her şeyi yapmayı göze alacak kadar pervasızlaşan; Kürdistan'da birçok şehri yakıp yıkan, yüzlerce insanı katleden karakteri gözetildiğinde, bizlerin ve halkımızın Önderliğimizin sağlık ve güvenliğiyle ilgili kaygının ne denli isabetli olduğu görülecektir. 


Yapılması gerekenler 

* Daha önce 10 milyon imzayla Önderliğimizin özgürlüğünü talep eden halklarımız iradelerine sahip çıkmalı, zengin yöntemlerle geliştirecekleri eylemlerle sömürgecilikten hesap sormalıdır. 

* CPT'yi Önderliğimizin durumuyla ilgili açıklama yapmaya zorlamalı, AB Konseyi ve ilgili uluslararası kurum ve kuruluşların gerekli tutumu almalarını sağlamalıdır. 

* ’Önderliğimizin özgürlüğü özgürlüğümüzdür' şiarıyla 7'den 70'e Kürt halkı ve dostları meydanlara akmalı. Önderliğimizin özgürlüğü sağlanana kadar meydanlar bırakılmamalıdır. 


Sahip çıkma günüdür 

Önderliğimize dönük herhangi bir yönelimin halkımızın ve fedai güçlerimizin tarihi hesap sormasıyla karşılaşacağı bilinmelidir. Gün, Önderliğimizin şahsında gününe ve geleceğine sahip çıkma günüdür. Halklarımızı ve tüm duyarlı demokratik kamuoyunu Türkiye ve Ortadoğu'nun demokratikleşmesi anlamına da gelecek Önder Apo'yu özgürleştirme mücadelesini sürdürmeye çağırıyoruz."


ANF/BEHDİNAN