Bir kardeşi gerilla saflarında şehit düştü. İki kardeş halen gerilla saflarında. Üç kardeşi de kendisi gibi Türk cezaevlerinde. 70 yaşındaki anneleri Cahide Serhat, çocuklarıyla gurur duyduğunu söyledi:
“Bizim çocuklarımız değil, Kürdistan’ın çocuklarıdır onlar. Bu yola girdilerse bir bildikleri vardır ve ayakta durmayı da bilirler. Canımızı, ruhumuzu, bedenimizi bu halk için ödüyoruz. Biz var oldukça mücadelemiz sürecek.”
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 128. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 90, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 89, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 80. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 73, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 70. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 59. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak, 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. Tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç ile 6 HDP’li de Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 114 gündür; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 54 gündür; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 20 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek bir talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan 35 yaşındaki Metin Serhat, 90 gündür açlık grevinde. Ağrı’nın Patnos ilçesinde yaşayan Serhat, PKK’ye katıldıktan 9 yıl sonra 2006’da Van’ın Erciş ilçesinde bir ihbar sonucu gözaltına alınıp tutuklandı. Van F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 2 yıl kaldıktan sonra sırasıyla Bayburt, Oltu, Gümüşhane ve Elazığ’a sürgün edilen Serhat, bu süre zarfında hayatını ve mücadelesinin her anını kaleme aldı.
7 çocuğu Kürt özgürlük mücadelesinde yer alan Serhat’ın 70 yaşındaki annesi Cedide Serhat, en büyük oğlu olan Metin’in PKK’ye katılmasıyla yaşamlarının değiştiğini söyledi. Bir oğlu PKK saflarında şehit düşen Barış Anneleri üyesi Serhat’ın, bir oğlu ile bir kızı halen PKK saflarında. 4 oğlu da farklı cezaevlerinde tutuluyor. Oğlunun hayatı boyunca hep hakikatin peşinde olduğunu belirten anne Serhat, şunları anlattı: “Metin çok iyi bir insan, Zeki ve çalışkan biri. Çocukken de afacan ve metin bir kişiliği vardı. Hakikati görüyordu. Okulu bıraktı, hakikatin peşinden gitti. Çok kitap okuyordu. Cezaevindeyken hayatını ve mücadelesini yazdı. Çocukluğunu, gençliğini, mücadelesini ne varsa ne yapmışsa hepsini kayıt altına alıp yazıya döküyor. Önceleri köyde yaşıyorduk. Metin bir gün ‘İstanbul’a çalışmaya gidiyorum’ diyerek evden çıktı. Bir gün ne bir mektup ne de bir telefon etti. 5-6 ay geçmişti. Metin’in kardeşi Burhan bana Metin’in katılım yaptığını söyledi. 9 yıl kaldı orada. Sonra Van’a geliyor, bir ihbar sonucu tutuklanıyor.”
Üç ay bitiyor ama o gülüyor
Üç gün önce telefonda görüştüğü oğlunun sürekli güldüğünü dile getiren anne Serhat, morallerinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Oğlunun 90 gündür süren açlık grevi dolayısıyla 17 kilo verdiğini belirten anne Serhat, “Oğlum, talepleri yerine getirilene kadar eylemlerinin süreceğini belirtti. Metin, ‘Öcalan üzerinde bir tecrit varken biz nasıl yemek yiyebiliriz’ diyordu. Onlarla gurur duyuyorum. Bizim çocuklarımız değil, Kürdistan’ın çocuklarıdır onlar. Bu yola girdilerse bir bildikleri vardır ve ayakta durmayı da bilirler” şeklinde konuştu.
Mücadele edenlerle gurur duyacağız
Ülkenin barış ve huzura kavuşabilmesi için tecride son verilmesi gerektiğine vurgu yapan Serhat, şöyle devam etti: “Devlet bu zulmü bize reva görmesin. Kanlar dökülmesin, insanlar ölmesin. Öcalan’ın önündeki yolu da bizim yolumuzu da açın. Yeter artık, bizden ve çocuklarımızdan ne istiyorsunuz? Nerede akıllı ve zeki bir insan varsa cezaevine atıyorsunuz. ‘Kendi halkı için çalışmasın’ diyorsunuz. Biz de artık bir olmalıyız. Biz canımızı, ruhumuzu, bedenimizi bu halk için ödüyoruz. Biz var oldukça bizim mücadelemiz devam edecek. Mücadele edenlerle de gurur duyacağız.”
Bizim için değil, geleceğiniz için
Tecridin kaldırılması talebiyle 70 gündür açlık grevinde olan İsmet Taş, kimin elinden ne geliyorsa onu yapması gerektiğini belirterek, “Bizim için değil, kim ne yapıyorsa onurlu geleceği için yapacaktır” dedi.
Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan İsmet Taş, 5 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdürüyor. Taş, Mezopotamya Ajansı’na (MA) mektup gönderdi.
“Artık İmralı işkence sistemiyle yaşamak istemiyoruz” diye Taş, şunları ifade etti: “Kim, nerede, nasıl, ne yapabiliyorsa beklemeden yapmalıdır. Kimse kimseyi beklememeli, yapılacaklar açık ve nettir. Olması gereken derhal olmalı. Bizim için değil, kim ne yapıyorsa onurlu geleceği için yapacaktır, yapmalıdır.
Sonuna kadar bu çabamızı (eylemimizi) sürdüreceğiz. Sonuç almaktan başka bir çare görmüyoruz. Çare direniş ve özgürlüktür. Öncelikle Öcalan’a, halkımıza, insanlığa borcumuz var. O çok güçlü görülen faşizm kalesi öyle sanıldığı kadar güçlü değil içinden ses geldiğine bakmayın; kurumuş, çürümüştür. Faşizm kaleleri ahlaksızlığın kaynağıdır, ufak bir sarsıntı yerle yeksan edecektir. Hep birlikte direnişe durursak bu enkazı kaldırabileceğiz, buna inanıyoruz. Bu ahlaksız sistemden muzdarip Türk halkı da bize ve kendisine inanmalı. Bu özgürlük halayına omuz vermeli.”
Anne-oğul tutsaklar
64 yaşındaki Necla Alkan, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Oğlu Cihan Alkan, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak ve 20 Ocak’tan bu yana açlık grevinde. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinden olan Alkan, “Çocuklarımız tecridin kırılması için ölümü göze almışlarsa anne ve babaların zindan kapılarında sabahlamaları gerekiyor” dedi.
Eskişehir H tipi Kapalı Cezaevi’nde 20 Ocak’tan bu yana açlık grevinde olan Cihan Alkan’ın annesi Necla Alkan da Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Rahatsızlığından dolayı açlık grevine giremeyen Alkan (64), Mezopotamya Ajansı’na (MA) gönderdiği mektupta eylemlere dikkat çekti. Öcalan üzerinde devam eden tecridi “insanlık suçu” olarak değerlendiren Alkan, “Bu ağır tecridin kaldırılması için Sayın Leyla Güven’in başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi kısa sürede tüm Türk zindanlarına, dört parça Kürdistan’a ve Avrupa ülkelerine yayıldı. Yayılmaya da devam ediyor. Bulunduğum cezaevinde de çoğu arkadaş bu direnişe dahil oldu” dedi.
Hasta ve yaşlı halimle
Aylardır arkadaşlarının gözü önünde eridiğini ifade eden Alkan, kendisinin yaşadığı rahatsızlıklardan dolayı açlık grevine dahil olamadığını söyledi. Alkan yaşadığı üzüntüyü de, “Yaşlı ve hasta halimle ölüme yatırmış bedenlerini izliyorum” diyerek ifade etti.
Oğlu açlık grevinde
Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde 20 Ocak’tan bu yana açlık grevinde olan oğlu Cihan Alkan’ın uzun yıllardır tutuklu olduğunu aktaran Alkan, şunları paylaştı: “Yaşam ve özgürlük savaşı veriyor. Şu an o da 3 arkadaşıyla beraber Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Ayrı bir odaya almışlar. Tüm iletişim araçları ellerinden alınmış. Bir gazete bile verilmiyor. Kısa sürede çok fazla kilo kaybetmişler. Her direnişçi gibi onlar da tecrit kırılmayana kadar bu eylemden vazgeçmeyecekler.”
Yarın çok geç olabilir
“Bir anne olarak çocuklarımızın cansız bedenlerini görmek istemiyorum” diyen Alkan, şöyle devam etti: “Yeterince gencecik evlatlarımızı bu yolda kaybettik. Onun için tüm halkımızı ve kamuoyunu duyarlı olmaya ve vicdana davet ediyorum. Zindanlara ses verin, destek çıkın bu ölümleri durduralım. Yarın çok geç olabilir. Çocuklarımız bu tecridin kırılması için ölümü göze almışlarsa siz anne ve babaların zindan kapılarında sabahlamaları ve sokaklarda haykırmaları gerekirken, bir ölüm sessizliğine bürünmüşsünüz. Kaybedecek neyiniz kaldı ki? Bu çığlıklara ses verin.”
Merak etmesinler zafer bizimdir
Şakran Kapalı Cezaevi’nde 23 Şubat’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Roni Yavuz, “Merak etmesinler zafer bizimdir” mesajı gönderdi.
İzmir’in Menemen ilçesinde oturan 23 yaşındaki Roni Yavuz, 2016’da Afyon/Kocatepe Üniversitesinde Makine Mühendisliği son sınıf öğrencisiyken okulda katıldığı bir etkinlikten dolayı gözaltına alınıp “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Şakran 4 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan Yavuz, 23 Şubat’ta başladığı süresiz- dönüşümsüz açlık grevini sürdürüyor.
Babası Ramazan Yavuz, şunları paylaştı: “Roni dışında cezaevinde kalan ve 26 Aralık’tan beri açlık grevinde olan tutsaklar da var. Roni ile beraber kalan Rojavalı Enver ve Abdullah Gül’ü gördüm. Bu iki tutuklu yürüyemez durumdaydı. Oğlum, Enver’in 22 kilo verdiğini anlattı. Oğlum Roni, uzun süreli açlık grevinde olan tutuklu arkadaşlarının sağlık durumlarının kötüye gittiğini, cezaevi yönetiminin karbonat, limon ve şeker ile vitaminleri kısıtlı verdiğini, istedikleri gazete, dergi ve radyoları toplattıklarını söyledi. Televizyonlarda ise sadece TRT, ATV, A Spor gibi kanaların izletildiğini, 1 Mart’ta açlık grevine başlayan tutukluların üzerinde psikolojik baskılarını arttığını ve kadın tutuklu arkadaşlarına ise tecrit uygulanarak içme sularının bile cezaevi yönetimi tarafından kesildiğini aktardı. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, grevlerinde kararlı görünüyorlar.”
Oğlunun “Direneceğiz. Beden eriyebilir ama başımız dik olur. Kimse bu tecridi ve duyarsızlığı kabul etmesin. Merak etmesinler zafer bizimdir” masajını gönderdiğini aktaran baba Yavuz, şöyle konuştu: “Ortada bir tecrit var ve bütün Kürt halkına uygulanıyor. Kürt halkına ve demokratik kitlelere dayatılan bir ölüm var. Ölümü kırmak için insanlar bedenlerini ölüme yatırdılar. Çocuklarımızın arkasındayız. Kimse kusura bakmasın; oturarak ölümleri seyredemeyiz.”