Selim FERAT

Selimferat@web.de

Merkel’in söylemine göre, II.Dünya Savaşından bu yana yaşanan en büyük krizlerden biriyle karşı karşıyayız.

IMF Başkanı Georgieva’ya göre koronavirüs tüm dünyada 2008 küresel mali krizini aşan, daha kötü ve benzeri görülmemiş ekonomik krize yol açmış oldu.

Dünya Sağlık Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, koronavirus krizinin daha önce eşi görülmemiş bir kriz olduğunu tesbit etti.

Trump günün birinde, kronavirüsün sadece bir grip olduğunu, birkaç gün önce de "maalesef çok sayıda kişi ölecek" açıklamasında bulundu.

Başka bir pencereden bakan Noam Chomsky, koronavirüsün Neoliberal vahşiliğin kızıştırdığı bir kriz olduğunun altını çizdikten sonra: "evet koronavirüs oldukça ciddi, bunu hafife alamayız. Ama bunun, gelmekte olan daha büyük krizlerin küçük bir kesiti olduğunu bilmeliyiz“ diyerek, gelecek iki krize işaret etti.

Birinci varsayımı: bir nevi dünyanın sonunu getirebilecek küresel bir atom savaşı.

İkincisi, kâr hırsıyla üretim yapan kapitalizmle birlikte, insanlığının sonunu getirebilecek küresel sıcaklık.

Bu kriz döneminde, belki de II. Dünya Savaşından sonra ilk kez dünya nüfusu, kendilerine dikte edilen "çözüm“lerle, manipülasyonlarla başbaşa bırakıldı.

Bu sessiz bırakılmış milyarlar anlamına geliyor.

Sosyal medyayı kullananlar yorulmak bilmeyen komplo teorisyenleri olmaya mecbur ediliyorlar. Her komplo teorisi, yeni "çözüm dehaları“ ortaya çıkarıyor. Dayanışma mekanizması darmadağın, umutsuzluk kanıksatılmaya çalışılıyor.

Sosyal bilime göre, kaos ve komplo teorisyenleri, kriz dönemlerinde kritik durumun değişken ve belirginsizliğe yol açan virajlarının sıklaşmasıyla, harekete geçerler.

Dünyada interneti kullanan insan sayısı dört milyardan, sosyal medyayı kullananların sayısının üç milyar insandan fazla olduğu yer küresine çarpan yabancı bir cisim/gezegen değil.

İnsan yüklü bir salgın bu.

Görünen, üretimde yaptırım gücü olanların yanlış senaryoları sonucu meydana gelen ve dünyayı sarsan kazalarından biri. Bundan dolayı da bu işin mesullerinden biri olan emperyal Fransa’nın Başkanı Macron bir savaşla karşı karşıya olduğumuzun altını çizdi.

Peki sorumluları kim?

Sosyolog Niklas Luhmann’a göre:

Eğer temsilin manipülasyonu şeffaf hale gelmişse güvenen kişi güvenini buna dayandırarak, güveninin devamı veya geri çekilmesi için koşulları işaretleyerek, aktörün davranışını kendi çıkarları aracılığıyla kontrol edebilir“.

Tüm dünya ülkelerinin vatandaşları, aktörlerini kontrol etmek üzere harekete geçmelidirler; aksi taktirde, yerküresiyle birlikte yaşamın sonu gelebilir/gelir!

Luhmann: güven sorununun, ilişkinin bilinçli, ortaklaşa tutulan bir düğüm noktası haline geldiği ölçüde, özbağlılık, kişisel olmayan bir tarz olarak, yeni bir ivme kazanacağını belirtiyor.

En alttakilerle, egemenler arasında değil ortaklaşa tutulan bir düğüm, büyük bir uçurum var!

Bu dengesizlik/güvensizlik, özellikle koronavirüs günlerinde, asıl yaptırım gücü olan seçmenleri apansız uyandırmalıdır.

Nitsche, gerçeğin meyvelerinin sadece olgunlaştığında toplanmasını diliyor.

Ve bir gerçeğin meyvesinin bu kadar olgunlaştığına çok az tanık olduk: ‘Neoliberalizmin barbarlığı’nın!