
'Halkım özgür olsun yeter'
Oğlu Mazlum Doğan'ın Öğretmen Okulu'nu okurken eve geldiği dönemlerde sürekli aile sistemine karşı duyduğu rahatsızlığı dile getirdiğini anlatan baba Kazım Doğan ise, "Bizim ekonomik durumumuz o zaman iyiydi. İşçiler de çalıştırırdım. Mazlum bir gün eve geldi bana, 'Bu dedelik ayağını bırak, bu bana terstir, herkes insandır. Senin saltanatını bozarım' dedi" şeklinde aktardı. Diyarbakır Cezaevi'nde görüşüne gittiği sırada, oğlunu mahkemede heyete ters düşmemesi için uyardığını; ancak oğlunun sert tepki verdiğini anlatan baba Doğan, şöyle devam etti: "Daha sonra Hayri Durmuş ile konuştum. Hayri dedim Mazlum'a biraz akıl ver. Hayri ise, 'Bana da akıl veren o, ona ne diyeceğim' dedi. Mazlum hep, 'Milletim özgür olmazsa, serbest çalışmazsa ben ne yapayım. Benim yok olmamla, bir ailenin yok olmasıyla bir şey olmaz. Halkım özgür olsun yeter' derdi."
'Bedeller bugüne taşıdı'
Yaşadıkları zorlukları ve Mazlum Doğan'ın cezaevindeyken çektiği işkenceleri anlatan baba Doğan, "Bir keresinde görüşe gittiğimizde Kebre, Mazlum'u o halde görünce, 'Benim oğlum bir şey yapmadı. Bu kadar çektirmeyin, öyleyse öldürün, bu insanlığa sığmaz işkence yapmayın' dedi; ama onlar 'Biz ona çektire çektire öldüreceğiz' dedi. Hayri Durmuş bağırsakları çürüyerek öldü. Onların çektiğini Hz. İsa bile çekmedi" diye konuştu.
Kazım Doğan, Kürt sorununun çözümü noktasında gelinen yeni sürece ilişkin de, "Bu çağa onların çektiği işkenceler, verdiği bedeller getirdi. Onların sahipleri vardı bugüne kadar getirdi" değerlendirmesinde bulundu.
KADRİ ÖZKAN / DİHA/KOCAELİ