AKP, “beleşçi” bir parti. On iki yıllık hayatında bu “milli görüşçü, cemaatçi, liberal, eser miktarda sosyal demokrat” devşirme kadro hiçbir “kriz” ve “yenilgi” yüzü görmedi. Daha önce solun, ardından Erbakan’ın ve asıl darbeyi vurarak Kürt Özgürlük Hareketinin açtığı “temizlenmiş“ yolda ve Genç Parti denilen bir “ucube”nin yarattığı “karambol”ün etkisiyle, 2002’de “Hükümet arabasına” bindi.

Aslında yol denilen nedenlerle açıktı. Hedefe varması, ikinci ve üçüncü seçimleri kazanması için dönülecek tek bir “viraj” kalmıştı. Meşhur “Ergenekon-Nisan” virajı. O “viraj” da zaten “keskin viraj” değildi. İşin daha önemli olanı, Hükümetin bindiği araba öyle bir arabaydı ki, o “viraj”a gelindiğinde, onun direksiyonunu, “görünmeyen bir el” idare etti. Irak savaşında falso yapan, kullanım tarihi geçmiş eski “askeri vesayetçi derin devlet”i cezalandırmak üzere, ABD, “hükümet arabasının dümenine el attı“ ve “virajı” mükemmel aldı… Arabanın deposunda, “Made in USA” markalı bir “Baransu benzini” fullenmişti.
Demek ki, AKP, “hükümet arabasının başına” geçtiğinde dümdüz bir “duble yolda”, son süratle uçarken, aslında hiçbir “gerçek viraj” ya da “kriz” tecrübesi kazanmadı…
Şimdi ilk ciddi virajın daha ilk metresinde, frene basacakken gaza basmaya, sağ yapacağına sol yapmaya, dörtlüyü yakacağına silecekleri çalıştırmaya, sinyal vereceğine uzak farları yakmaya başladı. Aslında, çok uygun, yumuşak eğimli ve tek bir “dümen” çevirmeyle geçilecek olan “viraj”ı alamadı; araba “şarampole” savruldu ve şimdi etrafı derin yarıklarla çevrili bir “Gezi Parkı arazisinde” sarsılarak ilerliyor… Kızılay’da zıplıyor; Gündoğan’da hopluyor.
Bu onun ilk krizi… Kendi eliyle yarattığı bir kriz… Öyle olduğu için, hiç kimse “alçak solcular keskin viraj yapmışlar” diyemiyor; hiç kimse “bu viraj ABD işi” lafına aldırmıyor, kimseler “faiz lobisinin Ergenekoncularla birlikte viraja mıcır döktüğü” efsanesini iplemiyor. İplemeyince, “dümendekinin” acemiliği de herkes tarafından anlaşılıyor.   
AKP’yi “milli görüşten, ‘hakiki’ ılımlı İslamcılığa geçiş partisi” olarak gören ve ABD’de “mukim” zat, Kürt sorununda çaktırmadan el frenini çekiştiriyor. “Üçüncü dönemde” siyasetten ayrılacak olanlar arkasını görmesin diye “dikiz aynasının” ayarıyla oynuyor. Hükümet arabasının “elitleri” kendi arasında, “devşirmeleri” arabanın içinde tepişerek, şoförün dengesini bozuyor… MİT avigasyonunu Emniyet parazitliyor, ordu buzluyor.
Ve arabanın radyosundan, “Onun arabası var güzel mi, güzel” diye garip bir şarkı çalıyor... Arabanın radyosu böyle bir garip müzikle inliyor ama, arabanın şoförünün kulakları herkese tıkalı, o bu garip müziğe “beraber yürüdük biz bu yollarda” diyerek eşlik ediyor…  Ve felakette işte bu “uyumsuzluktan” dolayı, adım adım yaklaşıyor…
Hükümet arabası olmasa, hiç kimsenin hiç kimseyle “beraber yürümeyeceği” o kadar açık ki; arabada doğmuş parti yolda beraber yürüyemez… Cumhurbaşkanı bir başka yoldan yürüyor; Ertuğrul Günay “yoldan çıkıyor”, Bülent Arınç yola bile çıkmıyor, Fehmi Koru “iyi yolculuklar” diliyor, Hurşit arabanın arkasından bir kova su bile dökmüyor. Şoförün medyası “su kaynatıyor”. Ve bu arabanın “fabrikasının” müdürü Yankee, acentasının Ceosu Hans, düdüğünün öttürücüsü Corc, ünlü klipteki gibi, “şefeeer, şefeeer” avezeleriyle, sonra Rizeli taklidiyle “ezdin oni” diyerek dümendekinin orasını burasını dürtüyor ve krizi büsbütün derinleştiriyor.
İşte AKP tarihinin bu ilk krizinde, Başbakanın içine düştüğü durum budur.
Eğer AKP bu krizi “atlatabilirse”, sözcüğün gerçek anlamında bir parti haline gelme şansını elde edecek. “Atlatamazsa”, birkaç yıldır tekrar ettiğimiz gibi, büyük bir ivmeyle yere doğru hızla düşecek…
Başbakanın önünde ikiyol var; Ya bu krizi, “bana darbe yapmak istiyorlar” uydurmacasıyla, “çözüm sürecinin” ikinci aşamasının “görevlerini” “ertelemek”, “seçimlerin sonuna bırakmak”, “oyalamak” ve gerillanın geri çekilmesinin “üstüne yatmak” için “fırsata” çevirecek; ya da şoför mahallinde otursa da, önündeki virajdan, Öcalan’ın direksiyona el atmasına izin vererek çıkacak:
Nereden çıkacak? Ergenekonla ve CHP’yle “ralli” yaptığı demokrasi dışı tehlikeli araziden çıkacak; Kürt halkıyla, onun dostu Türk halkıyla, bütün etnik, dinsel, mezhepsel ve cinsel öznelerin temsilcileriyle, yani “Gezi”nin yeni blokuyla “demokratik, sivil anayasanın” geriye dönülmez, tek gidişli asfaltına koyulacak… “Otomobil uçar gider” şarkısı eşliğinde…
Birinci şıkta “kaza” mukadderdir, ikinci şıkta “selamet” mukadder…