
Kürtler 14 Temmuz’da “Önderliğe özgürlük, Kürdistan’a statü” talebiyle Amed’i dolduracak. AKP’nin Kürtler üzerinde uyguladığı zulüm politikasını kınayacak. Kürt halkının iradesinin kırılamayacağını bir kez daha gösterecek. Tutuklamalarla, mahkemelerdeki hakaretlerle, zindanlarda çocuklara ve kadınlara yapılan insanlık dışı uygulamalarla, gerilla cesetlerine bile yapılan saldırılarla onuru kırılmak istenen Kürt halkı 14 Temmuz’da onurlu duruşunu ortaya koyacak.
14 Temmuz Kürtler için onur günüdür. 1982 14 Temmuz’unda Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek 12 Eylül zulmünün Kürtleri onursuzlaştırma ve kişiliksizleştirme saldırısına karşı onurlu duruş göstermişler, 12 Eylül’ü yaptığı zulmü içinde boğmuşlardı. Bugün 12 Eylül lanetleniyor ve kimse sahip çıkamıyorsa bunu sağlayanların başında bu büyük onur savaşçıları gelmektedir. Kürtlerin onurlu bir halk olduğunu ve baş eğdirilemeyeceğini gösterdikleri için Kürtler 14 Temmuz’u onur günü olarak anıyorlar.
Bazı işbirlikçi ve onursuz Kürtler dışında AKP’nin 12 Eylül’ü yeni koşullarda Kürdistan’da yaşattığını gören onurlu Kürtler bugün de bir onur savaşı verilmesi gerektiğini görüyorlar. Çünkü onurunu koruyamayanlar, aşağılananlar ve buna sessiz kalanlar ne özgürlüğü ne de demokrasiyi hak ederler.
Bugün meclisten zindana kadar her yerde Kürtlerin iradesini kırma ve onursuzlaştırma politikası izleniyor. Kürtler devlet ve AKP tarafından kendi her dediklerine uyması ve karşısında el pençe durması gereken bir parya topluluk olarak görülüyor. Bakışlarından duruşlarına ve sözlerine kadar kendilerinin üstünlüğünü, Kürtlerin ise bu üstünlüğe boyun eğmesi gerekenler olduğunu gösteriyorlar, hatırlatıyorlar. Bunu Başbakan’ın konuşmasından bir polisin bırakalım sıradan bir Kürt insanına, milletvekillerine kadarki üslupların kadar görebiliyoruz. Mitinglerde polise saldırı emrini verenlerin üslubu da, polisin saldırısının da nasıl olduğunu her gün görüyoruz. Kürtlere kendi vatanlarda köle muamelesi yapıldığını her gün birçok örnekle tanık oluyoruz.
Gerillaya da “ya teslim olacaksınız ya tek bir ferdiniz kalmayana kadar öldürüleceksiniz” deniliyor. Burada aynı kibir ve aşağılamayı görüyorsunuz. Ancak gerilla buna karşı koyduğu için çok öfkeleniyorlar. Gerillaya karşı kinlerinin, saldırganlıklarının nedeni, gerillanın bu üstünlük zihniyetine direnmesi ve bu egemen zihniyetin façasını bozmasıdır. Gerillaya her türlü saldırı ve karalamanın altında yatan temel gerçek budur. Gerillanın Türk devletinin irade kırma ve onursuzlaştırma yaklaşımına karşı direnmesi onların Kürtler üzerindeki irade kırma ve onursuzlaştırma politikasını boşa çıkarmaktır.
Nasıl ki dün Amed zindanında Türk devletinin onursuzlaştırma uygulamaları had safhaya çıktığında 14 Temmuz direnişçileri buna dur demişse, bu 14 Temmuz’da da Kürt halkı AKP Hükümeti’nin çok yönlü onursuzlaştırma saldırılarına dur demek için Amed’e akacaktır. Kürt’ün onur kenti Amed bu 14 Temmuz’da da onurlu duruşunu gösterecektir.
Yöntemler değişmiştir; yoksa AKP’nin uygulamaları 12 Eylül’ün zindanlarda ve Kürdistan’da uyguladıklarından farklı bir zihniyete de, amaca da sahip değildir. Kürt’ün onlarca yıllık direnişi, devletin uygulama değişikliğine gitmesini zorunlu kılmıştır. Bu direniş olmasaydı kaba politikalarını sürdürür, toplumu aldatmaya yönelik hiçbir uygulama değişikliğine bile gitmezlerdi. AKP yeni koşullarda sürdürdüğü Şark Islahat Planı zihniyeti ve 12 Eylül uygulamalarını bazı psikolojik savaş makyajlarıyla örtmeye çalışıyor. Kimi işbirlikçi Kürtleri de bunun için kullanıyor. Ancak Kürtler 14 Temmuz Direnişinde sembolleşen onurlu direniş ve duruşlarıyla AKP’nin bu hile ve oyunlarını yutmayacak kadar bilinçlenmişlerdir. Hiçbir psikolojik savaş yöntemi ve işbirlikçilik Kürtlerin bu onurlu duruşunu ve direnişini engelleyemez.
2012 14 Temmuz’undaki Amed duruşu zindandaki 14 Temmuz gibi özgürlük ve demokrasi mücadelesinde bir dönüm noktası olacaktır. 14 Temmuz 1982 öncesi 12 Eylül faşizmi 5 nolu zindanın PKK’nin sonunu getirdiğini düşünüyordu. Zindanlar şahsında PKK’yi ve Kürt’ün özgürlük umudunu beton duvarlara ve hücrelere gömdüğünü sanıyordu. AKP de bugün yürüttüğü baskı ve zulüm politikasıyla Kürt’ün varlık ve özgürlük mücadelesini İmralı ve KCK uygulamaları şahsında tasfiye edeceğini ve kendisinin yeni siyasi egemenlik ve kültürel soykırım sistemini hakim kılacağını düşünüyor. Dün 14 Temmuz büyük ölüm orucu direnişçileri nasıl ki bu hevesi 12 Eylül generallerinin kursağında bıraktıysa, Kürt halkı da bu 14 Temmuz’da AKP’nin bu hevesin, onun kendini bilmez yardakçıları ve işbirlikçilerinin kursağında bırakacaktır.
Haydi Kürtler onurlu bir halk olduğumuzu gösterip, varlığımızı koruyup özgürlüğümüzü sağlayacağımızı dost düşman herkese gösterelim!