"Dışarıda hareketimize ve halkımıza dönük sistemli baskı politikasının devamı olarak, cezaevinde çeşitli politikalar devreye koyuluyor. Bu temelde dayatmalarda bulunuluyor" ifadelerine yer verilen mektupta, sorunların çözümü noktasında cezaevi idaresinin oyalama taktiğine başvurduğu kaydedildi.

Duyarlılık çağrısı
Sorunların artarak devam ettiği ve onur kırıcı uygulamaların yaşandığı belirtilen mektupta, koğuşlarda tutsak sayısının kapasitesinin 2 katı kadar olduğu, bundan dolayı günlük ihtiyaçlarını bile karşılayamadıkları belirtildi. Zorla elbiselerini soyarak, tutsaklara onur kırıcı ve rencide edici davranışlarda bulunulduğu kaydedilen mektupta, sık aralıklarla görüş yasağı ve iletişim cezası aldıkları, sosyal aktivitelerden men edildikleri, ailelerin kendilerine getirdiği malzemelerin teslim edilmediği, ciddi sağlık sorunları yaşamalarına rağmen keyfi olarak tedavilerinin engellendiği, hastane gidiş gelişlerinde çoğu zaman sözlü ve fiziksel saldırıya uğradıkları ifade edildi.
"Biz siyasi tutsak kadınlar olarak şimdiye kadar bu tarz yaklaşımları kabul etmedik, kabul etmeyeceğiz de" ifadelerine yer verilen mektubun sonunda, tüm kesimlere ve kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapıldı.

İHD: Adalet Bakanlığı sağır sultan rolünü oynuyor

Konuyu gündemde tutacaklarını ve girişimlerde bulunacaklarını belirten İHD Adana Şube Yöneticisi Adnan Öğrü, Türkiye'de bulunan cezaevlerinde kötü muamelenin ve keyfi uygulamaların bitmediğini belirterek, Adalet Bakanlığı'nın sağır sultan rolünü oynadığını ifade etti. Öğrü, "İHD ve tüm sivil toplum kuruluşlarının uzun yıllardır bu keyfi, insanlık dışı uygulamalara karşı yapmış oldukları çağrılara rağmen, bu uygulamalar maalesef devam etmektedir" dedi.


ZEYNEP KURİŞ - DİHA/ADANA