"Monolog” ise bir oyunda kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşmadır. Tek kişinin oynadığı oyundur.
Türk devleti/AKP Hükümeti, aydınları ve onların medyası henüz monolog halinde. Israrla PKK ve Kürt tarafının atması gereken adımlardan, bir an önce gerillanın silahsızlandırılmasından söz ediliyor. Onlara göre her şey konuşulmuş, planlanmış ve kararlaştırılmış: Önce çatışmasızlık, sonra geri çekilme, ardından silahlar gömülecek. Bu süreçler işlerken devletin/AKP Hükümeti’nin yapacağı pek önemli bir şey olmayacak. Çünkü onlar zaten gereken fedakarlığı yapmış, gereken adımları atıyormuş.
İlk önce Türk tarafının devleti, hükümeti, medyası, aydını ve yazarı ile bu ölümcül monolog halinden hızla sıyrılması, en kısa sürede titreyip kendine gelmesi şart. Sözlük de diyor ya: Monolog tek kişinin kendi kendine oynadığı oyun, kendi kendisine yaptığı konuşmaymış. İnsani ve siyasi sağduyusu olan herkes biliyor ki, Kürt halkının son kırk yılda yürüttüğü savaş, esasında Türk egemenliğinin monologuna son verme savaşıdır. PKK hareketi de dilsizleri dillendirme, herkesi kendi sözünü söyleme gücüne kavuşturma hareketi. Yani monolog bozma hareketi…
O halde atılacak ilk adım diyaloga geçmek olmalı. Diyalog da karşılıklı konuşmak anlamına geliyor. Yani karşıdakini dinleyebilme ve anlamaya çalışma inceliği veya zerafeti… Yani tek taraflılıktan, buyurganlıktan, egemenlikten, başkalarının yerine karar verme kabalığından feragat!
21 Mart Newroz günü sürpriz bir değişiklik veya erteleme olmazsa Kürt Halk Önderi Öcalan taraflara "eylemsizlik” çağrısı yapacak. Bu çağrı ile birlikte Kürt halkı da Türk tarafının yaptıklarını ve uygulamalarını takibe alacak. Gelişmelere göre eylemi, direnişi ve serhildanlarıyla "süreç”e müdahale edecek. Yani monologa, aldatmaya, hileye, oyalamaya, ertelemeye asla geçit vermeyecek. Özgürlüğe karar vermiş bu halk hiç susmayacak, hiçbir güç onu sözünü söylemekten alıkoyamayacak.
Kürt halkı Önderliğine, Özgürlük Hareketine, siyasi temsilcilerine inanıyor ve güveniyor. Bu güvenin kaynağı, bedeli misliyle ödenmiş siyasi bir gelenek ve zorluklardan damıtılarak gelen bir tecrübedir. Sesimizin duyulacağını bilseydik eğer, onlara şöyle seslenmek isterdik:
"Tarihimizin en ücra derinliklerinden, haklılığımızdan, acılarımızdan, şehitlerimizin anılarından, analarımızın dualarından beslenen hakikatin sözü, sizlerin ağzından bizi, hepimizi onurla temsil edecektir. Size inanıyoruz ve sizinleyiz. Hakikatimiz herkese konuşsun diye silahlarınız susacaktır. Onurla döğüşen onurla konuşur. Siz sahici adamların, sahici kadınların yüreğinde yalan olmadığını biliyoruz.
Sizin sesiniz artık sadece sizin sesiniz değildir. O ses artık hepimizindir!”
Tüm Kürtlerin, Ermenilerin, Asuri-Süryanilerin ve Ortadoğu halklarının sesidir.
O ses, topraklarından ve tarihlerinden atılanların, köyleri yakılmış sürgünlerin, işkence ve zulüm görmüşlerin, zindanlardaki onbinlerin, yetim ve öksüz çocukların, tecavüze uğramış ve aşağılanmış kadınların, Roboskî’de katledilen 34’lerin, Pozantı’da tecavüze uğrayan Kürt çocukların, emekçilerin, yoksulların ve bizim için, hepimizin özgürlüğü için yaşamını feda etmiş şehitlerimizin sesidir.
"Bu sesi dinleyeceğiz ve bu sese katılacağız.
Özür dilemeyeceğiz, yalvarmayacağız, sadaka istemeyeceğiz!
Tüm halkların ve tüm varlıkların aklında olan ve hakkı olan şeyleri talep edeceğiz!
Biz bize ait olanı isteyeceğiz ve alacağız: Özgürlük, adalet, eşitlik, demokrasi…
Bizim için hiçbir şey, herkes için herşey!”*
İşte Newroz da geldi…
Newroz monologa en büyük reddiye değil mi?
Biz monologa hayır diyeceğiz.
Biz konuşacağız siz de dinlemeyi öğreneceksiniz.
Diyalog böyle başlayacak…
Her gün Newroz olsun, herkesin Newroz'u kutlu olsun!
* EZLN’nin 1994 yılında Meksika hükümeti ile başlatılan diyalog sürecinde yaptığı açıklama.
Onurla dövüşenler onurla konuşacaklar
Diyalog süreci başladı mı? "Diyalog” kelimesi, Yunancadan Türkçeye çevrildiğinde "düşüncenin takip edilmesi” anlamına geliyor. Diyalog iki ya da daha çok kişinin iletişim içinde olması ve karşılıklı konuşmalarıdır.