
Kürdistan ve Türkiye cezaevlerinde politik tutsakların 67. gününe giren açlık grevlerine, sürgünde yaşayan sanatçılardan da destek geliyor. Eyleme ilişkin gazetemize konuşan sanatçılar Hozan Cotkar, Hozan Welat, Hozan Serhat, Hozan Xemdar ve Garip Dost, kazanacak olanın onurlu direniş olduğunu söyledi. Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a da çağrı yapan sanatçılar, bir an önce taleplerin kabul edilmesini, aksi halde yaşanacak ölümlerin altından kalkamayacaklarını dile getirdi.
‘Arkadaşlarımızın yanındayız’
Hozan Cotkar: Açlık grevleri eyleminde çok kritik bir sürece girildi. Her an şahadetler olabilir. AKP hükümetinden bu grevlere, çözüme dair halen herhangi olumlu bir cevap verilmiş değil. Bütün çabalara, barışçıl çağrılarına rağmen cevap verilmiş değil. Bizim umudumuz bu eylemlerin barışçıl bir çözümle son bulması, ölümlerin olmamasıdır. Biz sanatçılar olarak cezaevlerinde açılk grevindeki arkadaşlarımızın eylemlerini canı gönülden destekliyor ve selamlıyoruz.
Hozan Welat: Açlık grevindeki binlerce politik tutsağın üç talebi var. Birincisi Başkan Apo’nun şartlarının iyileştirilmesi ve özgürlüğü, ikincisi, kendi anadillerinde savunma hakkı ve eğitim hakkı. Gelinen aşamada açlık grevleri bizim için çok önemli. Acil olarak bu taleplerin çözüme kavuşması ve arkadaşlarımızın ölümler yaşanmadan bu eylemi bitirmeleridir. Onların talepleri haklı ve meşru taleplerdir. Bizler de onların taleplerini sonuna kadar destekliyor ve savunuyoruz. Buradan halkımıza çağrım, o arkadaşlarımızı yalnız bırakmamalarıdır. Her şeyimizle, eylemimizle, sazımızla, sözümüzle, şarkılarımızla, sloganlarımızla onları sahiplenelim, onların mücadelesine güç katalım. Başkan Apo’yu özgürlüğüne kavuşturalım.
‘Direnişe gölge düşüremeyecekler’
Hozan Serhat: Kürt halkının direnişinin her yerde yükseldiği böylesi önemli bir günde, açlık grevleri ölüm eşiğinde. Eğer ölümler olursa, bundan hepimiz suçluluk duyarız. Dışarıdaki insanlar, direnişleri doğru ve daha güçlü bir şekilde yapabilselerdi, içerideki yoldaşlar, başka bir şekilde direneceklerdi. Direnişi yine onlar başlattı. Maalesef Kürt tarihinde hep böyle oluyor. Zindanlardaki direnişler ve ölümler olduktan sonra direniş yükseliyor. Benim tek umudum bu direnişin ölümsüz bir zaferle sonuçlanması. Ölümlerin olmaması için biz dışarıdakilerin mücadeleyi yükseltmesi gerekiyor.
Hozan Xemdar: Cezaevlerinde kahramanca direnen tüm yoldaşlarımızın eylemini yürekten selamlıyoruz. Halkımız, direnişçilerin bayrağını serhildan başlatarak devralmalıdır. Faşist AKP devleti ve hükümeti her alanda yükselen direniş karşısında ne yapacağını şaşırmış ve azmıştır. Adeta ağızlarından zehir saçılmaktadır. Bu durum daralmanın, sıkışmanın bir göstergesidir. AKP ve Erdoğan, olası ölümlerin altından kalkamayacaktır. Günlerdir alanlarda olan tüm halkımızın, direnişini daha da yükselteceğine olan inancımız tamdır. Direnişimiz bundan sonra daha örgütlü daha planlı bir şekilde devam edecektir. Sistematik olarak gündem değiştirme peşinde olan AKP medyası bu onurlu direnişe gölge düşüremeyecektir. En demokratik eylemlere dahi ahlaksızca, vahşice saldıran AKP zihniyete karşı bizler, Kürt sanatçıları olarak halkımız ve kahramanca direnen yoldaşlarımzın arkasındayız.
‘Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste’
Garip Dost: Bir eski söz şöyle der ‘Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.“ Dünyanın en mazlum halklarından olan Kürt halkı yarım asrı geçkindir en masumane ve yaşamsal hakları için, kanı ve canı pahasına direnmekte ve gencecik çocuklarını kurban vermektedir. Zindanlarda insanlar, açlık grevlerinde ölüm sınırına gelmişler. Bununla beraber halkın seçilmiş iradesi olan milletvekilleri de açlık grevlerine katıldı. Şu an mevcut TC hükümeti olan AKP’nin yönetim kadrosu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘a bir sanatçı olarak sesleniyorum; ‘Bu vahşetin sorumlusu siz ve hükümetinizdir. Aynı zamanda gerek Avrupa, gerekse de tüm dünya ülkelerinin yönetimleri de bu sorumluluğu taşıyorlar. Lütfen üç maymunları oynamaktan vazgeçin.’ Hele hele şu an ölümün eşiğindeki insanlar için, Erdoğan’ın‚ ‘bunların rejime ihtiyacı vardır’ diyerek alay etmesi kabul edilemez ve insani değildir. Sanatçı olarak çağrım şudur: ‘Gerek AKP hükümeti, gerekse tüm dünya hükümetleri bir an önce bu vahşeti durdursun ve mazlum Kürt halkının gasp edilen hakları verilsin. Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan Kürt, Türk ve diğer halklar ortak, eşit, demokratik, adaletli ve çağdaş bir yapı oluşturup, haksızlığa karşı beraber bir irade ve ortak mücadele sergilemelidirler. Yoksa mazlum Kürt halkının ahı gelecekte hepimizi tutacaktır ve bu vebali hepimizindir.
MURAT ALPAVUT/DÜSSELDORF