
ALMANYA:
Heyva Sor a Kurdistanê e.V.
IBAN: DE 49 370 502 99 000 40 10 481
BIC/SWIFT: COKSDE33XXX
İSVİÇRE:
Kurdistan Rote Halbmond Schweiz
IBAN: CH21 0483 5151 5539 0100 0
BIC/SWIFT: CRESCHZZ80A
FRANSA:
Le Croissant Rouge du Kurdistan
IBAN: FR7630066110953000 2028270185
BIC: CMCIFRPP
300’e yakın insanın vahşice katledildiği Cizre’de hala savcılar inceleme yapmadı. Talep olduğunda özel timlerle geliyorlar. Halkın dayanışmayla temin edilen ihtiyaçlarını engellendiği kentte teknik ekiplerin hasar tespiti ve saldırıların yoğun yaşandığın bölgelerde delillerin toplanması engelleniyor.
Şırnak’ın Cizre ilçesinde soykırım saldırılarına verilen gündüz arası sonrası kente inceleme yapan hukukçular, işlenen insanlık suçuna dair “olay yeri incelemesi”nin hala yapılmadığını söyledi. Konuya ilişkin bilgi veren Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) Eşbaşkanı Gülşen Özbek, savcıların olay yeri incelemesi yapmaktan kaçındıklarını belirtti. Tarafsız incelemenin hala yapılmadığını kaydeden Özbek, “Savcılar olay yerine uzman personel yerine özel harekatçı polisler getiriyor” dedi.
Her evde suç unsuru var
Özbek, şunları anlattı: Cizre’nin her evinde her sokağında bir suç unsuruna rastlamak mümkün. Ölen insanlara sadece bir sayı numarası verilmiş. Nerde, nasıl öldü, olay yerinde bir inceleme, uygun otopsi yapıldı mı, cenazeler nasıl alındı? Cevap yok.
Onlarca insanın hayatını kaybettiği bodrumlarda bile bizim çabamızla bir soruşturma girişimi oldu. Savcılar bodrumların olduğu yere girmedi. Bodrumlarda insanlara ait kemik ve parçalar vardı. Savcılar bize ‘siz toplayın bize getirin’ dedi. Bizim talebimizle savcılar geldiğinde bazı deliler bulduk. Atılan topların parçaları, şarapnel parçaları, keskin nişancı malzemeleri ve asker bölüklerine ait evraklar bulduk
BM’ye yazı gönderdik
Cizre de yapılanlar net olarak insanlığa karşı işlenmiş suçu işaret ediyor. Hem ulusal hem uluslararası mevzuata bu durum nettir. Bu soruşturmalar titizlikle yapılmazsa bağımsız heyetler burada yer almazsa buradaki delilleri ortadan kaldırılacak. Minnesota Protokolü kapsamında BM’ye ve insan hakları komisyonu ile çocuk komisyonuna yazı gönderdik henüz cevap alamadık.”
Delillerin toplanması engelleniyor
Birçok kurum Cizre’nin yeniden inşası için kolları sıvarken, teknik inceleme ve hasar tespitinden, yurttaşların dayanışma yardımlarına kadar birçok konu devletin engeline takılıyor.
Hasar tespiti ve teknik destek için Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) üyesi belediyelerin mühendisleri Cizre’de incelemelerini sürdürüyor. Kentteki durumu aktaran GABB çalışanı Erdal Vassak, kentin alt yapısının büyük bir bölümünün yıkıldığını; resmi görevli olarak Cizre’ye gelmelerine rağmen engellerle karşılaştıklarını aktardı.
Vassak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buna karşın çalışmalar yürüterek buradaki olası salgınların önüne geçmeye çalışıyoruz. Kolektif bir çalışmaya ihtiyaç var. Sorunlar, yapısaldır. Cizre Belediyesine merkezi bütçeden sağlanan bütçe kısıtlı olduğu için tek başına altından kalkabileceği bir sorundan bahsetmiyoruz. Odalar, dernekler ve belediyeler ile birlikte gönüllü kişilerin Cizre’de bulunması ve destek olması gerekiyor.”
Tüm eşyalar tahrip edilmiş
Rojava Yardımlaşma Derneği de çalışmalarına engellere rağmen devam ediyor. Devletin Cizre’de insanların tüm yaşam ihtiyaçlarına yönelik bir saldırı gerçekleştirdiğini belirten Dernek üyesi Fidan Kanlıbaş, “Evler yıkılmamış ise bile evlerin içinde kullanılabilecek tüm ihtiyaç malzemeleri bir şekilde yakılmış, tahrip edilmiş ya da kurşunlanmış. Özellikle beyaz eşyalar bütün evlerde kurşunlanmış. Kullanılabilecek tüm malzemeler bir şekilde kullanılamayacak hale getirilmiş” dedi.
Barınma ihtiyacının bir an önce karşılanması gerektiğini belirten Kanlıbaş, şöyle devam etti: “Ancak evler yıkılmış olsa da insanlar bir duvarın dibinde yaşamaya devam ediyor. Cizre’deki direnişin sonucunda hala direnmeye devam ediyor. Cizre’de iğneden ipliğe her şeye ihtiyaç var. Yardımların daha fazla ve daha hızlı bir şekilde ulaştırılması gerekiyor.”
Dayanışma da onurlu olmalı
Halkın yardımlaşma konusunda Cizre direnişindeki gibi onurlu bir dayanışma beklentisinin olduğuna dikkat çeken Kanlıbaş, “Halk onurlu bir duruş sergiliyor. Dolayısıyla böyle onurlu bir duruş karşısında bizim de onurlu bir dayanışma sağlamamız gerekiyor. Halk yardımı direnişe estek olanlardan bekliyor. Bunun dışında başka kurumların yardımlarını özellikle devlet kurumlarının yardımlarını kesinlikle reddeden bir noktada duruyor. Buradaki beklenti tamamen halk dayanışması üzerinden diyebiliriz” diye konuştu.
Afet değil, suç işlendi
Cizre’de sıkıyönetim saldırılarının ardından devletin yıkım çalışmalarının başladığına dikkat çeken İHD Şırnak Şube Başkanı Emirhan Uysal ise “Suç işlenmeden bu yıkım gerçekleşmez. Bu yıkım çalışmalarında da suç delillerini gizlemekten başka bir çaba olduğunu düşünmüyoruz. Silopi’de ve Cizre’de yaşanan bir afet değil, suç işlenerek yapılan bir yıkımdır. Yıkımın yanı sıra suçun gizleme çalışmalarının buraya inceleme yapmaya gelen heyetlerin gözlem altında tutulması ile halen sürdüğünü görebiliyoruz. Engelleme çalışmalarının yanı sıra gözlem altında tutma çalışmaları delilleri karartmaya yönelik çalışmalardır” şeklinde konuştu.
Devlet amacına ulaşır
Uluslararası yargı organlarının da çalışmalarının, yerel heyetlerin çalışmaları sonucunda çıkacak somut verilere bağlı olduğuna dikkat çeken Uysal, “Dolayısıyla heyetlerin çalışması engellenirse uluslararası kurumlar da müdahalede bulunamaz. Türkiye yaşanan zararları ‘terörle mücadeleden’ kaynaklı göstermeye çalışıyor. Eğer ki buradaki heyetler bu delilleri tespit edemezsek delilleri örtme amaçlarına ulaşabilecekler” dedi.
ŞIRNAK
Cizreliler farkında
Devletin hayata geçirmek istediği göç ettirme politikasının bilincinde olduklarını kaydeden Cizreliler, maruz kaldıkları vahşete rağmen topraklarında Kürt olarak yaşamakta kararlı.
Yüzlerce kişinin diri diri yakılmasının ardından Cizre’yi terk etmeyi kendileri için ‘onursuzluk’ gören halk, ANF’den Ferhad Arslan’a konuştu.
Hanım Turgut: Cizre’de bu devletin yaptığını ancak mezarımda ilkbahar otu yeşerirse yakılmış çocuklarımızın kemiklerini unutabilirim. Kim o bodrumdaki yakılmış genç bedenleri unutabilir. Diri diri yakılan canlarımızın ardından çadırda bile yaşasak çok görmeyiz. Kutsal şehitlerimizin kanına ihanet edeceğimizi hiç kimse düşünmesin, Cizre’de oluk oluk kanı akıtılan yiğitlerimize ihanet etmeyeceğiz. Bize o onursuzluğu dayatıyorlar ama Cizre’de Kürt olarak kalacağız, Kürt olarak da ölmeyi bileceğiz.
Bahoz Aksu: Davutoğlu, ‘Cizre’ye huzur getireceğiz’ diyordu. Evimizin saati 12.30’da durmuş. İşte o an evimize düşen top mermileri ile huzur gelmiş. Biz de bunlara kardeş demişiz. Bir yaşındaki çocuğumun beşiğine top mermisi isabet etmiş, demek ki evde kalsaydık bebeğimiz top mermisi ile öldürülecekti.
Sultan Toptak: Mehmet Tunç ve arkadaşlarının anısı ve Botan yiğitliği hatırına Cizre’yi terk etmeyeceğiz. Şimdi komşumuzda kalıyoruz, gerekirse gider o evin molozları arasında yaşarız ama Cizre’den asla vazgeçmeyiz. Bakın çocuklarımızı diri diri yaktılar ve halkın büyük bir bölümü Cizre’ye geri dönmüş. Evi yıkılan insanlar bile bu kentten vazgeçmiyorsa bizi kovmaya çalışanlar kaybetmiştir. Bizi öldürmekle bitiremezler, evimizi yakıp yıkarak da Kürtlüğümüzü yok edemezler. Geri adım atma ihanettir.
Rohat’ın annesi o bodrumda
Birinci vahşet bodrumunda katledilen gazeteci Rohat Aktaş’ın ailesi, çocuklarının yaşamını yitirdiği yeri ziyaret etti. Anne Meliha Aktaş, baba Ferita Aktaş ve amcası eski HDP Van Milletvekili Kemal Aktaş, Cizre Belediyesi’ni ziyaret ettikten sonra Bostancı Sokak 23 Numaralı evin önüne geldi. Vahşet bodrumuna başı dik giren aile üyeleri, vahşetin izlerine baktı. Anne Meliha Aktaş yanan duvarlara tek tek dokunarak, “Burada aslanlar son nefeslerini verdi” dedi. Gazetecilere dönüp oğlum da sizin gibi halkının sesini duyurmaya çalışıyordu diyen anne Aktaş, “oğlumu katlettiler ama arkadaşları onun mirasını devralıyor” dedi. Bodrumun kapısında uzun süre bekleyen anne Aktaş Ailesi, başlarının dik olduğunu söyleyerek mahalledeki ziyaretlerini sürdürdü.
İslamcı-Türkçü barbarlık
Maraş Büyükşehir, Dulkadiroğlu ve Onikişubat belediyeleri, Cizre’de soykırım saldırıları sürerken Türk devlet güçlerine gönderdikleri kumanyaların içine koydukları notlarla katliama ve katliamcılara methiyeler dizdi. Maraş’tan gönderilen kumanyalar içinden çıkan notlarda soykırım saldırılarına direnen Cizre halkı, ‘Ebu Cehil Ordusu’ olarak gösterilirken, Cizre’de her türlü vahşeti uygulayan devlet güçleri için de ‘Muhammed-i Ordu’ ifadesi kullanıldı. Üç belediyenin imzasının bulunduğu not şöyle: “Kahraman Ecdadın Torunlarından, Ebu Cehil Ordularının Kalplerine Muhammed-i korkular Salan BUGÜNÜN KAHRAMANLARINA Selam ve Dua ile.”
Haber nöbetçileri Cizre’de
Kürdistan’da görev yapan meslektaşları ile dayanışmagösteren Haber Nöbeti’nin 6. grubu Cizre’ye geldi. Özgür Gazeteciler Cemiyeti (ÖGC) Eşbaşkanı Hakkı Boltan ile birlikte yüzlerce insanın katledildiği vahşet bodrumlarını dolaşan gazeteciler Mürüvet Küçük, Ümit Kıvanç, İslam Özkan, Rehyan Tuvi, Eyüp Tatlı ve Almanya’dan Hermann Rayner, daha sonra Cudi ve Sur mahallelerinde evleri harabeye çevrilen yurttaşlardan yaşananları dinledi.