Suriye’ye askeri müdahale çağrısı yapan tek ülke olan Türkiye, dış politikasını Kürt karşıtlığı üzerinde oluşturuyor. Sınırötesi operasyonu için ABD’nin ‘olurunu’ almak için Şam yönetimine tavır alan Türkiye, diğer yanda da olası bir yönetim değişikliğinde Kürtlerin herhangi bir hak elde etmesini önlemek istiyor.
‘Komşularla sıfır sorun politika’ palavrasını yıllardır dillendiren Türkiye, şimdi komşusu Suriye’ye yönelik savaş çağrıları yapıyor. Birkaç ay öncesine kadar Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ‘kardeşim’ diye hitap ediyordu. Yine Türkiye ile Suriye arasında ortak bakanlar kurulu toplantıları yapılıyordu. Karşılıklı sınırlar açılmıştı. Ancak ‘Arap Baharı’nın başlamasıyla hava tersine döndü. Arap ülkelerini yıllarca baskıyla yöneten diktatörlerin birer birer yıkılması ve ‘Arap Baharı’nın Kürtlerin yaşadığı Suriye’nin kapısına dayanmasıyla Türkiye- Şam yönetimi kardeşliği de sona erdi. Zira, Suriye’de rejimin değişmesiyle yıllardır kimliksiz ve her haktan yoksun olarak yaşayan Kürtlerin meşru haklarını elde ihtimali Türkiye’ye korku saldı.
Suriye’de değişim isteyen ABD, Esad’ın gitmesini istiyordu ancak bunu açıktan yapmak yerine bölgedeki işbirlikçilerini devreye koydu. Bu işbirlikçilerin başında da Türkiye vardı. Türkiye, ‘kardeşim’ dediği Esad’a birden sırt döndü ve Suriye’de yanan ateşi daha da büyüttü. Önce muhaliflere kucak açan Türkiye, batı medyasında çıkan haberlere göre muhaliflere askeri eğitim verdi ve silahlandırdı. Son günlerde Suriye’de iç savaşın ayak seslerin duyulmasında Türkiye’nin parmağı olduğu belirtiliyor batı medyasında. Türkiye son olarak Suriye’ye askeri müdahalede bulunulmasını açıkladı. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Şu anda da, sadece Türkiye’nin değil, birçok ülkenin ve Arap Ligi başta olmak üzere birçok kuruluşun uyarılarına rağmen, Suriye’de maalesef kan akmaya devam ediyor. Suriye, enerji kaynakları konusunda yeterince zengin olmadığı için dünyada yeterince izlenmiyor, Libya kadar yankı uyandırmıyor olabilir” dedi ve ‘kardeşi’ Esad’ın sonu Kaddafi’ye benzemesini istediğini açıkladı.

Kürt korkusu
Türkiye’nin bir kaç ay içerisinde Suriye’ye yönetimine tavır değiştirmesi batı medyasının dikkatini çekiyor. İngiliz Guardian gazetesinde Jonathan Steele imzalı çıkan bir yazıda, “Esad karşıtı kanatta kalan Ankara’nın bu tavır değişikliğinde Washington’un baskısının ve Kuzey Irak’taki PKK kamplarına düzenlenen sınırötesi operasyonlara göz yummasının payı olabileceğini” belirtildi.
Türkiye’nin bir diğer hesabı ise Güneybatı Kürdistan’daki Kürtlerin doğal haklarına kavuşmaması. ABD’nin olası bir rejim değişikliğinde Türkiye’ye bu konuda güvence verdiği belirtiliyor. Yine Türkiye, kanatları altına aldığı dışa bağımlı muhalifler de olası rejim değişikliğinde Kürtlere yer vermeyeceği konusunda Ankara yönetimine güvence verdi. Muhalifler bu güvence karşılığında da Türkiye’nin aktif desteğini ve Suriye’ye askeri müdahale istiyor.

Şam gözlemcileri kabul etti
Ancak Türkiye’nin ‘askeri müdahale’ hesabı Şam’dan dönebilir. Zira Şam yönetimi Arap Birliği’nin sivil çözümün bir parçası olan ‘Suriye’ye gözlemci gönderilmesi’ni prensipte kabul ettiğini açıkladı. Suriyeli kaynak, BBC’ye yaptığı açıklamada Suriye’nin Arap Birliği gözlemcilerini birkaç değişiklik yapılmasının ardından kabul edeceğini söyledi. Kaynak, bu değişikliklerin ülkesinin “egemenlik ve onuruyla ilgili” olduğunu belirtti ve “Hile yok, görevlerini engellemek istemiyoruz. Şimdi top Arap Birliği’nde” diye konuştu. Söz konusu kaynak, “Suriye’nin Suudi Arabistan’ın amaçlarından şüphelendiğini, ancak bu diplomatik oyunu oynamaya hazır olduklarını” da belirtti. 22 üyeli birlik akan kanın durmasına yardımcı olmak üzere Suriye’ye yüzlerce gözlemci göndermeyi teklif etmişti.

Ancak herşeye bu gelişmeye rağmen ülkede taraflar şiddeti körüklemeye devam ediyor. Her Cuma günü olduğu gibi dün de sokağa çıkan rejim karşıtları şiddetle bastırıldı. Türkiye’yi Suriye’ye müdahale etmeye çağrına Müslüman Kardeşler’in yan kolu olan Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü, dün Şam, Deraa ve Hama’da yapılan gösterilerde 10 rejim karşıtının öldürüldüğünü duyurdu. Silahlı muhalifler ise Deraa’da 3, Hama’da da 3 devlet gücünün öldürdüklerini duyurdu. İnsan Hakları İzleme Örgütü ise, bu ölümler hakkında hiçbir açıklama yapmaması ve muhaliflerin şiddetini görmezden gelmesi dikkat çekti.

ŞAM




Savaş ittifakı kuruldu


Ankara’ya ziyarette bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppé, Suriye rejimi için “artık çok geç” olduğunu söylerken, rejime karşı “yaptırımları ağırlaştırmanın zamanının geldiğini” ifade etti.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır ile yaptığı görüşmenin ardından açıklamada bulunan Alain Juppé, “Rejimin bir reform programına angaje olmak istemediğini ve şimdi çok geç olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Fransız Dışişleri Bakanı, Suriye krizi konusunda Türkiye ile Fransa’nın yaklaşımlarının birbirine yakın olduğunu belirterek, birlikte çalışacaklarını ifade etti.
Türkiye’nin Suriye sınırında bir tampon bölge oluşturma niyeti konusunda ise için Juppé şöyle dedi: “Buna Türkiye’nin karar vermesi gerekiyor. Uluslararası bir eylem çerçevesinde bunun yapılması gerektiğini düşünüyoruz.” Juppé, bağlayıcı tedbirler alma yetkisinin sadece BM Güvenlik Konseyi’nde olduğunu sözlerine ekledi.
İki günlük ziyaret için dün İstanbul’a gelen Juppé, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile de görüştü. Dün bir kez daha Davutoğlu ile görüşme gerçekleşti. Fransız bakan Türkiye ziyareti ardından başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Ortadoğu turuna çıkacak.
“(BM) Güvenlik Konseyi’nin şu ana kadar açıklama yapmaması normal değil” diyen Alain Juppé, baskının devam etmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Rejimin reform çağrılarını dikkate almadığını savunan Alain Juppé, “Yaptırımları arttırmak için çabalarımızı birleştirmenin zamanının geldiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

‘Tedbirler alınmalı’
Juppé, Çin ve Rusya’yı ima ederek, “Bugün bir karar alınmasını engelleyenlerin realitenin bilincine varacağını umuyorum” dedi ve BM Güvenlik Konseyi’nin de bu konuda kendisini ifade etmesini istedi. Fransız bakan, bu organizasyondan halen bir açıklama gelmemesinin “kabul edilemez” olduğunu söyledi.
Olası bir iç savaşın felaket olacağını belirten Fransız bakan, Suriye muhalefetini de silahlı ayaklanmaya başvurmaktan kaçınmaya çağırdı. Fransa’nın Suriye’ye tek taraflı bir müdahaleye karşı olduğunu belirten bakan, böyle bir müdahalenin ancak BM Güvenlik Konseyi’nin yetkisi çerçevesinde olabileceğini sözlerine ekledi.
Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ise şöyle dedi: “Hiç kimse dünyanın gözü önünde orduyla şehirlere giyip halka silahları yöneltemez. Artık herşey dünyanın gözü önünde oluyor. Saldırılar devam ederse özellikle ekonomik başta olmak üzere bir takım tedbirlerin alınması gerekir ki bu katliama son verelim.”


 ANF/ANKARA