Orban’la birlikte kaybedenler

Forum Haberleri —

Erdoğan ve Orban/foto:AFP

Erdoğan ve Orban/foto:AFP

  • ABD ile Rusya, Erdoğan’ın yakın dostu Orban konusunda hemfikirdi. 12 Nisan seçimlerinde ABD ve Rusya da Orban ile birlikte kaybetti. Erdoğan da AB'deki büyük destekçisinden oldu.

HEVAL TAHA

Baştan söylemeliyim ki Macaristan’a ilişkin gelişmeleri ben de büyük çoğunluk gibi açık kaynaklar(gazete/tv) üzerinden takip ediyorum. Geçtiğimiz Pazar günü yapılan Macaristan seçimlerini de bu yollardan takip ettim. Macaristan’ın muadili ülkeler arasında dikkat çeken yanı ise son 16 yıldır iktidarda olan Viktor Orban ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki derin benzerliklerden kaynaklanıyor.

Macaristan’da 12 Nisan Pazar günü yapılan seçimlerde Orban’ın Fidesz Partisi’nin 16 yıllık iktidarı sona erdi. Seçimi 2024’te Fidesz’den ayrılarak Tisza Partisi’ni kuran Peter Magyar kazandı. Böylelikle Avrupa Birliği (AB) içerisinde AKP iktidarına en yakın lider olarak bilinen Orban iktidarı kaybetti.

Orban’ın, Erdoğan ile kişisel bir yakınlığı olduğu biliniyor. Aralarındaki “dostane” ilişkinin sınırlarını kestirmek zor, ancak iktidar etme biçimi olarak birbirlerine çok yakın oldukları açık. Seçim yoluyla ele geçirdikleri (kazandıkları demiyorum zira iktidarı yürütme biçimleri bir ele geçirmişlik edası içindeydi) iktidarı otoriter bir acımasızlıkla kullandılar. İkisi de sermaye yanlısı, özellikle sol muhalefete karşı saldırgan, LGBTİ+lar başta olmak üzere tüm ötekilere düşmanca pratiklere imza attı. İkisi de yargı bağımsızlığını hiçe saydı, anayasa değişikliği yolu ile iktidarlarını pekiştirdi ve iktidarlarına karşı kontrol ve denetim mekanizmalarını dumura uğrattı.

Burada Erdoğan iktidarının özel olarak Kürt düşmanı politikalarının altını ayrıca çizmek gerekir. İttifak ortağı Türk milliyetçisi MHP’nin de gerisine düşen adeta “ümmetçi” ırkçılığı (İslam dünyasının hamiliğine soyunurken Müslüman Kürt’ü katleden) var eden Kürt karşıtı politikalarıyla Erdoğan iktidarı bu bağlamda ayrıca ele alınmalı. Erdoğan, bu yeni “ümmetçi ırkçılık” anlayışıyla uzun zamandır Türk devlet ideolojisinin omurgasını oluşturan Türk-İslam sentezi yerine yeni bir yaklaşımı inşa etmeyi deniyor. Amed'in Sur ilçesini yıkarken, Gazze için diplomasi yürütüyor.

Gelelim Orban’ın iktidarı kaybetmesinin ne anlama geldiğine/gelebileceğine. İktidarda olduğu 16 yıl boyunca sistematik olarak AB’nin demokrasi ölçülerini hiçe sayarak tek partili otoriter rejim inşa etmeye çalışan Orban, dış politikada da NATO ve AB karşıtı politikalara imza attı. Başbakanlığının ilk yıllarında AB fonlarından ciddi destek gören Orban, iktidarını tahkim ettiğine inandıktan sonra birçok AB kararını ihlal ederek görülmemiş yaptırımlara maruz kaldı. Orban iktidarının AB ilişkileri öyle bir noktaya geldi ki Washington Post gazetesinde yayınlanan bir habere göre; Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó’nun Brüksel'deki AB toplantıları sırasında Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile rutin temas halinde olduğu ve toplantı aralarında Rus bakana bilgi aktardığı öne sürüldü. AB üye devletlerinin 'dürüst iş birliği' ilkesine bağlı olması ve kapalı kapılar ardındaki toplantı içeriklerinin gizli tutulması kuralı nedeniyle bu iddialar Brüksel'de infiale yol açtı.

Orban’ın Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi ile başlayan savaşta da AB’nin Rusya karşıtı politikalarına uymadığı biliniyor. Orban, bu savaşta NATO’nun Rusya karşıtı girişimlerini de engellemek için ciddi bir tavır sergiledi. Gelin görün ki; Rusya ile bu denli yakın ilişki içinde olan Orban’ın bir başka destekçisi de ABD Başkanı Donald Trump oldu. Öyle ki 12 Nisan seçimleri öncesi muhalefetin yükselişi karşısında Orban’a en açık destek Trump’tan geldi. 12 Nisan seçimleri öncesi ABD Başkan Yardımcısı Vance, Macaristan’a giderek Orban’ın seçim kampanyasına katıldı.

Orban’ın bu siyasetinin Macaristan’a maliyeti AB üyesi ülkeler içinde “yüksek enflasyon, düşük yatırım performansı ve AB fonlarına bağımlı” bir ekonomi oldu.

Ukrayna Savaşı başta olmak üzere bir çok konuda karşı karşıya gelen ABD ile Rusya’nın Erdoğan’ın yakın dostu Orban konusunda ortak tavır takınması dikkat çekici. Daha da dikkat çekici olan 12 Nisan seçimlerinde ABD ve Rusya’nın da Orban ile birlikte kaybetmiş olması. Dolayısıyla Erdoğan da AB içindeki en büyük destekçisi Orban ile birlikte kaybetti. Macaristan’da iktidara gelen Tisza Partisi lideri Peter Magyar, seçim sonrası yaptığı ilk açıklamasında AB ile ilişkileri düzelteceğini açıklayarak bu yenilgiyi tescilledi.

Gelelim Erdoğan liderliğindeki AKP iktidarına. İslam dünyasının “hamisi” Erdoğan, İsrail-HAMAS savaşı başladığında İsrail karşıtı açıklamalarıyla dikkat çekti. Kısa bir süre sonra gazeteci Metin Cihan kişisel çabaları ile (yine açık kaynaklar üzerinden) Erdoğan iktidarının İsrail ile ticaretini hunharca sürdürdüğünü belgeledi. Cihan, ortaya koyduğu belgelerde Erdoğan ailesine yakınlığı ile nam salmış bazı şirketlerin İsrail’le ciddi ticari ilişki içinde olduğunu kanıtladı. Cihan’ın bahse konu hiçbir haberi yalanlanamadı.

NATO üyesi olmasına karşın Rusya’dan S400 hava savunma sistemi alarak NATO güvenlik şemsiyesi dışında tercih yapan Erdoğan iktidarı, bu nedenle ABD ile ortak olduğu F-35 savaş uçağı projesinden çıkarıldı. Bu askeri-diplomatik “manevranın” Türk devletine maliyeti, S400’lere harcanan 2,5 milyar dolar. S400 alımı üzerine F-35 projesinden çıkarılmanın maliyeti ise 27 milyar dolar olarak halkların cebinden çalındı.

Gelin görün ki ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olarak 28 Şubat 2026 tarihli saldırısı birinci ayını doldurmadan 17 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 11068 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ABD’nin de aralarında bulunduğu yabancı ülkelere ait askeri mühimmatın Türkiye üzerinden transit geçişi ve kara yoluyla nakliyesine ilişkin yeni bir düzenleme yürürlüğe girdi.

Orban’ın ikili “manevraları” ile ne kadar çok benzerlik var değil mi?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.