
* Kuzey Kürdistan ile diğer parçalar arasındaki sınırlara yapılan askeri tahkimatı gururla anlatan Türk Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, ‘güvenlik konsepti’nin gereklerini izah etti. Özel, PYD’nin de meşruiyetini tehdit olarak tanımladı. Genelkurmay, aylar sonra askeri operasyon duyurusu da yaptı.
* Türk Genelkurmayı’na tepki gösteren İmralı Heyeti Üyesi İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “TSK, iktidar bloğu arasındaki çatışmayı Kürtlere ihraç ederek bundan kurtulacağını düşünüyor” dedi. Mardin’deki operasyonla ise çatışmasızlığın açıkça ihlal edildiğini belirtti.
‘Çözüm süreci’nde hükümetten somut adım beklenen kritik bir süreçte Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Türk Genelkurmay Başkanı Necdet Özel de devreye girdi.
Türk Genelkurmayı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Newroz mesajında yer alan “Eşme ruhunu selamlıyorum” açıklamasından duyduğu rahatsızlığı 23 Mart’ta yaptığı açıklamayla duyurmuş; Öcalan’ı ‘teröristbaşı‘, PKK’yi ‘terör örgütü’ olmakla itham etmiş, Süleyman Şah Türbesi’nin taşınması için Eşme’deki TSK ile PYD işbirliğinin yalan olduğunu iddia etmişti. Hemen ardından TSK, 2013 yılından beri süren filli eylemsiz sürecini bozacak tarzda, 24 Mart’ta Mardin’de gerillalara yönelik operasyon düzenledi. Operasyon için Valilik’ten izin alındığı Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinden duyuruldu.
DAİŞ’ten değil PKK’den rahatsız
Türk Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Kürt meselesine ilişkin açıklamalarına Savunma ve Havacılık Dergisi’ne verdiği röportajla devam etti. Özel, PKK’yi ‘terör örgütü’ olarak tanımlaya devam ederken, bölgedeki etkinliğinden duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi. Bölgedeki savaş riskine dikkat çeken Özel, “Ekonomik çıkarlarda yaşanacak çatışmalar, kutuplaşmalar ve azalan kaynaklar için sürdürülen mücadeleler değerlendirildiğinde, bulunduğumuz coğrafyada konvansiyonel bir harbin yaşanma riskinin henüz ortadan kalktığını söylemek yanlış olacaktır” dedi. Bölgesel gelişmelerin “Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerindeki gelişmeler, iyimser öngörülürde bulunmasını güçleştirmektedir” diyen Özel, şöyle konuştu: “Irak ve Suriye’de yaratılan ortam DEAŞ’ın giderek güçlenmesine, bütün dünyadan birçok radikal savaşçının bölgeye akmasına ve PYD/PKK’nın terör örgütü kimliğinden ziyade DEAŞ ile savaşan meşru bir güç olarak bölgede görülmesine yol açmaktadır. Bölücü terör örgütü, Irak ve Suriye’de yaşanan gelişmeler doğrultusunda elde ettiği kazanımları artırmaya çalışırken aynı zamanda kendisini ve diğer ülkelerdeki uzantılarını masum göstererek farklı bir algı oluşturmaya çalışmaktadır.”
Kürdistan sınırlarına tahkimat
Türkiye’nin ‘sınır güvenliği’ için aldığı önlemleri de anlatan Özel, birliklere silah, araç ve malzeme yönünden takviye yapıldığı; hudut tugay komutanlıkları organik kuruluşlarında bulunan birlikler haricinde komando taburları ve motorlu piyade taburlarıyla güçlendirildiğini söyledi. Kürt tarafından askeri sevkiyat ve yatırımla ilgili uyarıları karşısında her defasında yeni bir durumun olmadığını, karakolların onarıldığını hatta bazılarının kapıtıldığını savunan AKP’yi yalanlan Genelkurmay Başkanı Özel’in verdiği bilgilere göre yapılanlar şöyle:
2014 yılı içerisinde hudut sorumluluğu olan birlikler Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç (TTZA), Kirpi Mayına Karşı Korumalı Araç (MKKA) ve TOMA araçları ile takviye edildi.
Güney Kürdistan sınırında 2013 ve 2014 yıllarında iki adet hudut özel harekât komando taburu teşkil edildi. 2015 yılı içerisinde bir hudut özel harekât komando taburu kurulması çalışmaları devam ediyor. Batı Kürdistan (Rojava) sınırı için 2014’te bir hudut taburu teşkil edildi.
Güney ve Batı Kürdistan sınırları için hudut birliklerinin personel destekleme oranları artırıldı.
Kanun değişikliği istiyor
Hudut güvenliğine ilişkin görev etkinliğini artırmak maksadıyla, Hudut Güvenlik Bölgesi oluşturulmasına yönelik kanun değişiklik teklifi çalışmaları devam ediyor.
“Modüler Geçici Üs Bölgesi (MGÜB)” kurulması ve “Mobil Keşif Gözetleme Sistemi’nin (MKGS)” yaygınlaştırılması kapsamında 20 adet üs bölgesine yönelik faaliyetler tamamlandı. Bu kapsamda 10 üs bölgesine MGÜB kurulumu tamamlandı, toplam 18 üs bölgesine 36 adet MKGS tahsis edildi. Önümüzdeki dönemde 8 üs bölgesine MGÜB kurulması; 6 üs bölgesine MGÜB ve MKGS tesis edilmesi konusunda proje çalışmaları devam ediyor.
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) ile yapılan protokoller kapsamında toplam 120 tesis inşaatı planlandı. Bu tesislerden 56 adedi tamamlandı, 30 adedinin yapım faaliyeti devam ediyor. 34 adedi için ise projelendirme ve ihale çalışmaları yapılıyor.
Duvar, beton, kafes, hendek…
Batı Kürdistan sınırında 2013-2014 yılları içerisinde 3 bin 386 m duvar inşası, 3 bin 360 m beton taşınabilir duvar, 86 bin 722 m kafes tel, 321 bin 623 m hendek, 49 bin 141 m toprak set, 711 bin 515 m yol ıslahı ve 250 bin m aydınlatma yapıldı.
Sınır Güvenlik Teşkilatı Başkanlığı kurulması ve sınıra ilişkin görevi bulunan kurumlar arasında iş birliğinin sağlanması hususlarında çalışmalar devam ediyor.
İktidarın kurtuluş yolu
İmralı Heyeti üyeleri, Kürt sorunu üzerinden yeniden siyasete müdahale etme girişiminde bulunan Genelkurmay Başkanı Özel’e sert tepki gösterdi. DİHA’ya konuşan heyet üyesi Sırrı Süreyya Önder, PKK’yi ‘terörist’ olarak tanımlayan Özel’e “Genelkurmay, Ortadoğu halklarına katliam getiren güçleri terörist olarak nitelese, ülkesi için daha hayırlı bir iş görmüş olur” dedi. TSK’nin şimdiye kadar maruz kaldığı uygulamalara dikkat çeken Önder şöyle konuştu: “Bu ordunun başına çuval geçirildi. Genelkurmay, bu çuval geçirenlere karşı terbiyeden ölecek kadar nazik davrandı. Bu ordunun onlarca generali, kapı kilitleme usulü ile ‘tutun kapıları’ dediler ve hepsini içeri attılar, yine Genelkurmay terbiyesinden çıt çıkarmadı. Genelkurmay Başkanı’nı terörist olarak tutukladıklarında ‘herhalde öyledir zaar’ diye düşünmüş olacak ki, yüzünü hep başka taraflara çevirdi. Şu an egemen iktidar bloğunda derin bir çatışma var. Her zaman olduğu gibi, bu çatışmayı Kürtlere ihraç ederek, kurtulacaklarını düşünüyor olmalılar.”
Ateşkesin ağır ihlalidir
TSK’nın Mardin’de operasyon gerçekleştirmesi ve bunu resmi internet sitesinden duyurmasına da tepki gösteren Önder, “Mardin’de valinin onayı yani hükümetin de oluruyla başlatılan operasyon ateşkes koşullarının ağır bir ihlalidir” dedi.
Dışişlerine havale ediyorum
Önder, TSK ve hükümetin Süleyman Şah konusunda yapılan anlaşmayı reddetmesini ise şu sözlerle eleştirdi: “Eşme ve Süleyman Şah operasyonu konusundaki reddiyelerini Dışişleri Bakanlığı’na havale ediyorum. Dışişleri Bakanlığı olayın bütün sefahatinde bu işbirliğinde devrededir. Artık sıkıntıyı ve iç çatışmaları Kürt’e ihraç ederek kurtulma dönemi bitmiştir. Bir an önce herkesin ve bütün kurumların demokrasi ayarlarına geri dönmesinde sonsuz fayda vardır.”
Operasyon sürece müdahaledir
HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da TSK’nın bir süre siyasete müdahale etmekten imtina ettiğini hatırlatarak, “Fakat bugünkü konjonktürde TSK’nın yeniden devreye girdiğini görüyoruz. Son Newroz mektubunda ‘Eşme ruhu’ ile ilgili değerlendirmeden sonra TSK’nın yaptığı açıklama, etkin ve yetkin bir şekilde siyasete müdahale ettiği anlamına geliyor” dedi. AKP’nin askerin siyasete müdahalesine yönelik sessizliğini de eleştiren Buldan, “TSK’nın elini siyasetten çekmesi gerekiyor” diye konuştu. Buldan, Mardin’de yapılan operasyonu da şöyle eleştirdi: “Bu doğrudan sürece yönelik bir müdahaledir.”
ANKARA
Hükümet Erdoğan’a biatı tekrarladı: Süreç Erdoğan’ın pozisyona bağlı
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müdahalesi karşısında yalpalayan Türk Hükümeti, dün Başbakan Yardımcısı aracılığıyla Erdoğan’a biatını tekrarlayarak, Kürt tarafından yüklendi. Hükümetin ‘çözüm süreci’nden sorumlu ismi Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Cumhurbaşkanının süreçle ilgili açıklamaları talimattır” dedi.
Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, İzleme Heyeti ve Dolmabahçe Deklarasyonu’na karşı olduğunu açıklamış, “Kürt sorunu yoktur”, “Terör örgütü silah bıraksın”, “birilerine meşruiyet sağlanamaz” demişti. Yalçın Akdoğan, Başbakanlık Merkez Binada basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlarken HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve KCK’yi hedef aldı. Akdoğan, “Sayın Demirtaş’ın ve Kandil’in geçen hafta yapmış olduğu açıklamalar sürecin ruhuna uymuyor. Gelinen aşamanın hassasiyetlerine uygun düşmemiştir, adeta süreci zehirlemiştir, iklimi bozmuştur” suçlamasında bulundu. İzleme Kurulu ve Dolmabahçe Deklarasyonu’na karşı olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “sürecin mimarı“ olarak tanımlayan Akdoğan, “Cumhurbaşkanımız bu sürecin mimarıdır ve ona savaş açan bir yaklaşım kabul edilemez. Bu sürece de bir fayda sağlamaz, öncelikle bunun bilinmesi gerekir. Sayın Erdoğan’ı kimse ‘çözüm süreci’ne karşı gibi bir konuma da indirgeyemez” dedi. “Süreçte bir bilgilendirme eksikliği varsa bu bize aittir ve bunu telafi ederiz” diyen Akdoğan, şöyle devam etti: “Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda sözleri bizim için talimattır. Sayın Erdoğan herhangi biri değildir. Sayın Cumhurbaşkanımız hem AK Parti’nin Kurucu Genel Başkanıdır, hem de bu siyasi hareketin lideridir. Onun pozisyonu, süreç açısından hayati önemdedir.”
ANKARA