
Direnişleriyle dünyanın gündemine oturan Rojavalı kadınlar, kurdukları sistemle de kadın özgürlük çizgisini hayata geçiriyor. Öz savunma alanında kendi öz gücü ve öz bilinci ile DAİŞ’e karşı önemli bir mücadele veren Rojavalı kadınlar, öte yandan ise erkek şiddetine karşı kadının bilinçlenmesi, eğitimi ve özgürlüğü için önemli adımlar atıyor. Rojavalı kadınların şu andaki sosyal, siyasal, askeri ve ekonomik alandaki konumu ve karşılaştığı sorunlara ilişkin Rojava Kanton Yönetimi Avrupa Sözcüsü Sinem Mihemmed ile görüştük.
Rojava'daki kadının gerek toplumda, ev yaşamında gerekse de savaş cephesinde şu anki konumu nedir?
Devrimin başlangıcından bu yana kadınlar en büyük rolü oynadı. Dünyada kadınları bir araya getirmede zorlanan hatta buna imkansız diyen örgütlenmelere, Rojavalı kadınlar net bir cevap verdi. Biz kendimizi örgütlemeyi başardık.
Elbette yapılması gereken temel şeyler önümüzde acil bir görev olarak duruyor. Kadın hakları ve eşitlik uğruna adım attığımız eşbaşkanlık sistemi ile kadın ve erkek eşit seviyede yer aldı. Bu, gerçek demokrasinin temel şartıdır. Toplumun kadın haklarının farkında olması çok önemli; nitekim Rojava’da bunlar gerçekleşiyor.
Kadınlar hayatın birçok alanında kendilerini organize etmeye başladı. Kadınımız artık şu bilinç ve kararlılığa ulaşmıştır; artık kadının, bir erkeğin gelip kendisini korumasını beklemesinin anlamı ve gereği yoktur. Koruma, kadının da öz savunma temelinde savaşın en ön saflarında yerini almasıdır. Nitekim kadın kendisini koruyor ve savunuyor. Örneğin Şengal dramına bakalım. Oradaki kadınlarımız kendilerini savunamadılar ve erkeklerin gelip kendilerini savunmasını beklediler. Erkekler; özellikle Peşmerge ne yaptı? Kadınlarımızı ölüme terk etti. Bugün bu kadınlar DAİŞ pazarlarında köle olarak satılıyor. Bunun temel sebeplerden biri erkeğin kaçıp kadını savunmasız ve yalnız bırakmasıdır.
Kürt kadınlar, kendilerini ve Rojava halkını savunduğu için DAİŞ bile korkar hale geldi. Çünkü Rojava kadınının direngen ve savunmasının güçlü olduğunu biliyor. Kendisini öz gücü ile özgürleştirmeyi esas aldı.
Peki kadınların öz güven kazanmasını nasıl sağlıyorsunuz?
Bizler bunu başarma temelinde kadın meclisini kurduk. Bu meclisin normlarını bir tüzük temelinde netleştirdik. Kadına ilişkin şart düzeyinde bazı hassasiyetleri vardır. Zorla evliliğin, çocuk yaşta evliliğin, çok eşliliğin yasaklanması gibi. Eğer bir erkek başka bir kadınla evlilik yapmak istiyorsa; önceki evliliğini boşanma ile sonuçlandırması gerekiyor. Boşanan kadını ise aramıza alıp yön veriyoruz. Komün sistemi olan bir yaşama alanı sunup, eğitimlerden geçirip, önüne görevler koyuyoruz.
Hakeza 18 yaş altında yapılan evlilikler de kadın meclislerinin tüzüğünde yer alıyor. Kadınlarımız bu yeni yaşam modelini önemseyip etkin katılıyor ve kendilerini kanıtlıyorlar. Nitekim Kanton Başkanlığı, Ekonomi Komisyonu Başkanlığı gibi karar mekanizmalarında bile yer alıyorlar.
Kadınlar öz güven kazandı. Öz güvenin temeli de öz güçten geçer. Rojava kadını bu güce sahip. Diğer bir önemli faktör ise örgütlülüktür. Örgütlü olmayan bir kadın güçlü olamaz veya en kısa zamanda tıkanır, susar veya susturulur. Örgütlü olmayan bir kadın erkeğin ve toplumun kölesi olarak yaşama riski altındadır. Örgütlü bir kadın kendi haklarını da, hakları için savaşmayı da, yolunu çizmesini de bilir.
Peki eğitim düzeyi ne durumda? Çoğunluk ev kadını mı yoksa iş kadını mı?
Önemli bir kısmı okul eğitimi almış kadınlardan oluşuyor. Aynı bir o kadar da eğitim alamamış olan kadınlar var. Ancak kurduğumuz akademilerde her statüden kadınlar yer alıyor.
Nasıl yani, hiç eğitim görmeyenlerle akademisyen düzeyindeki kadınlar birlikte mi ders görüyor?
Akademilerimizi bir okul veya bir üniversite gibi değerlendirmeyin. Kadın hakları, toplumsal yaşama katılım, öz savunma, toplumsal cinsiyet, örgütlenme gibi konularda dersler veriliyor. Kısaca bir kadını kendisinin ve toplumun sorunlarını çözebileceği düzeye ulaştırıyoruz ki bu çok önemli bir adım. Çünkü Arap kadınların öz güven kazanmaları daha zor, sancılı ve uzun bir süreci kapsıyor. Bu anlamda Kürt kadınlar başta Arap kadınlar olmak üzere diğer kadınlara öncülük ediyor.
Rojavalı Arap kadınlar nasıl bir değişim içerisinde?
Arap kadınlar feodal, şiddet ağırlıklı yaşam sistemi içerisinde. Erkeğin yanında oturmak, onunla konuşmak, öncü pozisyonda rol almak söz konusu bile olamaz. Geçmişten beri Arap halkının beyninde yer etmiş tabuları yıkmak, bir Arap kadını için oldukça zor ve sancılı. Fakat başarı yolları açık. Arap kadınlar, kendileriyle ilişkiye geçildiği ilk dönemlerden itibaren büyük değişimler yaşadı. Akademilerimizde eğitim aldılar. Bu başarılar kadın olarak bizleri gururlandırıyor. Kürt kadınların kendi zincirlerini kırdığı gibi Arap kadınlar da kendi zincirlerini kırdı, o da “Benim haklarım var ve bu haklarımı alacağım, yaşayacağım” diyor. Bugün birçok Arap, Süryani kadın da kantonlar, kentler bazında öncü pozisyonlarda yer alıyor. Kadınlarımız kendi yaşamlarını kendileri inşa ediyor.
Çocuklu kadınlar aktivitelere nasıl katılıyor?
Kadınlar çocuklarıyla birlikte geliyor. Çocuklar yaş kategorilerine göre ayrılıp, ayrı eğitim ve sosyal yaşam programı sunuluyor. Kadınlar geldiklerinde ‘çocuğumu evde, komşuda bıraktım' türünden endişeler yaşamamalı.
Çocuklu kadınlara dönük özel destek çalışmalarımız oluyor. Örneğin kimi 4-5 çocukludur, eşinin şiddetine maruz kalmıştır. Bu durumda kadının ve çocuklarının can güvenliklerini sağlama konusunda titizlik gösteriyoruz. Kimi erkekler bunu hazmeder, kimileri karşı çıkar ama o kadına artık karışamaz. Elbette bizi üzen ölüm ve cinayetler de olmuştur. Fakat yaşanmaması yönünde her gün mücadele veriyoruz.
Bugün kadın meclislerimizin en önemli pozisyonlarında, karar mekanizmasında yer alan kadınlar, eşinin şiddetine maruz kalan kadınlar da olabiliyor.
Yeteneği ve başarma kabiliyeti olan çok sayıda kadınımız var ama bugüne kadar kendilerine hiç imkan tanınmamıştır. Şimdi ise durum farklıdır. Kapılar açıktır.
DAİŞ tarafından esir alınmış, tecavüz ve işkence görmüş kadınlar var. Bu kadınlara yönelik ne gibi çalışmalar yürüttünüz?
DAİŞ’e esir düşen, sonrasında kurtarılan kadınlarımızın psikolojik sorunları ağır. Yaşadıkları vahşeti kimse anlayamaz, hissedemez belki. Bu konuda onlara şefkatimizi ve gücümüzü vermemiz gerekiyor. Onları bu psikolojiden kurtarmak ve adım adım, yavaş ama etkili şekilde topluma geri döndürmektir. DAİŞ'e esir düşüp kurtarılmış pek çok kadın, şu an askeri, sosyal, siyasal her alanda aktif bir şekilde kadın mücadelesi yürütüyor.
Aldığımız duyumlara göre DAİŞ'in elinden kurtarılan kimi kadınlar, aileleri tarafından katlediliyor. Yani aile gidip kadını DAİŞ’ten geri satın alıyor veya sizin gibi örgütler tarafından kurtarılıyor; ancak ailesi katlediyor...
Maalesef bunu yaşadık. Namus adı altında cinayet işleyen ve kendi çocuklarını, eşlerini öldüren erkekler gördük ve bunu büyük bir aciliyetle ele aldık. Özellikle Êzîdî kadınların aileleri, din ve toplumsal kural adı altında katledildi. Buna karşı en etkin çözüm ise dindarların çıkardığı fetva oldu.
Peki Avrupa‘da yaşayan biz kadınlar ne yapabiliriz Rojava konusunda?
Size sığınan kadınlara iyi bakın, onlara sahip çıkın. Duyduğumuz kadarıyla savaştan kaçıp kendi canlarını ve ailelerini kurtaran mültecilere Avrupa ülkeleri tarafından kötü muamele yapılıyor. Kötü şartlar altında yaşadıkları kamplarda travmalarıyla başbaşa bırakılıyorlar. Gelip Rojava’da yardım edemiyorsanız, yanıbaşınızda çaresizlik içinde yaşam mücadelesi veren kadınlarımıza sahip çıkın. Eğer bir kadın yanıbaşım acı yaşıyorsa, benim bir kadın olarak rahat uyumam mümkün değildir. Böyle yaklaşmak lazım. Yapılacak birçok görev var. Her kadın bu görev yığınının bir ucundan tutmalı. Ancak böyle özgür olabiliriz.
NİHAL BAYRAM/RIZA AYDOÐDU / FRANKFURT