SOZDAR DERSİM/AMSTERDAM
Avrupa Kürt Kadın Hareketi Sözcüsü Aliye Yurdan:- Geçen yıl örgütlülüğümüzün elverdiği Almanya, Fransa, İsviçre, Belçika ve İsveç’te çatı örgütleri kurma hedefimizi gerçekleştirdik. Yeni dönemde ‘örgütlülüğü büyütmek ancak eğitim, örgüt ve eylem bütünlüğünü sağlamaktan geçer’ bilinciyle konfederal sistemimizi büyüteceğiz.
- Öcalan’ın özgürlüğünü kendi özgürlüğümüzle özdeşleştirdiğimiz bir yıllık kampanya yürüteceğiz.“Freedom For Öcalan” adıyla yürütülecek kampanya sürecini zengin içeriklerle yönetecek 5 kişilik komite oluşturuyoruz. Miting ve yürüyüşler, sokak kürsüleri ve halk toplantılarıyla duyarlılık yaratacağız.
- Kadın katliamlarını durdurmaya yönelik bir kampanya başlatma kararı aldık. ‘İçimizden Biri Daha Eksilmesin, Jin Jiyan Azadî’ şiarıyla yapılacak olan bu kampanyanın çalışmaları devam ediyor. 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde kampanyayı ilan edeceğiz. Kurultay sonrası TJK-E Sözcüsü Aliye Yurdan’a hareketin yeni dönem planlamalarının detaylarını sorduk.
5’inci kurultay tartışmalarının odağında hangi konular vardı?
İlk gün işgalci ve sömürgeci güçlerin Kürdistan’ın dört parçasına yönelik soykırım saldırıları değerlendirilip buna karşı direnişin yükseltilmesi gereği üzerinde duruldu. Direnişi yükseltmek için de bütün ülkelerde Ulusal Kürt Kadın Platformlarının oluşturulması kararı alındı.
İkinci olarak hareketimizin bileşenlerini oluşturan meclis, komün, komitelerimizin yürüttüğü yıllık çalışmalar temelinde yaşadığımız yapısal, zihinsel ve örgütsel sorunları derinlikli analiz ederek çözümler üretmeye çalıştık.
Ele aldığımız önemli konulardan biri de elbette Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasına yönelik yürüttüğümüz tartışma ve aldığımız kararlar oldu.
Bir diğeri ise son yıllarda Avrupa’da artan kadına yönelik şiddet ve kadın katliamlarıydı. Ataerkil sistemin yürüttüğü politikaların kadınlara etkileri ve buna karşı direniş yöntemleri üzerinde duruldu.
Geçtiğimiz yıl konfederal örgütlenme modelinin hayata geçirilmesine yönelik alınan karar ve planlamaların ne kadarı hayata geçti? Bir bütün olarak geçen yılki örgütlülüğün kritiğini nasıl yaparsınız?
Geçen yıl örgütlülüğümüzün elverdiği ülkelerde çatı örgütlerinin kurulması hedefimiz vardı. Bugün itibariyle bu hedefimizi Almanya, Fransa, İsviçre, Belçika ve İsveç’te gerçekleştirdik. Bu, konfederal sistemin hayat bulması açısından önemliydi.
Bu gelişmeler yanında örgütlülüğün geriye gittiği ya da gelişmediği alanlar da oldu. Bunun sebepleri tartışıldı ve yeni dönemde aşılmasına dönük kararlılık gelişti.
Avrupa’daki kadın potansiyelimizi değerlendirdiğimizde örgütlülüğümüzün devasa boyutlara ulaşması gerektiği bir gerçektir. Ancak farklı sosyal kesimlerden hâlâ ulaşamadığımız kadınlar var. Bu kesimlere ulaşmanın yolu ise onların ihtiyaçlarını karşılayacak yeni meclis, komün, komite ve inisiyatifler oluşturmaktır.
Örgütlenmenin yapıtaşlarının meclisler, komünler, inisiyatifler olduğunu ifade ediyorsunuz? Bu oluşumlar bu yıl ne kadar işlev gördü?
Meclislerin işleyişi, şekillenmesi konularında daha bilinçli, teorik bir gelişme var. Bazı bölgelerde yeni meclis ve komünler kuruldu. Meclis üye ve çalışanlarımız bir yıl boyunca Kürdistan’da yaşanan savaşa karşı birçok eylem ve etkinlik geliştirdiler, seçim süreçlerinde de aktif çalıştılar. Ancak kolektif çalışma ve komisyon çalışmalarının devamlılığı konusunda yetersiz kaldılar.
Eğitime belli bir ağırlık verilse de özellikle meclislerin işlevi ve kadın bakış açısı, cins bilinci konularında yeni dönemde üzerinde yoğunlaşmamız gereken bir konu olmuştur. Eğitimin sadece yılda birkaç kez değil sistemli ve düzenli, günlük yaşamımızın bir parçası olacak şekilde çalışmalarımızın merkezinde olacak. Komisyonların işlevli olması önümüzdeki dönem hedefimiz olacak.
Kadın çalışmaları görünür kılınabildi mi?
2017 yılında işgalci ve sömürgeci güçler Bakur, Başûr ve Rojava’da saldırılarını arttırdı. Kürt Halk Önderi’ne uygulanan sınırsız tecrit, Efrîn’in işgali ve taciz ve tecavüz kültürünü yaygınlaştırma çabalarına rağmen kadın direnişleri giderek yaygınlaşıyor. Kadın cinayetleri kapitalist modernitenin başta kadınlar olmak üzere sistem dışı güçlerin iradesinin kırılması amacıyla yapılan saldırılardır. 2017 yılı eylemlilik açısından yoğun bir süreç yaşandı. Eylemsiz geçen tek bir gün neredeyse olmadı. Bütün bu eylemlerde kadınlar organizesinden katılıma kadar çok aktif yer aldı. Avrupa’da kadınlar öncü güç olduğunu göstermiştir.
Ancak kadın emeğinin görünür kılınması noktasında hâlâ eksikliklerimiz var. Çalışmalarda nitel ve nicel olarak var olan çoğunlukla kadındır ancak isim konulduğunda kadın yoktur. Bu da üzerinde yoğunca tartıştığımız konulardan biri oldu. Kadın geleneksel anlayış ve eğitilme tarzından kaynaklı emeğine sahip çıkma konusunda aşırı alçak gönüllü. Söz konusu bizim toplum olduğunda bu daha üst boyutta. Eril anlayışlar bundan faydalanarak kadının emeği üzerine yatma alışkanlığını devam ettiriyor. Kadının göstermiş olduğu bu sadelik ve alçak gönüllülük, erkek egemen zihniyetin kendini ayakta tutması ve zihniyet değişiminin yavaş yürümesi gerçeğini beraberinde getiriyor.
Kadının mücadelenin bütünselliği içinde kendi özgün durumunu, ayrı örgütlenme gerekliliğini hâlâ görmeme, ikna olmama davranışı da kadın emeğinin görünmesini engelliyor.
Emeğin görünür kılınamamasında kadın kurumlarımızın medyayı biraz cimri kullanmalarından da ileri geliyor. Yaptıkları çalışmaları görsel-yazımsal medya ile paylaşmayı çok önemsemiyorlar. Böyle bir kültürü alışkanlık haline getiremedik.
Kurultay sonuç bildirgenizde genel meclislerde kadın temsili zayıflığından bahsetmişsiniz. Bunun nedenlerine dair neler söyleyebilirsiniz?
Aslında nicelik ve nitelik olarak bir artış var ancak meclisleri demokratikleştirme, zihniyet dönüşümü yaratma konusunda yetersizlikleri var. Genel meclislerde kadın arkadaşların yüklendiği sorumluklar ağır. Temsiliyet zayıflığından kastımız, erkek egemen zihniyet, eril yaklaşım tarzlarıdır. Bu tarz, kadınların çalışmasını zorlaştırıyor.
Kadının yüklendiği aile sorumlulukları ve çalışma hayatı da katılımı etkiliyor.
Sindirilmiş kadın kişiliğinin kendisine duydugu güvensizlik, çok iyi yapmasına rağmen erkek ortamında yapamayacağını düşünmesi, özellikle yöneticilik ve karar mekanizmalarını erkeklerin daha iyi yapacağına dair inanç da bir başka etken.
Bu etkenlere rağmen gerek genel gerekse özgün meclislerde büyük bir özveri ile aldığı sorumluluğu başarı ile gerçekleştiren kadın arkadaşlarımız çok. Kadını her alanda kadın öz bilinci ile temsil eden arkadaşlarımız her gün biraz daha çoğalıyor. Özellikle genel meclislerde eşbaşkanlık yapan kadın arkadaşlarımızın duruşunda, kadın özgürlük ideolojisini temsilde gelişmeler var.
Yeni dönemde örgütlülüğü büyütme konusunda ne gibi adımlar atmayı planlıyorsunuz?
Kürt kadınlarının olduğu her yere ulaşmak ve örgütsüz tek bir Kürt kadını kalmayacak şekilde çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız. Deneyimlerimiz neticesinde birebir sıcak ilişki geliştirme, kadınlarımızın günlük sorunlarına, aile, iş ve sosyal sorunlarına çözüm üretmenin en iyi örgütlenme biçimi olduğuna inanıyoruz. Var olan meclis, inisiyatif ve komünlerimizi geliştirerek, yeni meclis ve komünler kurarak örgütlülüğümüzü büyüteceğiz.
Kapitalist modernitenin geliştirdiği bireysellik ve tüketici topluma karşı kolektif yaşam, toplumsal yaşam olanaklarını sunarak, toplumu bireyselliğin izolasyonundan çıkararak örgütlülüğümüzü geliştirmek istiyoruz. Bu amaçla eğitime ağırlık vermek, sosyal projeler geliştirmek önümüzdeki dönemin başlıca çalışmalarından olacaktır.
Örgütlülüğü büyütmek ancak eğitim, örgüt ve eylem bütünlüğünü sağlamadan geçer bilinciyle konfederal sistemimizi büyüteceğiz.
Tecridi kırmak için ‘Freedom for Öcalan’
Aliye Yurdan, ‘Freedom for Öcalan’ adıyla bir yıl sürecek kampanyanın içeriğinin, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik sınırsız tecridin kırılmasına yönelik olduğunu söyledi.
Kürt Halk Önderliği’ne dönük tecrit başat gündeminiz; yeni dönemde hangi yöntemlerle bunun mücadelesini yürüteceksiniz?
Kurultayımızda Kürt Halk Önderliği’ne dönük tecrit konusunda bir yılı kapsayan bir dizi eylemlilik kararı alındı. Buna göre; ‘İmralı tecridini parçalayalım Önderlikle buluşalım” hamlesi kapsamında Önderliğin özgürlüğünü kendi özgürlüğümüzle özdeşleştirdiğimiz bir kampanya yürütülecek. “Freedom For Öcalan” (Öcalan’a Özgürlük) adıyla yürütülecek bu kampanya sürecini yönetecek 5 kişilik bir komite oluşturuyoruz. 30 Eylül-9 Ekim tarihleri arasında bölgelerde sokak kürsüleri kurarak ve halk toplantıları yaparak duyarlılık oluşturmayı amaçlayacağız.
Uluslararası komplonun başladığı tarihin yıl dönümü olan 9 Ekim’de kadın hareketi öncülüğünde saha, eyalet ve bölgelerde miting ve yürüyüşler gerçekleştireceğiz. Strasbourg ve Brüksel’de iki kitlesel eylemi kadın hareketi olarak zengin içeriklerle gerçekleştireceğiz.
Diğer yandan Önderliğin fikirlerinin dünya halklarına aktarılması, yerel diplomasi kapsamında meclislerin dış ilişki komisyonların Önderliğe Onursal Vatandaşlık çalışmalarının büyütülmesi için belediyeler nezdinde girişimlerde bulunacağız.