Strasbourg Sosyoloji Enstitüsü Sosyal Bilimler dalı uzmanı Jannie Archaimbaud, yoksul kesimlerde kadına yönelik şiddetin yaygın olduğu tezinin bir aldatmaca olduğunu belirterek “Bu tez medyanın çarpıtmasıdır ve belli ki, varlıklı kesimler kamufle ediliyor’ dedi. Avrupa’da son beş yıl içinde orta gelirli aile yapısı içinde kadına yönelik şiddet vakalarının yüzde 24’ten yüzde 37’ye fırladığını, gelir düzeyi yüksek kesimlerde ise kadına yönelik fiziksel şiddet oranının yüzde 12’den yüzde 17’ye yükseldiğini belirten Archaimbaud, böylelikle şiddet uygulayan erkek profilinin değiştiğini vurguluyor.
25 Kasım sloganda kaldı
Archaimbaud, gelir düzeyi düşük kesimler için sürekli şiddete mazeret gösterilen ekonomik koşullar, gelir düzeyi düşük kesimlerin sosyal olarak da geri olduğu ve şiddet potonsiyeli taşıdıkları ve ya taşıyabilecekleri gibi ön yargılar üzerinde tezlerin üretildiğini belirtti. Archaimbaud “Bu bir batı bakış açısıdır” dedi. Üçüncü dünya ülkelerinde bu gerçeğin farklı olmadığını vurgulayan Archaimbaud, “Toplumsal oto kontrollerin güçlü olduğu az gelişmiş ülkeler veya kırsal kesim topluluklarında kadın-erkek ilişkisinin batıya göre daha toplumsal ve kolektif olduğu biliniyor. Çok gelişmişlik kültürel ve gelişmiş sosyal bir yapı ise Avrupa’da hiç bir kadının şiddet görmemesi gerekiyordu” dedi. 17 Aralık 1999 yılında Birleşmiş milletler’in kabul ettiği, ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nün sadece bir gün olarak sloganlaştığını vurgulayan Archaimbaud, BM’ye bağlı devletlerin bir çoğunda şiddetin önüne geçecek caydırıcı yasaların olmadığını ifade etti.
Orta sınıfta şiddet arttı
Jannie Archaimbaud, Avrupa’da özellikle orta sınıf kesimlerinde kadına yönelik şiddet oranında hızla bir yükselişin olduğuna dikkat çeken Archaimbaud şöyle diyor: “Özellikle bireysel yaşamdan kaynaklı şiddet olgusu, bu sınıf üzerinde etkin. Ekonomik özgürlük olgusu gelişmisse de hızla yaygınlaşan deprasyon rahatsızlıkları, özellikle erkeklerde yaşanan cinsel sapkınlıklar, karşılıklı güvensiz ilişki biçimleri ve iş stresi şiddet olgusunun gelişmesine neden oluyor.”
Hiçleştirme yaygınlaşıyor
Gelir düzeyi yüksek kesimlerde ise, şiddet olgusunun daha çok psikolojik şiddet olduğunu belirten Archaimbaud “Erkeğin kadını en fazla hiçselleştirmesi bu sınıflarda yaygın. Fiziksel şiddet oranında bir yükseliş olsa da, esas olarak uygulanan psikolojik şiddet boyutu son 5 yıl içinde yüzde 68’lere dayanmış durumda. Genel anlamıyla en fazla psikolojik tedavi gören kadınlar, bu kesim içinde oldukça yaygın. Erkekteki alkol bağımlılığı da yine bu kesim içinde bir o kadar yaygınlaşıyor.
11 Eylül ile bilinçli öne çıkarıldı
Archaimbaud, ayrıca 11 Eylül ile birlikte Avrupa’da özellikle göçmen kesimleri özel de ise göçmen kadınlara yönelik çok sert bir ön yargı ağı oluşturulduğunu belirtti. Archaimbaud, “Gazeteler, televizyonlar, bazı araştırma ve inceleme ajansları gibi bir çok kurum, 11 Eylül ile birlikte birden bire göçmen kadınların şiddet gördüğünü, erkeklerin mutlak anlamda şiddet uyguladığını, İslam toplumlarında kadının bir yeri olmadığını ve sürekli ezildiğini, göçmenlerin kültürsüz, geri ve asosyal oldukları tekrarladı, tekrarlıyor. Bu gerçeği yansıtmıyor. Evet bu hususta bir kapalı toplum olgusu var ama biliyoruz ki göçmen topluluklar arasındaki toplumsal oto kontrol olgusu oldukça güçlüdür ve şiddet uygulama oranını düşük tutuyor. Avrupa’da orta sınıfta görünen ekonomik yeterlilik, alkol ve uyuşturucu kullanım oranı kadına şiddet oranını yükseltiyor.
Yüzde 39’u şiddet uyguluyor
Göçmenlerde ekonomik yeterlilik oranı şiddet uygulayan ve ekonomik olarak yeterlilik derecesinde bulunan bir Avrupalı’dan yüzde 43 oranında daha küçük. Yine göçmen toplulukları arasında alkol ve uyuşturucu bağımlılığı orta sınıf Avrupalı’ya göre oldukça aşağılarda. Böylesi bir sonuçta göçmen toplulukların daha fazla şiddet uyguladığı doğru ve gerçekçi olamaz” dedi. Archaimbaud, son olarak şunları belirtti: “Kadına şiddet oranı orta sınıf ve varlıklı aileler arasında hızla yaygınlaşıyor. Akademik kariyer yapmış her 100 erkekten, 39’u kadına fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet uyguluyor. Yine akademik kariyer sahibi her 100 kadından 41’i sokakta, iş yaşamında, ailede, erkek tarafından çeşitli şiddet vakalarına maruz kaldığını belirtiyor. Aile kültürünün yok olduğunu, toplumsal oto kontrolünün ortada kalktığı, kadının hiçselleştirildiği ve tek seçeneğin kadına yönelik şiddetin yasalarla tarif edilmesi, kadın yönelik uygulanan şiddetinin önüne geçilemeyeceğini göstermiştir.”
ALİ ONGAN/STRASBOURG