Ortadoğu’da demokratik halk cephesinin temsili olan Rojava devrimine karşı uluslararası saldırılar artarak sürüyor.

Mısır’da İhvan’ı devirerek yeni bir yönetim kurmak isteyenlerin işi kolay görünmüyor. Darbe yapan Sisi’nin Mübarek ve Mursi’den farklılığı belirsizliğini koruyor.
Mısır’daki darbenin sıcaklığını hisseden Türkiye, Ergenekon davasını büyük cezalarla sonuçlandırarak “bundan sonra darbe olmaz” fikrini hem kitlelerde hem de kendisinde yaratmaya çalışıyor. Böylece psikolojisini rahatlatıyor.
Türkiye, iç politikada yaşadığı açmazlarla, dış politikada Suriye-Mısır konularındaki çıkmazlarını İran’daki “yeni” yönetimle ilişkilenerek aşmak istiyor. Davutoğlu’nun İran gezisi sonrası açıklamaları tribünlere seslenen bir taşra politikacısını aşmıyor.
Hükümetin demagojiyi aşmayan söylemleri beş aydır sürdürülen, pratik anlamda tıkanmış sürecin önünü açmaya yetmiyor.
Rojava şahsında demokrasi, özgürlük isteyen Kürtlük AKP ve ortaklarının saldırısı altında. Bu durum sadece Rojava ve Suriye’ye özgüdür denemez, kimse de demiyor.
Kuzey’deki Kürtlerle birlikte yaşama istemini belirten bir hükümetin Rojava Kürtlerine saldıranlara ortaklık etmesi, destek vermesi söylemlerin sahteliğinin ispatıdır.
Bu duruma karşı ne yapmak gerekir?
Yapılan, yapmak istenilen devlete çağrı, tehdit değil; halka, halk öncülerine öngörüleni anlatma çabasıdır. Rojava devrimini Kürdistan devrimi olarak görmek, oraya saldırıyı kendimize saldırı olarak görüp böyle katılmak önemlidir. Şimdiye kadar ki destekçi duruş yetersizdir.
Franco faşizmine karşı İspanya’da dünyanın dört bir yanından gelerek savaşan uluslararası Devrimci Tugaylar, Küba’dan “Carlotta çıkarmasıyla” Angola devrimine katılmaya giden binlerce genç ve daha sayılabilecek onlarca tarihsel örnek vardır. Deniz Gezmiş, Mustafa Marangoz, Sinan Cemgiller gibi pek çok Türkiye ve Kürdistan devrimcisi Filistin halkıyla birlikte İsrail saldırılarına karşı durmuştur. Böyle bir mirasa sahip halklar olarak mevcut duruş kabul edilemezdir.
Diğer taraftan Rojava devrimine saldıran güçlerin hem maddi destek hem de eleman sahası olan Türkiye’de bu durumu engelleyecek örgütlenme yoktur. Sadece destek eylemleri, oturma eylemleri yetmez. Katliamcıların yanı başımızdan devşirildiği bir ortamda basın açıklaması ne işe yarar? Yaşamdaki yansıması ne olur?
Yapılanların Türkiye’de geliştirilmek istenen süreçle sıkı bir bağı vardır. Kuzey ve Rojava mücadeleleri birlikte yürütülürken birini yürütme, diğerini bir kenarda bırakma gerekçesi yapılmaktadır. Kürt Halk Önderi’nin başlattığı hamlenin başarıya ulaşması bu durumun aşılmasıyla bağlantılıdır.  Rojava devrimi AKP Hükümeti’nce gündem saptırması olarak kullanmak istenmektedir. AKP, Gezi Parkı direnişi sürecinde yaptığını tekrarlamaya çalışıyor. Buna karşı Türkiye demokrasi güçleri ve Kürt siyasi hareketi de, Gezi direnişinde yaşanılan yetersizliklerin tekrarını yaşıyor. Gündem sapmalarından en önemlisi; hayati bir süreçten geçerken, süreç bitme tehlikesiyle karşı karşıyayken seçimleri gündeme koymak, aday tartışmaları yapmaktır.
Sürecin başarıyla sonuçlanması Kürt Ulusal Kongresi’nin başarıyla sonuçlanmasıyla birebir bağlantılıdır. Kongrenin önemi stratejiktir. Yıllardır Kürtler arasında yaratılmış parçalı duruşu aşabilmenin önemli bir adımı olarak Ulusal Kongre, farklı güçlerin temsilciliğini yapan, kullanılan Kürt gerçeğinden çıkış çalışmasıdır. Bu farklı güçlerin eski çizgilerinin kabul edildiği, bu çizgilere girildiği şeklinde anlaşılmamalıdır. Siyasal çizgi bellidir. Bunun anlaşılması için KONGRA GEL Genel Kurulu sonrasında yayınlanan siyasi tutum belgesi önemlidir.
Türkiye’de yürütülmek istenen sürecin gelişmesi Kürt Halk Önderi üzerinde uygulanan tecritle mümkün değildir. Her gün zindandaki hasta tutuklular adım adım ölüme yaklaşıyor. Binlerce Kürt siyasetçisi halen hapistedir. Bunun için süreç yapılacak eylemlerle sabote olmaz. Tam tersine bu yetersiz duruş sürecin bitimine zemin olmaktadır.
Türkiye, devleti ve halkıyla bir girdabın merkezine doğru gidiyor. Bunu engelleyecek tek güç demokrasi güçlerinin eylemi, çabasıdır. Bunu görmek, hızla harekete geçmek tarihi görevdir.